Ana içeriğe geç
Sözlük

dozaj ile cümle

dozaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İlaç işe yaramıyorsa belki dozajı yükseltmeliyiz.If the medicine isn't working, maybe we should up the dosage.
Onlar Tom'un dozajını arttırdılar.They've increased Tom's dosage.
Bunlar, pek çok türde sıvı, katı ve yarı katı dozaj formlarını içerir.These include many kinds of liquid, solid, and semisolid dosage forms.
Ağustos 2014 itibarıyla, Endo Pharmaceuticals, aşağıdaki dozajlarda Percocet üretmektedir.As of August 2014, Endo International produces Percocet in the following dosages.
Uygulama yöntemine/yoluna bağlı olarak, dozaj formları birkaç türde gelir.Depending on the method/route of administration, dosage forms come in several types.
Dozajın da etkisi var.Dosage has something to do with this.
Ama önemli olan şu... (Gülüşmeler)... dozajın hapın etkisi ile bir bağlantısı var.But the point is ... (Laughter) ... these dosages have something to do with it.
Bu doktorun istediği dozaj.And this is the dosage that the doctor's requesting.
Dozajı ml cinsinden bulmalıyız.We have to figure out the dosage in terms of milliliters.
Dozajımızı kilogram başına anlamaya çalışalım.Let's figure out our dosage in terms of per kilogram.
Dozaj bilgimizi saf metrik sisteme çevirmiş olduk. .So we just converted our dosage information to a pure metric system.
Sadece bu dozaj bilgisini farklı birimlerle yazmış olduk. .This is really just a re-- we've just rewritten this dosage information in different units.
Tam olarak Cisplatin, Doxorubicin ve yüksek dozajda Methotrexate aldım.Actually I had Cisplatin, Doxorubicin and very high-dose Methotrexate.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Six and a half days, that certainly is a fatal dose.
Kullandığımız doğal bir esans, eczacılıkta kullanılan dozajlarla aynı miktarda.And we're using a natural extract within the same dosage window as a pure pharmaceutical.
Yani bana bunun her üç dozajda da aynı mekanizma ile çalıştığını söyleyemezsiniz.So, you can't tell me it's working by the same mechanism in all three size.
Düzensiz dozajlarda aldık.We took irregular dosage.
Yiyecek alımının zamanlaması, yiyecek miktarları ve türlerine uyacak dozaj ve zamanlamayı ayarlama.Adjusting dosage and timing to fit food intake timing, amounts, and types.
Uygulama yöntemine/yoluna bağlı olarak, dozaj formları birkaç türde gelir.Depending on the method/route of administration, dosage forms come in several types.
Bunlar, pek çok türde sıvı, katı ve yarı katı dozaj formlarını içerir.These include many kinds of liquid, solid, and semisolid dosage forms.
Ölümcül dozaj bilinmemektedir.The lethal dosage is unknown.
Çoğu bakteri ve virüsün % 90'ını öldürmek için gerekli dozajlar 2,000–8,000 μW·s/cm2 arasındadır.Dosages for a 90% kill of most bacteria and viruses range between 2,000–8,000 μW·s/cm2.
Simpson, kendisine uyguladığı bir kloroform dozajından şans ederi sağ kurtulmuştu.It was much by chance that Simpson survived the chloroform dosage he administered to himself.
İlaç için gerekli olan radyuma 200 dolar verip, ilacın küçük bir dozajı için 2,000 dolar istemektedir.Egli pagava 200$ per il radio e chiedeva 2000$ per una piccola dose di medicina.
Ağustos 2014 itibarıyla, Endo Pharmaceuticals, aşağıdaki dozajlarda Percocet üretmektedir.A partire da agosto 2014 la Endo Pharmaceuticals ha iniziato a produrre il Percocet in compresse.
Tablet, ilacın dozaj şekillerinden biridir.O Pamelor é o medicamento de referência desta classe de fármacos.
