duvarların ile cümle
duvarların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Die hebben een soort van zesde zintuig zoals Supermans röntgenogen.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Elas têm como que um sexto sentido como a visão de raios X do Super-Homem.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Ele au un fel de al șaselea simț, la fel ca vederea cu raze x a lui Superman.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Elles ont une sorte de sixième sens comme la vision à rayon x de Superman.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Hanno un certo sesto senso simile alla vista a raggi x di Superman.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Mają coś w rodzaju szóstego zmysłu jak zdolność Supermana do prześwietlania.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Mají něco jako šestý smysl, jako Supermanův rentgenový pohled.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Mintha hatodik érzékkel rendelkeznének olyan, mint Szuperman röntgenlátása.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Nó là một loài có giác quan thứ sáu như tia x quang của Superman
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Sie habe so etwas wie einen sechsten Sinn wie Supermanns Röntgenblick.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Tienen una suerte de sexto sentido como la visión de rayos X de Superman.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Кажется, что они обладают шестым чувством вроде рентгеновского зрения Супермена.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,Те имат нещо като шесто чувство, като рентгеновото зрение на Супермен.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,יש להם מין חוש שישי כמו ראיית הרנטגן של סופרמן.
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,انها تملك نوعاً من الحاسة السادسة مثل رؤية " الرجل الخارق " المخترقة للجدران
Superman'in duvarların ötesini görebilmesi gibi... bunların da bir tür 6. hissi var,第六感を持っていて 地磁気を感じとる事ができます
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.3.000 Talenter Guld, Offrguld, og 7.000 Talenter lutret Sølv til at overtrække Bygningernes Vægge med,
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.Háromezer tálentom aranyat Ofir aranyából és hétezer tálentom tiszta ezüstöt, a házak falainak beborítására.
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.곧 오빌의 금 삼천 달란트와 천은 칠천 달란트라 모든 전 벽에 입히며
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.tremila talenti d'oro, d'oro di Ofir, e settemila talenti d'argento raffinato per rivestire le pareti interne
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.tre tusen talenter gull, gull fra Ofir, og syv tusen talenter renset sølv til å klæ tempelrummenes vegger med,
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.tức là ba ngàn ta lâng vàng Ô-phia, và bảy ngàn ta lâng bạc thét, đặng dùng bọc các vách đền;
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.tức_là ba ngàn ta lâng vàng Ô - phia , và bảy ngàn ta lâng bạc thét , đặng dùng bọc các vách đền ;
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.שלשת אלפים ככרי זהב מזהב אופיר ושבעת אלפים ככר כסף מזקק לטוח קירות הבתים׃
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.ثلاثة آلاف وزنة ذهب من ذهب اوفير وسبعة آلاف وزنة فضة مصفّاة لاجل تغشية حيطان البيوت
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.就 是 俄 斐 金 三 千 他 連 得 、 精 鍊 的 銀 子 七 千 他 連 得 、 以 貼 殿 牆
Üç bin talantfı Ofir altını ve tapınağın duvarlarını kaplamak için yedi bin talant kaliteli gümüş.就是 俄斐金 三千 他 連得 、 精鍊 的 銀子 七千 他 連得 、 以 貼殿牆
Vasari tarafından süslenen 500'ler Salonunun uzun duvarlarında kayıp Leonardo'yu aramak üzere.레오나르도의 작품을 찾기 위해 바사리가 그린 벽화를 조사하기 시작했습니다.
Vasari tarafından süslenen 500'ler Salonunun uzun duvarlarında kayıp Leonardo'yu aramak üzere.Vasari falfestményeit az Ötszázak termének hosszanti falán, hogy megkeressük az elveszett Leonardo-t.
Vasari tarafından süslenen 500'ler Salonunun uzun duvarlarında kayıp Leonardo'yu aramak üzere.Vasariho fresiek na dlhých stenách Sály 500 a pátrali sme po stratenom Leonardovi.
Vasari tarafından süslenen 500'ler Salonunun uzun duvarlarında kayıp Leonardo'yu aramak üzere.שעוטרו על ידי VASARI על קירותיו הארוכים של היכל ה-500 בחיפוש אחר הליאונרדו האבודה.
