Birinin şöyle dediğini duydum: bağırsakların kadar sağlıklısındır.Κάποιοι λένε ότι η υγεία μας εξαρτάται από την υγεία του εντέρου μας.
Birinin şöyle dediğini duydum: bağırsakların kadar sağlıklısındır.Говорят, что мы здоровы настолько, насколько здоровы наши кишки.
Birinin şöyle dediğini duydum: bağırsakların kadar sağlıklısındır.Чух някой да казва, че сте толкова здрави, колкото са червата ви.
Birinin şöyle dediğini duydum: bağırsakların kadar sağlıklısındır.Я чула, як хтось казав: що ви такі здорові, як ваш кишківник.
Birinin şöyle dediğini duydum: bağırsakların kadar sağlıklısındır.שמעתי מישהו אומר שאתה בריא כמו המעי שלך.
Birinin şöyle dediğini duydum: bağırsakların kadar sağlıklısındır.لقد سمعت أحدهم يقول أنك تكون صحيحا بقدر صحة أمعائك.
Birinin şöyle dediğini duydum: bağırsakların kadar sağlıklısındır.言葉があるように 体に良い微生物の入ったヨーグルトを食べて
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Beberapa tahun kemudian saya mendengar lelucon tentang pemain biola terhebat, Jascha Heifetz.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Câţiva ani mai târziu am auzit o glumă despre cel mai mare violonist, Jascha Heifetz.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Einige Jahre später hörte ich einen Witz über den größten Violinisten Jascha Heifetz.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Enkele jaren later hoorde ik een grap over de grootste violist, Jascha Heifetz.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Hace algunos años escuché un chiste acerca del gran violinista, Jascha Heifetz.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Kilka lat później usłyszałam dowcip o wspaniałym skrzypku, Jaschy Heifetzu.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Néhány évvel később hallottam egy viccet a legnagyobb hegedűsről, Jascha Heifetz-ről.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.O několik let později jsem slyšela vtip o nejvýznamnějším houslistovi, Jaschovi Heifetzovi.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Qualche anno dopo, sentii un aneddoto sul più grande violinista, Yasha Heifetz.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Vài năm sau cháu nghe được chuyện đùa về người chơi violin vĩ đại nhất, Jascha Heifetz.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Μερικά χρόνια αργότερα άκουσα ένα αστείο για τον σπουδαιότερο βιολιστή, Γιάσα Χάϊφετς.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Несколько лет спустя я услышала шутку о самом лучшим скрипаче, Яше Хеифеце.
Bir kaç sene sonra, büyük bir kemancı Jascha Heifetz hakkında bir espri duydum.Няколко години по-късно чух шега за известния цигулар Яша Хайфец.
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Da de gik ud sammen, Alice hørte kongen sige i en lav stemme, til virksomheden generelt, "Du er alt tilgivet."
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Khi họ đi với nhau, Alice nghe vua nói bằng một giọng thấp, cho công ty nói chung, 'Bạn là tất cả tha lỗi. "
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'그들이 함께 나갔던로서, 앨리스는 회사에, 왕이 낮은 목소리로 말을 들었는데 일반적으로, '당신은 모두 사면하고 있습니다. "
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Ko so odšli skupaj, Alice slišal King pravijo v nizkem glasu, za družbo na splošno, 'Ti si vse pomilostil. "
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'När de gick ut tillsammans, hörde Alice kungen säger med låg röst, till bolaget allmänhet, "är du förlåten."
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Коли вони пішли разом, Аліса чула Король сказав, знизивши голос, щоб компанія як правило, "Ви все помилувані".
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'כשהם הלכו יחד, שמע אליס המלך לומר בקול נמוך, לחברה בדרך כלל, "אתה כל חנינה."
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'كما خرج معا ، واستمعت أليس الملك يقول في صوت منخفض ، للشركة عموما ، "هي كل ما عفا".
