- Oh, yapma lütfen! ...ve bir band dolusu...- О, пожалуйста! - ...и целой туче...
- Oh, yapma lütfen! ...ve bir band dolusu...この話をするならば 時間の無駄ですよ
Onlara bir kova dolusu verdik.Ze hebben een hele emmer vol.
Onlara bir kova dolusu verdik.De har en hel hink full med dem.
Onlara bir kova dolusu verdik.Ei au un container plin de ele.
Onlara bir kova dolusu verdik.Eles têm um balde inteiro cheio delas.
Onlara bir kova dolusu verdik.Es gibt also einen ganzen Eimer voll.
Onlara bir kova dolusu verdik. İki renkten birini seçmek zorundalar.Chúng có một giỏ đầy token và chúng phải chọn một trong số 2 màu.
Onlara bir kova dolusu verdik. İki renkten birini seçmek zorundalar.Entonces ellos tienen un balde lleno con ellas, y tendrán que escoger uno de los dos colores.
Onlara bir kova dolusu verdik. İki renkten birini seçmek zorundalar.Gli scimpanzé hanno un secchio pieno, e devono scegliere uno dei due colori.
Onlara bir kova dolusu verdik. İki renkten birini seçmek zorundalar.Έχουν έναν κουβά γεμάτο με τέτοια και πρέπει να διαλέξουν το ένα από τα δύο χρώματα.
Onlara bir kova dolusu verdik.Ils en ont un plein seau.
Onlara bir kova dolusu verdik.Imata jih polno vedro.
Onlara bir kova dolusu verdik.그들이 가진 통에는 토큰이 가득 들어 있는데
Onlara bir kova dolusu verdik.Mají jich tedy plné vědro.
Onlara bir kova dolusu verdik.Mereka mempunyai seember penuh dengan token.
Onlara bir kova dolusu verdik.Niitä on koko ämpärillinen.
Onlara bir kova dolusu verdik.Så de har en hel spand fuld af dem.
Onlara bir kova dolusu verdik.Szympansy mają ich pełne wiadra.
Onlara bir kova dolusu verdik.Takže ich majú plné vedierko.
Onlara bir kova dolusu verdik.Van egy zsetonokkal teli vödrük.
Onlara bir kova dolusu verdik.У них есть целое ведро таких цилиндров.
Onlara bir kova dolusu verdik.Шимпанзе мають цілий кошик таких жетонів.
Onlara bir kova dolusu verdik.Шимпанзетата имат цял кош от тях.
Onlara bir kova dolusu verdik.אז יש להם דלי מלא בהם.
Onlara bir kova dolusu verdik.وبالتالي فلديهم دلو كامل منها.
Onlara bir kova dolusu verdik.どちらか1個を選ばなくてはなりません
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Signore, Dio degli eserciti, fino a quando fremerai di sdegno contro le preghiere del tuo popolo
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.(79:6) Ты напитал их хлебом слезным, и напоил их слезами в большой мере,
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.(80:6) Tu les nourris d`un pain de larmes. Tu les abreuves de larmes à pleine mesure.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Chúa đã nuôi chúng nó bằng bánh giọt lệ, Và cho chúng nó uống nước mắt đầy đấu.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Chúa đã nuôi chúng_nó bằng bánh giọt lệ , Và cho chúng_nó uống nước_mắt đầy đấu .
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Du har givet os Tårebrød at spise, Tårer at drikke i bredfuldt Mål.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Du speisest sie mit Tränenbrot und tränkest sie mit großem Maß voll Tränen.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.HERE, God van de hemelse legers, blijft Uw toorn nog lang gericht tegen Uw volk, ondanks onze gebeden?
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Herra, Jumala Sebaot, kuinka kauan sinä annat vihasi suitsuta, kun sinun kansasi rukoilee?
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Herre, Gud, hærskarenes Gud hvor lenge har du latt din vrede ryke uten å ense ditt folks bønn!
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.HERRE Gud Sebaot, huru länge skall du vredgas vid ditt folks bön?
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Hospodine, Bože Zástupov, až dokedy budeš horieť hnevom na modlitbu svojho ľudu?
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Hospodine Bože zástupů, dokudž se přísně stavěti budeš k modlitbám lidu svého?
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Îi hrăneşti cu o pîne de lacrămi, şi -i adăpi cu lacrămi din plin.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Kauberi kami tangisan untuk makanan, air mata berlimpah untuk minuman
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.주께서 저희를 눈물 양식으로 먹이시며 다량의 눈물을 마시게 하셨나이다
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Nos has dado a comer pan de lágrimas. Nos has dado a beber lágrimas en abundancia
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Panie, Boże zastępów! dokądże się będziesz gniewał na modlitwę ludu swego?
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Pasel si jih s solznim kruhom in piti si jim dal solz obilo mero.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Seregeknek Ura, Istene: meddig haragszol a te népednek könyörgésére?
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Tu os alimentaste com pão de lágrimas, e lhes deste a beber lágrimas em abundância.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Τρεφεις αυτους με αρτον δακρυων και ποτιζεις αυτους αφθονως με δακρυα.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.Даваш им да ядат хляб със сълзи. И поиш ги изобилно със сълзи.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.האכלתם לחם דמעה ותשקמו בדמעות שליש׃
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.قد اطعمتهم خبز الدموع وسقيتهم الدموع بالكيل.
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.你 以 眼 淚 當 食 物 給 他 們 喫 、 又 多 量 出 眼 淚 給 他 們 喝
Onlara ekmek yerine gözyaşı verdin, Ölçekler dolusu gözyaşı içirdin.你 以 眼淚 當 食物 給 他 們喫 、 又 多 量出 眼 淚給 他 們喝
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusu오른쪽에 의존하고, 아버지는 그녀가 아니라고 어머니에 reproaches을 heaped
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusuנפנה לימינו, האב הרעיף נזיפות על האם שהיא לא
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusuتحول إلى حق حقه ، وتنهال الأب اللوم على الأم أنها لم تكن
Onun sağa dönüldüğünde, babasının o olmadığını anne suçlamaktan dolusu妹からグレゴールの部屋の掃除を引き継ぐと、彼の、左に回すために、
Örneğin elimde 100 derecedeki bir bardak çay ve 100 derecedeki bir termos dolusu çay olsun.Eine Teetasse bei 100 Grad, oder ein Teetopf bei 100 Grad?
Örneğin elimde 100 derecedeki bir bardak çay ve 100 derecedeki bir termos dolusu çay olsun.Stostupňový hrnek čaje nebo stostupňový sud čaje?