Vasari tarafından süslenen 500'ler Salonunun uzun duvarlarında kayıp Leonardo'yu aramak üzere.صممت من قبل فازاري على جدران طويلة لقاعة الخمسمائة للبحث عن مفقودة ليوناردو
Vasari tarafından süslenen 500'ler Salonunun uzun duvarlarında kayıp Leonardo'yu aramak üzere.失われたレオナルドの作品を 探すことにしました ただ残念ながら 当時 探すべきところは
Ve ayrılık duvarlarını kırıyor olursunuz.E questo abbatte i muri della separazione.
Ve bu kaplar da küflerin bakteri hücrelerinin duvarlarına saldırmasını temsil ediyor.곰팡이는 이 컵들로 나타낸 세균 세포벽을 공격합니다.
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.Ahora tienes cosas llamadas pared celular, aunque no están completamente rígidas.
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.Also hast du Dinge die man Zellwand nennt, obwohl sie nicht unbedingt ganz fest sind.
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.Mamy więc ściany komórkowe,ale one nie muszą być koniecznie całkowicie sztywne.
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.Sehingga Anda memiliki hal yang disebut dinding sel, meskipun mereka tidak harus benar-benar kaku.
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.Zvětším to.
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.Έτσι έχεις πράγματα που ονομάζεται κυτταρικών τοιχωμάτων, αν και δεν είμαστε αναγκαστικά τελείως άκαμπτη.
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.完全にガチガチに固まっているわけではない。 少し硬さを加えた、風船みたいなもだと
Yani zamanla bir kişi doğru gıda almıyorsa veya yatkınlığı varsa damar duvarlarında bu plaklar oluşabilir.즉 만일 올바르지 못한 식사를 하거나, 혹은 그러한 내재적 소인이 있으면, 플라그라 불리는 이러한 것들이 동맥 벽에 생길 수 있습니다.
Yani zamanla bir kişi doğru gıda almıyorsa veya yatkınlığı varsa damar duvarlarında bu plaklar oluşabilir.Pláty jsou tvořeny lipidy, tedy látkami jako jsou tuky, cholesteroly a také mrtvé bílé krvinky.
Yani zamanla bir kişi doğru gıda almıyorsa veya yatkınlığı varsa damar duvarlarında bu plaklar oluşabilir.プラークができてしまった プラークの材料は、脂質とか脂肪
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Ett ungt fruktträd är Josef, ett ungt fruktträd vid källan; dess grenar nå upp över muren.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Et ungt frukttre er Josef, et ungt frukttre ved kilden; grenene skyter ut over muren.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Et yppigt Vintræ er Josef, et yppigt Vintræ ved Kilden, Ranker slynger sig over Muren.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Giô-sép là chồi của cây tươi tốt, Mọc gần bên suối nước; Nhành nhánh phủ bao trên ngọn tường.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Giô-sép là chồi của cây tươi_tốt , Mọc gần bên suối nước ; Nhành nhánh phủ bao trên ngọn tường .
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Joosef on nuori hedelmäpuu, nuori hedelmäpuu lähteen reunalla; sen oksat ulottuvat yli muurin.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar."José es un retoño fructífero, retoño fructífero junto a un manantial; sus ramas trepan sobre el muro
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.José é um ramo frutífero, ramo frutífero junto a uma fonte; seus raminhos se estendem sobre o muro.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Joseph wird wachsen, er wird wachsen wie ein Baum an der Quelle, daß die Zweige emporsteigen über die Mauer.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Jozef is een vruchtbare boom, die naast een bron staat. Zijn takken steken boven de muur uit.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Jozef je syn plodného stromu, syn plodného stromu nad prameňom; jeho letorasty vychádzajú na múr.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.요셉은 무성한 가지 곧 샘 곁의 무성한 가지라 그 가지가 담을 넘었도다
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Latorośl płodna Józef, latorośl wyrastająca nad źródłem, a latorośli jego rozchodzą się po murze.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Ratolest rostoucí Jozef, ratolest rostoucí podlé studnice; ratolesti vycházely nad zed.
‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.Termékeny fa József, termõ ág a forrás mellett, ágazata meghaladja a kõfalat.