Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.Una cosa es que tenemos que alejarnos del teatro.
Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.Une première chose: nous devons rester à l'écart de la scène.
Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.Un lucru e clar, trebuie să stăm deoparte de teatru.
Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.Первое, мы должны находиться подальше от популистских акций.
Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.Първо, да не обръщаме внимание на театрото.
Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.קודם כל, עלינו להתרחק מההצגה שבעניין.
Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.شيء واحد هو، يجب أن نكون بعيدين من مسرح الأحداث
Birincisi -- bu oyunlardan uzak durmamız gerek.行動をおこさなければなりません
Bir yerde durmam lazım. Bir şeyler düşünmem için sizden ayrılıyorum.Devo fermarmi da qualche parte e lasciarvi qualcosa da immaginare
Bir yerde durmam lazım.이제 그만 말해야겠죠
Bir yerde durmam lazım.علي أن أتوقف في مكان ما
Bu kötü! Ordu durmamamızı emretti!Armeija kielsi pysähtymästä.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Así que ya no hay señales que nos indiquen que hay que parar.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Er is dus geen signaal meer dat ons zegt dat we moeten stoppen.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Es gibt also kein Signal mehr, das uns sagt, wann wir aufhören sollen.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Jadi tidak ada tanda pembatas lagi bagi kita.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.그러니까, 이제는 더 이상 사용을 중지하라는 신호가 없어진거죠.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Nie ma sygnału, by przestać.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Nous n'avons donc plus de signal qui nous dise d'arrêter.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Nu mai avem un semnal care să ne spună să ne oprim.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Portanto, não existe mais nenhuma luz que nos diga para parar. Ótimo, não é?
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Quindi non c'è più un segnale che indica di fermarsi.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Thế nên, không còn dấu hiệu bảo chúng ta dừng lại
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Έτσι λοιπόν, δεν έχουμε σημείο αναφοράς για το πότε να σταματήσουμε.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Няма сигнал, който ни предупреждава да спрем.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Отже, не маємо причин зупинятися.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.Поэтому нет больше сигнала, призывающего нас остановиться.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.אין לנו יותר סימן שיאמר לנו להפסיק.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.و لا يوجد أي مؤشر يخبرنا بأنه يجب علينا التوقف.
Bu yüzden artık durmamızı söyleyen bir işaret yok.これって良いことなのでしょうか? 建物に関しても同様のことが言えます
Ciddiyim çocuklar bu şeyin üstünde durmamalıyız. Charliee, Charlieeeee, Charrrrlieeee...Charlie, charli - ee, charrr-leee,
Ciddiyim çocuklar bu şeyin üstünde durmamalıyız.여기 있으면 안될 것 같은데
Direksiyona bu kadar yakın durmamalısın, biraz mesafe bırak.En plus, tu ne devrais pas être si prèsNdu volant, garde une certaine distance.
Direksiyona bu kadar yakın durmamalısın, biraz mesafe bırak.És nem kéne olyan közel hajolnod a kormányhoz, legyen egy kis távolság.
Direksiyona bu kadar yakın durmamalısın, biraz mesafe bırak.Και μην κάθεσαι τόσο κοντά στο τιμόνι. "σε ένα κενό ανάμεσα σε σένα και σ'αυτό.
Direksiyona bu kadar yakın durmamalısın, biraz mesafe bırak.لا تقتربي كثيرا من المقود...اتركي مسافة بينكم
Fakat burada, bu noktada durmamızın sebebi, demirin füzyonundan enerji elde edememeniz.Důvod, proč v tomto bodě dochází k zastavení, je ten, že slučováním jader železa nemůžete dostat energii.
Fakat burada, bu noktada durmamızın sebebi, demirin füzyonundan enerji elde edememeniz.Powodem, dla którego zatrzymujemy się przy żelazie jest to, że jego fuzja nie dostarcza energii.
Fakat burada, bu noktada durmamızın sebebi, demirin füzyonundan enerji elde edememeniz.Синтез закінчується залізом, тому що при синтезі заліза енергія не виділяється.
Hiç bir adam yolunda durmamalı...機を逃せば 言うべきだった言葉は—
Hiçbir şey için özür dilemek zorunda değilsin. Seni hayatın boyunca kuyularda gezdirip durmamalıydım.ما كان يجب أن أسحبك معى حول آبار البترول
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Azda sme ani nemohli vydržať vnútri, keďže v oknách boli vrecia s pieskom.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Chúng ta có lẽ khó mà ở trong nhà với đầy những túi cát tại các cửa sổ
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla. Çok hüzünlü, karanlık.Nu puteam sta înăuntru, cu toți sacii de nisip la ferestre, într-o cameră întunecată.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla. Çok hüzünlü, karanlık.Мы не могли оставаться в помещении, среди мешков с песком на окнах, во мраке и тоске.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.우리는 창문이 모래주머니로 가려져 있는 실내에만 있을 수가 없었습니다.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Não podíamos permanecer dentro de casa, com todos aqueles sacos de areia nas janelas.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Nebylo možné zůstat uvnitř, se všemi těmi pytli písku v oknech.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Nie mogliśmy zwyczajnie siedzieć w budynku, za oknami zasłonionymi workami z piaskiem.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Non potevamo proprio stare all'interno con tutti i sacchi di sabbia alle finestre.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.No podíamos permanecer adentro con todas esas bolsas de arena en las ventanas.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Nous ne pouvions pas rester à l'intérieur, avec tous ces sacs de sable aux fenêtres.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Semmiképpen nem maradhattunk bent, azzal a sok homokzsákkal az ablakban.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.We konden onmogelijk binnen blijven, met al die zandzakken voor de ramen.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Wir konnten unmöglich drinnen bleiben, mit all den Sandsäcken an den Fenstern.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Δεν μπορούσαμε να μείνουμε μέσα, με όλους τους αμμόσακους στα παράθυρα.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.Нямаше как да останем на закрито, с всичките тези пясъчни торби, които укрепяваха прозорците.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.פשוט לא יכולנו להשאר מסוגרים בפנים, עם כל שקי החול שמכסים את החלונות.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.ربما كنا غير قادرين على البقاء بالداخل مع كل أكياس الرمل على النوافذ.
İçeride durmamız mümkün değildi, camlardaki tüm o kumtorbalarıyla.屋内に籠もってはいられません 屋内は陰気で 暗いです