dokunmayı ile cümle

dokunmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu bardağa dokunmayın.Ne touchez pas à ces verres.
Nakarat kısmı "Dokunmayın, tuz basmayın yarasına.Ne bouge pas, poison de Matet !
Eşyalarıma dokunmayı bırak!¡Deja de tocar mis cosas!
Gitarıma dokunmayın.Non toccate la mia chitarra.
Bana artık dokunmayın.Не прикасайся ко мне больше.
M. Kemal ise bu programın özüne dokunmayıp, yalnızca birkaç küçük düzeltme yaptı.أما مصطفى كمال فضل ألا يتدخل في جوهر هذا البرنامج ولكنه أجرى الكثير من الإصلاحات الطفيفة.
Nakarat kısmı "Dokunmayın, tuz basmayın yarasına.Sentähden: älkää nostattako tulvaa.”
(Son erişim tarihi: 2.10.2007) ^ Radikal Gazetesi "Suya sabuna dokunmayın!"DNK (2007): Μην κρίνεις ένα βιβλίο από το εξώφυλλό του!
Nakarat kısmı "Dokunmayın, tuz basmayın yarasına.座右の銘は「顔はやめな、ボディにしな。
Bir keresinde şöyle demişti: Bana vurabilirsiniz ama sakın saçıma dokunmayın, dokunursanız sizi öldürürüm.Но тогава ще им заявя: Аз никога не Съм ви познавал; махнете се от Мен вие, които вършите беззаконие!"
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››동산 중앙에 있는 나무의 실과는 하나님의 말씀에 너희는 먹지도 말고 만지지도 말라 너희가 죽을까 하노라 하셨느니라
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››ומפרי העץ אשר בתוך הגן אמר אלהים לא תאכלו ממנו ולא תגעו בו פן תמתון׃
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››واما ثمر الشجرة التي في وسط الجنة فقال الله لا تأكلا منه ولا تمسّاه لئلا تموتا.
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››惟 有 園 當 中 那 棵 樹 上 的 果 子 、 神 曾 說 、 你 們 不 可 喫 、 也 不 可 摸 、 免 得 你 們 死
‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››惟有 園當 中 那 棵 樹上 的 果子 、 神 曾 說 、 你 們不可喫 、 也 不 可 摸 、 免得 你 們死
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Đừng có đụng vào người đàn bà khác như vậy!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Fass eine Frau nicht so an!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Jangan sentuh wanita seperti itu!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Ne dotikaj se ženske tako !
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Ne touche pas une femme comme ça !
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Nie dotykaj kobiety w ten sposób!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Non toccare una donna come quella!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Nu o mai atinge pe femeia asta asa !
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Raak een vrouw niet zo aan.
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Rör inte en kvinna så där!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Μην αγγίζεις μια γυναίκα έτσι!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!Не прикасайся так к женщине!
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!! لا تقم بلمس امرأة مثل هذه
Bir kadına öyle dokunmayı bırak!オ・ハニ、何言ってるんだ
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Acest mic robot era cumva capabil să înțeleagă aspecte sociale fundamentale caracteristice nouă.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Był w stanie oddziaływać na naszą socjalną nutę.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Con robot nhỏ bé này đã có thể chạm đến điều gì đó mang đậm tính xã hội trong mỗi chúng ta.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Deze kleine robot kon op een of andere manier op een diepere sociale manier met ons omgaan.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Este pequeno robô era capaz de atingir uma coisa profundamente social dentro de nós.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Este pequeño robot podía de alguna forma calar hondo en nuestro ser social.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Irgendwie gelang es diesem kleinen Roboter Eine tief in uns verwurzelte, soziale Ebene anzuzapfen.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.이 작은 로봇은 어떻게든 우리 내부의 깊이 사회적인 것에 다가설 수 있었습니다.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Robot kecil ini entah bagaimana bisa memasuki sesuatu yang sangat sosial dalam diri kita.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Tenhle malý robot byl jaksi schopen vzbudit hluboko v nás něco lidského.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Αυτό το μικρό ρομπότ κάπως κατάφερε να αγγίξει κάτι βαθιά κοινωνικό μέσα μας.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Този малък робот някак си беше способен да се включи в нещо дълбоко социално вътре в нас.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.Этот маленький робот каким-то образом смог задеть некие социальные струны глубоко внутри нас.
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.הרובוט הקטן הזה הצליח, איכשהו להתחבר למשהו חברתי עמוק בתוכנו
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.هذا الروبوت استطاع بطريقة ما ان يصل الي شيء ما اجتماعي عميقا داخلنا
Bu küçük robot bir şekilde içimizdeki o derin sosyal duyguya dokunmayı başarıyordu.私たちの奥底にある社会的な何かを引き出してくれました これによって まったく新しい方法で
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.A mówiłem:
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.Daarom zei ik:
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.Deswegen habe euch gesagt, nix anfassen!
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.- Ecco perché dicevo di non toccare!
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.- Én mondta, ne nyúljanak semmihez!
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.- Jag sa ju att ni inte fick röra nåt!
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.- Jeg sagde jo, I ikke måtte pille.
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.Je vous avais pourtant dit de pas toucher !
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.- Kar zanimivo.
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.Por eso dije, no toquen nada.
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.Por isso lhes disse para não mexerem em nada.
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.-Sanoin, ettette saa koskea mihinkään!
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.-To byla síla.
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.-Tôi đã bảo đừng chạm vào thứ gì cả.
Bu yüzden, "bir şeye dokunmayın" demiştim.Ya, kerana itu kuberitahu, "Jangan sentuh apapun."
İlgili Sayfalar