dram ile cümle
dram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Dünyamız dramatik bir şekilde değişti.Nosso mundo tem mudado dramaticamente.
Dünyamız dramatik bir şekilde değişti.Ο κόσμος μας έχει αλλάξει δραματικά.
Dünyamız dramatik bir şekilde değişti.Наш мир кардинально изменился.
En dramatik değişimler Çin ve bir çok diğer ülkede olacak olan gökdelen tipi yeni piramitler olacak.가장 극적인 변화는 중국을 비롯한 많은 국가의 인구 피라미드가 고층건물 같은 모양을 가질 것이라는 겁니다.
En dramatik değişimler Çin ve bir çok diğer ülkede olacak olan gökdelen tipi yeni piramitler olacak.Najdrastickešou zmenou budú nové vekové pyramídy typu mrakodrap v Číne a mnohých ďalších krajinách.
En dramatik değişimler Çin ve bir çok diğer ülkede olacak olan gökdelen tipi yeni piramitler olacak.Pojawią się sięgające chmur rodzaje piramid w Chinach i innych krajach.
En dramatik değişimler Çin ve bir çok diğer ülkede olacak olan gökdelen tipi yeni piramitler olacak.השינוי הדרמטי ביותר יהיה סוג חדש של פירמידות, גורדי שחקים, שיתרחשו בסין ובארצות רבות אחרות.
En dramatik değişimler Çin ve bir çok diğer ülkede olacak olan gökdelen tipi yeni piramitler olacak.高層ビルのような 新しいタイプのピラミッドでしょう 若い人たちは引退なんてことは忘れてください
Epey dramatik bir iniş. Uçak 4 kere pas geçti ve hiç inemeyeceğini düşündüm.Весьма впечатляющая посадка, самолет заходил четыре раза, и я немного опасался, что он вообще не сядет.
Epey dramatik bir iniş.Uma aterragem dramática.
Epey dramatik bir iniş.Un atterraggio abbastanza arduo --
Epey dramatik bir iniş.Un atterrissage spectaculaire --
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Ale evidentně větším problémem, o němž všichni víme, je obezita, jež je neuvěřitelná.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Ale samozrejme väčším problémom, o ktorom všetci vieme, je obezita, a je dramatický.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Azonban a mindannyiunk által ismert legnagyobb gond az elhízás, ami drámai méreteket öltött.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Dar, evident, problema mai mare de care ştim cu toţii e obezitatea, şi e dramatică.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Jednak większym problemem, jest wielka otyłość.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.그러나 우리 모두가 알고 있는 더 큰 문제는 명백하게 비만입니다. 그리고 이것은 극적입니다.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Maar natuurlijk het grotere probleem dat we allemaal kennen is overgewicht, en het is dramatisch.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Nhưng còn 1 vấn nạn khác mà ai cũng biết đó là nạn béo phì, cũng là một thảm kịch.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Ovviamente, il maggior problema che conosciamo è l'obesità ed è drammatico.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Pero obviamente el mayor problema que todos conocemos es la obesidad y es dramático.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Porém, o maior problema que todos conhecemos é a obesidade, e é dramático.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Tentu saja masalah yang lebih besar yang sudah kita ketahui adalah masalah obesitas yang sangat dramatis.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Αλλά προφανώς το μεγαλύτερο πρόβλημα το οποίο γνωρίζουμε όλοι είναι η παχυσαρκία,και είναι δραματικό.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Ещё большей проблемой, однако, является ожирение, причём масштаб её серьёзный.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.Очевидно обаче по-големият проблем, известен на всички нас, е затлъстяването, а то е драматично.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.אבל ברור שהבעיה הגדולה יותר שכולנו מכירים היא השמנה, וזה דרמטי.
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.ولكن المشكلة الاكبر من الجوع في بلدنا . .هي تلك التي نعلمها جميعا هي السمنة .. وهي مشكلة عويصة جدا
Fakat açıkcası hepimizin bildiği en büyük problem şişmanlıktır ve bu dramatiktir.肥満で こちらは劇的です 飢餓と肥満はここ30年で激化してきた
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Aber das Drama ist natürlich, dass sich klar zeigt, dass kleinschrittiger Wandel keine Option ist.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Ale oczywiście problemem jest to, że stopniowa zmiana nie wchodzi w grę.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Ale samozřejmě problém je v tom, že tohle jasně ukazuje, že postupné změny nejsou možné.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Dar desigur, drama este, în mod clar, aceea că schimbarea incrementală nu este o opțiune.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.그러나 물론, 변화를 계속 늘려나가는 것이 선택사항은 아니라는 것은 분명합니다.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.La cosa drammatica è chiaramente che i cambi a piccoli incrementi non bastano.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Maar natuurlijk is het drama, en dat is duidelijk, dat geleidelijke verandering geen optie is.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Men problemet är såklart- -att stegvis förändring inte är ett alternativ.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Mutta tietysti, dramatiikka on siinä, se selvästi näyttää, että vähittäinen muutos ei ole vaihtoehto.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Αλλά το κακό είναι ότι φαίνεται ξεκάθαρα ότι δεν έχουμε την επιλογή της σταδιακής αλλαγής.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Но, конечно, драма в том, что такая картина четко показывает, что постепенные изменения -- это не вариант.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.Но, разбира се, драмата е, това се вижда ясно, че постепенната промяна не е опция.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.אך כמובן, הדרמה היא שזה מראה בבירור ששינוי מצטבר אינו בגדר אפשרות.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.و لكن بالطبع، دراما الموقف تظهر بوضوح أن التغيير التدريجي ليس بخيار.
Fakat elbette dram şudur ki, açıkça gösteriyor küçük değişim bir seçenek değil.それを示す科学的な証拠もあります 非常に過酷な状況です
(Gülüşmeler) Özellikle dramatik olan bir örnek Capgras sendromu adıyla bilinen nörolojik hastalıktan gelir.Een bijzonder dramatisch voorbeeld hiervan is de neurologische afwijking bekend als Capgras-waan.
Hataya sebep olan nedir? Olayın dramatikliği mi -- bu kadar görkemli olan?Και τι είναι αυτό που προκαλεί τη σύγχυση; Είναι το δράμα του γεγονότος -- το ότι είναι τόσο θεαματικό;
Hemen ölmüyor muydu? Çok büyük, dramatik bir sahne vardır... Oğlu gidince kalp krizi geçirir.Mindjárt meghalt? ...akkor volt egy ilyen drámai nagyjelenet, hogy szívinfarktust kap, amikor elmegy a fia.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Am ajuns să ne ambalăm cu toţii pentru aceste atacuri dramatice.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Chúng ta tiến tới quan tâm hơn tới các vụ tấn công kinh hoàng.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Hemos evolucionado para emocionarnos con estos ataques dramáticos.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.크리스 앤더슨: 우리는 그런 극적인 공격에 대해선
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Noi ci siamo evoluti per essere agitati da questi attacchi drammatici.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Nous avons évolué pour être impressionnés par ces attaques dramatiques.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Sme vyvinutí tak, aby sme boli znepokojení týmito dramatickými udalosťami.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Úgy fejlődtünk, hogy izgatottak legyünk ezektől a drámai eseményektől.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Vi har udviklet os til at blive ophidset over disse dramatiske angreb.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Vyvinuli jsme se abychom byli vzrušení z těchto dramatických události.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.We zijn geëvolueerd om ons op te winden over deze dramatische aanslagen.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Wir haben uns weiterentwickelt, bloß um uns über diese dramatischen Angriffe aufzuregen.