dokunmuş ile cümle
dokunmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Nơi trôn áo , thắt những trái lựu bằng chỉ xe mịn màu tím , đỏ điều , đỏ sặm ;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Nơi trôn áo, thắt những trái lựu bằng chỉ xe mịn màu tím, đỏ điều, đỏ sặm;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Och på kåpans nedre fåll satte man granatäpplen, gjorda av mörkblått, purpurrött och rosenrött tvinnat garn.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.On mit sur la bordure de la robe des grenades de couleur bleue, pourpre et cramoisi, en fil retors;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.På overkjortelens kant nedentil satte de granatepler av tvunnet blå og purpurrød og karmosinrød ull.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Pe marginea mantiei au făcut nişte rodii de coloare albastră, purpurie şi cărmizie, din fir răsucit;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.Και εκαμον επι των κρασπεδων του ποδηρους ροδια εκ κυανου και πορφυρου και κοκκινου και βυσσου κεκλωσμενης.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.по подолу верхней ризы сделали они яблоки из голубой, пурпуровой и червленой шерсти ;
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.По полите на мантията направи нарове от синьо, мораво, червено и препреден висон.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.ויעשו על שולי המעיל רמוני תכלת וארגמן ותולעת שני משזר׃
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.وصنعوا على اذيال الجبة رمّانات من اسمانجوني وارجوان وقرمز مبروم.
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.在 袍 子 底 邊 上 、 用 藍 色 紫 色 朱 紅 色 線 、 並 撚 的 細 麻 作 石 榴
Kaftanın kenarını lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nar motifleriyle bezediler.在 袍子 底 邊上 、 用藍 色 紫色 朱紅色 線 、 並撚 的 細麻 作 石榴
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.(44:14) Вся слава дщери Царя внутри; одежда ее шита золотом;
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.A filha do rei está esplendente lá dentro do palácio; as suas vestes são entretecidas de ouro.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Công chúa trong đền được rất vinh hiển; Áo xống nàng đều thêu dệt bằng vàng.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Công_chúa trong đền được rất vinh_hiển ; Áo_xống nàng đều thêu_dệt bằng vàng .
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Dan zullen de rijken der aarde u, dochter van Tyrus, geschenken geven en naar uw gunst dingen.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Da Tiro vengono portando doni, i più ricchi del popolo cercano il tuo volto
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Des Königs Tochter drinnen ist ganz herrlich; sie ist mit goldenen Gewändern gekleidet.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Fata împăratului este plină de strălucire înlăuntrul casei împărăteşti; ea poartă o haină ţesută cu aur.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.I dcéra Týru prijde s darom; bohatí z národa budú hľadať tvoju priazeň.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Idel Pragt er Kongedatteren, hendes Dragt er Perler, stukket i Guld;
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.왕의 딸이 궁중에서 모든 영화를 누리니 그 옷은 금으로 수 놓았도다
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Og Tyrus' datter skal søke din yndest med gaver - de rike blandt folket.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Putri raja masuk dengan penuh semarak, gaunnya bersulam emas
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Se, dottern Tyrus, ja, de rikaste folk söka nu att vinna din ynnest med skänker.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Toda gloriosa está la hija del rey; de perlas engastadas en oro es su vestido
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tuť i Tyrští s dary, před oblíčejem tvým kořiti se budou bohatí národové.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tyrus leánya is, a nép dúsai, ajándékkal hizelegnek néked.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tyryjczycy także z upominkami przed obliczem twojem kłaniać się będą, najbogatsi z narodów.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Tytär Tyyro ja kansan rikkaimmat etsivät lahjoillaan sinun suosiotasi.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Vsa krasna je hči kraljeva v notranjščini hiše, obleka njena z zlatom je pretkana.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Ολη η δοξα της θυγατρος του βασιλεως ειναι εσωθεν το ενδυμα αυτης ειναι χρυσουφαντον.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.Всеславна е царската дъщеря във вътрешността на палата; Облеклото й е златоткано.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.כל כבודה בת מלך פנימה ממשבצות זהב לבושה׃
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.كلها مجد ابنة الملك في خدرها. منسوجة بذهب ملابسها.