İlaç için gerekli olan radyuma 200 dolar verip, ilacın küçük bir dozajı için 2,000 dolar istemektedir.Za radium zaplatil 200 dolarů a za malou dózu s lékem požadoval 2000 dolarů.
İlaç için gerekli olan radyuma 200 dolar verip, ilacın küçük bir dozajı için 2,000 dolar istemektedir.El a plătit 200 de dolari pe radium și cerea 2000 de dolari pentru o doză mică din medicament.
Yiyecek alımının zamanlaması, yiyecek miktarları ve türlerine uyacak dozaj ve zamanlamayı ayarlama.Ennek eredményeként a bevitt táplálék regurgitációja, hányinger és hányás léphet fel.
Tablet, ilacın dozaj şekillerinden biridir.Tadalafiili on tablettimuotoinen lääke.
İlaç için gerekli olan radyuma 200 dolar verip, ilacın küçük bir dozajı için 2,000 dolar istemektedir.Ia membayar $200 untuk radium tersebut dan menjualnya $2.000 untuk satu dosis kecil obat tersebut.
Aşağıdaki günlük dozaj tablosu birçok hastanın gereksinimine uyabilir.התרופות המשווקות כיום עשויות להפחית במידה רבה את סבלם של המטופלים.
Tablet, ilacın dozaj şekillerinden biridir.Tableta je oblik farmaceutskog doziranja.
Kapsül, ilacın dozaj şekillerinden biridir.Lieková forma je charakteristika lieku.
Tablet, ilacın dozaj şekillerinden biridir.Vaistas vartojamas tablečių forma.
İlaç için gerekli olan radyuma 200 dolar verip, ilacın küçük bir dozajı için 2,000 dolar istemektedir.Raadiumi eest maksis ta 200 USD ja väikse koguse ravimi eest küsis ta 2000 USD.
Afedersiniz. Ama önemli olan şu... (Gülüşmeler)... dozajın hapın etkisi ile bir bağlantısı var.Das Entscheidende aber ist, ... (Gelächter) ... dass auch die Dosierungen eine Rolle spielen.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.6일하고도 반나절, 이건 분명히 치명적인 분량이네요.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Hat és fél nap, ami bizonyára egy halálos adag.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Şase zile și jumătate, asta este în mod cert o doză fatală.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Sáu ngày rưỡi, đó chắc chắn là một lượng có thể gây tử vong.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Sechseinhalb Tage, ist sicher eine tödliche Dosis.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Sei giorni e mezzo, una dose certamente fatale.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Seis dias e meio, isso é certamente uma dose fatal.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Seis días y medio, eso debería ser una dosis fatal.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Seks en halv daglige doser - det må da være dødeligt.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Sen on oltava kuolettava annos.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Šest a půl dne, to je určitě smrtelná dávka.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Sex och en halv dag, det är garanterat en dödlig dos.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Six jours et demi, c'est certainement une dose fatale.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Zes en een halve dag, dat is zeker een fatale dosis.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Εξήμισι μέρες, αυτό σίγουρα είναι θανατηφόρος δόση.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Шест дена и половина, това със сигурност е смъртоносна доза.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.Шесть с половиной дней, это несомненно смертельная доза.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.שישה וחצי ימים, זו בודאי כמות קטלנית.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.ستة أيام ونصف اليوم، وهذا هو بالتأكيد جرعة قاتلة.
Altı buçuk gün, bu kesinlikle öldürücü dozaj olmalı.この箱の裏側には こうあります
Ama önemli olan şu... (Gülüşmeler)... dozajın hapın etkisi ile bir bağlantısı var.Ale pointa je... (Smiech) ...že aj na dávkovaní záleží.
Ama önemli olan şu... (Gülüşmeler)... dozajın hapın etkisi ile bir bağlantısı var.Ale pointa je v .... (Smích)... Dávkování to také ovlivňuje.
Ama önemli olan şu... (Gülüşmeler)... dozajın hapın etkisi ile bir bağlantısı var.Ce que je veux dire, c'est que les dosages ont quelque chose à voir avec ça.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod