dolaş ile cümle
dolaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Güçlü bir deprem aniden çarptığında, annem şok içinde evin etrafını dolaştı.When a strong earthquake struck suddenly, my mom just walked around the house in shock.
O, Japonya'da dolaştı.She traveled around Japan.
Enfeksiyon kan dolaşımına ulaştı.The infection has reached the bloodstream.
O kız arkadaşından ayrıldıktan sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
O, kız arkadaşıyla ilişkiyi bitirdikten sonra evin etrafında amaçsızca dolaştı.After breaking up with his girlfriend he moped around the house for a whole month.
Umutsuz kanser hastaları için mucize tedavisini kapı kapı dolaşarak sattı.He peddled his "miracle cure" to desperate cancer patients.
Sokakta dolaşıyordum.I was strolling down the avenue.
Onların bahçede dolaşmasına izin verdi.He permitted them to walk in the garden.
O, yabancı ülkelerde dolaştı.She has traveled in foreign countries.
Civarda dolaştığın için teşekkürler.Thanks for sticking around.
Tom, birkaç gün daha dolaşmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to stick around for a couple of more days.
yenilgi söylentileri dolaşıyordu.Rumors of defeat were circulating.
Sıkıldım bu yüzden kasabayı dolaştım.I was bored, so I wandered around town.
Tom Mary'nin yerini dolaşmaya karar verdi.Tom decided to mosey on over to Mary's place.
Tom blokun etrafını dolaştı ve park etmek için bir yer buldu.Tom circled the block looking for a place to park.
Tom dünyayı dolaştıTom has traveled around the world.
Tom dünyayı dolaştı.Tom has traveled around the world.
Kurtlar ormanda dolaşıyorlar.Wolves wander in the woods.
Senin kendi evin olsa bile, lütfen etrafta çıplak dolaşmayı bırak.Even if it's your own house, please stop walking around naked.
Sık sık okuyan ve sık sık dolaşan çok görür ve çok bilir.He who reads often and walks often, sees much and knows much.
Bu yaz bisikletle Hokkaido'yu dolaştım.I went around Hokkaido by bike this summer.
Dolaşım sistemi, bir küçük ve bir büyük dolaşımdan meydana gelir.The circulatory system consists of a short and a long circuit.
Haber tüm Avrupa'yı dolaştı.The news traveled all around Europe.
Gelecek yıl bisikletle Şikoku adasını dolaşmayı planlıyoruz.I plan to go around the island of Shikoku by bicycle next year.
Çimlerin üzerinde çıplak ayakla dolaşmayı severim.I love walking barefoot on the grass.
Tuhaf söylentiler dolaşıyor.Strange rumors are going around.
Amaçsızca dolaştım.I walked around aimlessly.
Bitişik odada birinin dolaştığını duyuyor musun?Do you hear someone moving around in the next room?
Tiberio sahilde çevreyi dolaştı.Tiberio took a stroll on the beach.
Dolaşımda garip bir virüs olduğunu duydum.I heard that there was a strange virus in circulation.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak isterim.I'd like to drive across the USA in a convertible.
Köpeği gördün mü? Birkaç dakika önce dolaşıyordu.Have you seen the dog? He wandered off a couple of minutes ago.
Joseph futbol oynayamaz. Top ayağına dolaşır ve her şeyi karman çorman eder.Joseph can't play soccer. He trips on the ball and mixes everything up.
Kurtlar sürüler halinde dolaşırlar.Wolves travel in packs.
Kapat gözlerini! Tom çıplak dolaşıyor.Close your eyes! Tom is walking around naked.
Bir beklenti hissi ortalıkta dolaşıyor.A sense of expectation is hanging in the air.
Yaya olarak dolaştı.I traveled on foot.
Tom'a aylak aylak dolaşmayı bırakmasını söyle.Tell Tom to stop fooling around.
Dünyayı dolaş!Travel the world!
Tom'un markette dolaşmasına izin veremeyiz.We can't let Tom wander around the mall.
Tom'un kendi başına parkın etrafında dolaşmasına izin veremeyiz.We can't let Tom wander around the park by himself.
Geceleri parkta dolaşamayız.We can't wander around the park at night.
Gerçekten yorgunum. Bugün çok fazla dolaştım.I'm really tired. Today, I walked way too much.
Tom etrafta dolaşmak istiyor.Tom wants to stick around.
Ben zaten etrafımda gizli gizli dolaşmanı istemedim.I didn't want you lurking around me anyway.
Tom'un ayak altında dolaşmamızı istemiyorsan, dolaşmayız.If you don't want us to get in Tom's way, we won't.
Köpek masanın etrafında dolaşıyor.The dog walks around the table.
Odada dolaşan nedir? -Bir fare, ya da başka bir şey.What is running across the room? - A mouse or something.
Bir söylenti dolaşıyor.There's a rumor going around.
Sadece başı boş dolaşıyorum.I'm just rambling.
O caddede dolaşmak neredeyse olanaksızdı.It was almost impossible to get around on that street.
Tom dolaştı.Tom wandered off.
Tom etrafı dolaşıyor.Tom is walking around.
Ben zihnimin amaçsızca dolaştığını tahmin ederim.I guess my mind wandered.
Bütün dünyayı dolaştım.I've been all over the world.
Tom ve Mary birlikte çevreyi dolaştı.Tom and Mary took a stroll together.
O zamandan beri, gözlerindeki sonsuz gecede amaçsızca dolaştım.Ever since, I've wandered aimlessly in the everlasting night of your eyes.
O, bacaklarındaki zayıf kan dolaşımından sıkıntı çekiyor.He suffers from poor blood circulation to his legs.
Tom birkaç gün daha dolaşmak istiyor.Tom wanted to stick around for a few more days.
Etrafta dolaşacağım ve Tom'u bekleyeceğim.I'm going to stick around and wait for Tom.
İlgili Sayfalar