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.王 女 在 宮 裡 、 極 其 榮 華 . 他 的 衣 服 是 用 金 線 繡 的
Kral kızı odasında ışıl ışıl parıldıyor, Giysisi altınla dokunmuş.王 女 在 宮裡 、 極其 榮華 . 他 的 衣服 是 用 金線繡的
‹‹Lacivert, mor, kırmızı iplikle özenle dokunmuş ince ketenden bir perde yap; üzerini Keruvlarla ustaca süsle.너는 청색 자색 홍색실과 가늘게 꼰 베실로 짜서 장을 만들고 그위에 그룹들을 공교히 수 놓아서
‹‹Lacivert, mor, kırmızı iplikle özenle dokunmuş ince ketenden bir perde yap; üzerini Keruvlarla ustaca süsle.Maak een gordijn van blauwpurper, roodpurper, scharlaken en getweernd fijn linnen en weef er engelfiguren in.
‹‹Lacivert, mor, kırmızı iplikle özenle dokunmuş ince ketenden bir perde yap; üzerini Keruvlarla ustaca süsle.ועשית פרכת תכלת וארגמן ותולעת שני ושש משזר מעשה חשב יעשה אתה כרבים׃
‹‹Lacivert, mor, kırmızı iplikle özenle dokunmuş ince ketenden bir perde yap; üzerini Keruvlarla ustaca süsle.وتصنع حجابا من اسمانجوني وارجوان وقرمز وبوص مبروم. صنعة حائك حاذق يصنعه بكروبيم.
‹‹Lacivert, mor, kırmızı iplikle özenle dokunmuş ince ketenden bir perde yap; üzerini Keruvlarla ustaca süsle.你 要 用 藍 色 紫 色 朱 紅 色 線 、 和 撚 的 細 麻 、 織 幔 子 . 以 巧 匠 的 手 工 繡 上 惹 韁 皎
‹‹Lacivert, mor, kırmızı iplikle özenle dokunmuş ince ketenden bir perde yap; üzerini Keruvlarla ustaca süsle.你 要 用 藍色 紫色 朱紅色 線 、 和撚 的 細麻 、 織 幔子 . 以 巧匠 的 手工 繡 上 惹韁皎
Umarım, birazcık da olsa yararım dokunmuştur. -Doufám, že to bylo alespoň trochu užitečné.
Umarım, birazcık da olsa yararım dokunmuştur. -En soms heb je niet eens een calculator nodig.
Umarım, birazcık da olsa yararım dokunmuştur. -Esperamos que você encontrou vagamente útil.
Umarım, birazcık da olsa yararım dokunmuştur. -Espero que los hayas encontrado levemente utiles...
Umarım, birazcık da olsa yararım dokunmuştur. -Mam nadzieję, że będzie to jakkolwiek użyteczne. ...
Umarım, birazcık da olsa yararım dokunmuştur. -בתקווה שמצאתם את זה מועיל באופן כלשהו.
Umarım, birazcık da olsa yararım dokunmuştur. -اتمنى انكم وجدتم هذا مفيداً
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.Doktor White mi nesmírně pomohl a představa, že se bude stěhovat, mnou otřásla.
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.화이트 박사님은 제가 많은 도움을 주셨습니다. 그러기에 그분의 도움에서 벗어난다는 생각은 저를 완전히 무너지게했죠.
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.Ông White đã giúp đỡ tôi rất nhiều, và suy nghĩ về sự rời bỏ của ông ấy đã khiến tôi rất buồn.
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.White hade varit till enorm hjälp för mig, och tanken på att han skulle sluta krossade mig.
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.White had mij enorm geholpen. De gedachte aan zijn vertrek maakte me kapot.
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.White hihetetlenül sokat segített, és a gondolat, hogy elmegy, összetört.
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.White mă ajutase enorm și gândul la plecarea lui m-a distrus.
White'ın bana her zaman muazzam ölçüde yardımı dokunmuştu ve onun gideceği düşüncesi beni mahvetti.White m'a vraiment beaucoup aidée, et l'idée de son départ m'a anéantie.