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'一般的に、"あなたはすべて赦免されています。' '良い事だと、来て!"彼女は彼女がでかなり不満感じていたために、つぶやきました
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Ca profesor, a fost pentru prima dată când am auzit cuvintele: "să învățăm singuri" rostite atât de natural.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.C'est la première fois, en tant que professeur, que j'ai entendu "apprende par soi-même" si naturellement.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Da hörte ich als Lehrer zum ersten Mal den Ausdruck "uns selbst etwas beibringen" so beiläufig geäußert.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Era la prima volta da insegnante che sentivo la frase "imparare da soli" detta con tale noncuranza.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Het was voor het eerst in mijn werk als docent dat ik de woorden 'zelf leren' zo terloops hoorde gebruiken.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Opettajana se on ensimmäinen kerta, kun kuulin sanat "opettaa itsellemme" sanottuna niin huolettomasti.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.To bolo po prvýkrát, čo som ako učiteľ počul povedať slová "učiť sa navzájom" tak prirodzene.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Untuk pertama kalinya, sebagai guru, saya mendengar kata "belajar sendiri" diucapkan secara kasual.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Wówczas po raz pierwszy usłyszałem, by ktoś tak beztrosko mówił o samodzielnym uczeniu się.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Ως δάσκαλος,είναι η πρώτη φορά που άκουσα τη φράση να "μάθουμε μόνοι μας" να λέγεται τόσο ανέμελα.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Тогава за пръв път в ролята си на учител чух "сами да се учим" да звучи толкова естествено.
Bir öğretmen olarak ilk kez "kendimize öğrettik" sözünü bu kadar doğal bir şekilde kullanıldığını duydum.Я уперше за весь час роботи вчителем почув, щоб хтось так недбало вимовив фразу "самотужки вивчити".
Bir şey duydum da ne demek?Apa maksudmu mendengar sesatu..?
Bir şey duydum da ne demek?Cos'č che avresti sentito?
Bir şey duydum da ne demek?Entendu quoi ?
Bir şey duydum da ne demek?Mit hallottál?
Bir şey duydum da ne demek?Nghe thấy gì chứ?
Bir şey duydum da ne demek?ماذا تعني بأن سمعت شي ما ...؟
-bir şeyler çeviriyor. -Emin misin? Öyle duydum.- Det er åbenbart oberst Mustang.
Bir ya da iki dakika sonra tekrar hareket başladı ve Alice Tavşan duydumAprès une minute ou deux, ils ont commencé à se déplacer à nouveau, et Alice entendit le Lapin dire:
Bir ya da iki dakika sonra tekrar hareket başladı ve Alice Tavşan duydum'barrowfulはそもそも、尽くす。"と言う
Bir ya da iki dakika sonra tekrar hareket başladı ve Alice Tavşan duydum분 또는 두 후에, 그들은 다시 이동에 대한 시작, 그리고 앨리스는 토끼를 들었
Bir ya da iki dakika sonra tekrar hareket başladı ve Alice Tavşan duydumNa een minuut of twee, begonnen ze bewegen weer, en Alice hoorde het Konijn zeggen:
Bir ya da iki dakika sonra tekrar hareket başladı ve Alice Tavşan duydumСлед минута или две, те започнаха да движи отново, и Алиса чу Заека казват:
Bir ya da iki dakika sonra tekrar hareket başladı ve Alice Tavşan duydumאחרי דקה או שתיים, הם התחילו להסתובב שוב, אליס שמעה את הארנב
Bir ya da iki dakika sonra tekrar hareket başladı ve Alice Tavşan duydumبعد دقيقة أو اثنتين ، بدأوا يتحركون مرة أخرى ، أليس واستمع أرنب
Bir yerden yeni döndüğünü duydum.Hallottam most jöttél vissza valahonnan.
Bir yerden yeni döndüğünü duydum.J'ai entendu que tu revenais de l'étranger.
Bir yerden yeni döndüğünü duydum.سمعت انك عدت للتو
Bir yüzük aldığını duydum.Hallottam, hogy gyűrűt vett.
Bir yüzük aldığını duydum.J'ai entendu que tu avais acheté une bague.