Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.Misschien, indirect, antwoorden op de vraag waarom ze zo zijn zoals ze zijn.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.Şi poate, indirect, să obţinem câţiva din factorii care le-au făcut să fie aşa cum sunt.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.Und vielleicht, indirekt, etwas darüber erfahren aus welchem Grund sie so sind wie sie sind.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.Y quizás, indirectamente, averiguar algunos de los motivos que causaron el estado en que están.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.И може би индеректно да разберем някои от мотивите, които са причина за състоянието в което са.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.И, может быть, косвенно, нам удастся понять что сделало их такими.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.ואולי, בדרך עקיפה, לגעת בכמה מהנושאים שקשורים לסיבה שהם נראים כמו שהם.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.وربما، بطريقة غير مباشرة، تخلُص إلي سبب ماهم عليه الأن.
Ve belki, dolaylı olarak onların bu şekilde olmalarının nedeni hakkında bazı çıkarımlarda da bulunabiliriz.どんなことが彼らをああいう状態においたのか について幾らか分かる 僕がイースター島にいる間 マックノート彗星も来ていたんだ
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Arranjei dois homens e fiz uma negociação indireta.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.E ho preso questi due uomini e ho fatto ciò che chiamo una negoziazione indiretta.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.És fogtam ezt a két ember, és levezettem, amit én indirekt egyezkedésnek hívok.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Ich nahm die beiden Männer und machte, was ich eine indirekte Verhandlung nenne.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Ik bracht twee mannen samen en we deden een 'indirecte onderhandeling'.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.J'ai pris ces deux hommes et j'ai fait ce que j'appelle une négociation indirecte.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.그리고 저는 이 두 남자를 데리고 제가 간접협상이라고 부르는 것을 진행했습니다.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Şi i-am luat pe aceşti doi oameni şi am făcut o negociere indirectă.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Tôi đưa hai người đàn ông này lên và kêu gọi một cuộc tranh luận gián tiếp.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Vzal jsem tyto dva muže a udělal jsem něco, čemu říkám nepřímé vyjednávání.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Vzal som týchto dvoch mužov a urobil som niečo, čo nazývam nepriame vyjednávanie.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Wziąłem tych dwóch ludzi i zrobiłem coś co nazywam negocjacją pośrednią.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Y tomé a los dos hombres e hice lo que llamo una negociación indirecta.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Και πήρα αυτούς τους δύο ανθρώπους και αυτό που έκανα ήταν μία έμμεση διαπραγμάτευση.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.Аз извиках на сцената тези двама мъже и направихме т.нар. косвени преговори.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.И я пригласил двух мужчин и провёл то, что я называю непрямыми переговорами.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.І я взяв цих двох людей і зробив те, що я називаю непрямими переговорами.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.ולקחתי את שני הגברים האלו וערכתי מה שאני קורא משא ומתן עקיף.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.و أحضرت الرجلين قمت بما اسميه التفاوض الغير مباشر.
Ve ben bu iki adamı alıp dolaylı uzlaşma dediğim şeyi yaptım.占領地区に家族のいるユダヤ人で もし普段通り仕事に行っていたら
Ve internete sorumsuz derler... Olanlar dolaylı olarak şöyleydi;שלמרבה הצער, נפטר לפני 9 חודשים,
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.A vše se to vztahuje k této otázce - velmi umělecky a nepřímo...
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.A všetko sa týka tejto otázky, veľmi umelecky a nepriamo...
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Cả bộ phim là một câu hỏi, theo một cách gián tiếp và đầy nghệ thuật.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Dan film itu bercerita tentang semua pertanyaan ini, dalam segi artistik dan secara tidak langsung.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Ed é tutto incentrato su questa questione, sia pure in un modo molto "artistico" ed indiretto.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Et tout tourne autour de ce sujet, tourné d'une manière très indirecte et artistique.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Het gaat allemaal om deze vraag, op een zeer artistieke en indirecte manier.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Jeśli go nie widzieliście, sprowadza się do tego pytania, ale niebezpośrednio, to sztuka.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.그 영화는 이런 질문에 대한 것인데, 아주 예술적이고 간접적인 방법으로 접근하죠.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Och den handlar om den här frågan, på ett väldigt konstnärligt och indirekt sätt.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Pontosan erről a jelenségről szól nagyon költőien, közvetett eszközökkel.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Şi este cu totul despre acestă întrebare, într-un mod foarte artistic şi indirect.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Tudo se resume a esta questão, de forma muito artística e indirecta.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Und es dreht sich alles um diese Frage - natürlich in einer sehr künstlerischen und indirekte Art und Weise.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Y trata sobre esta pregunta, de una forma muy artística e indirecta.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Είναι σχετική με αυτή την ερώτηση, με ένα πολύ καλλιτεχνικό και έμμεσο τρόπο.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.И весь фильм рассказывает именно об этом, в очень художественной и непрямой манере.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.І він повністю торкається цього питання, художньо, по-своєму.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.Той е свързан с всички тези въпроси, по един много странен и индиректен начин.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.והוא עוסק בשאלה הזו בדרך מאד אמנותית ועקיפה.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.وكله يدور حول هذا السؤال، إنه فني جداً ونوع غير مباشر من الطرق.
Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.他にも、文化をツールとして用いる能力が
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington bukan sekedar tahu tapi mendukung dan mendanainya secara tak langsung
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington inte bara visste om det som hände utan stödde och finansierade kuppen indirekt.
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington nem csak tudta, hogy mi fog történni, hanem közvetetten támogatta is a puccsot.
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington nielen že vedel, čo sa pripravuje, ale pučistom poskytoval nepriamo podporu i financie.
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington ni samo vedel kaj se dogaja. Sam je tudi podpiral in posredni financiral državni prevrat
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington non solo sapeva cosa stava succedendo, ma proteggeva e finanziava indirettamente il colpo di stato.
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington no solo sabia lo que estaba pasando, sino que apoyaba y financiaba el golpe de manera indirecta.
Washington sadece nelerin olup bittiğini bilmiyor, bu darbeye para gücü ile dolaylı olarak destek oluyordu.Washington wusste nicht nur, was passierte, es unterstützte und bezahlte den Putsch indirekt.