do ile cümle

do kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Hastalıktan dolayı partiye gidemedim.I could not go to the party because of illness.
Hastalıktan dolayı bunalımdayım.I am depressed by my illness.
Hastalıktan dolayı gitmedim.I didn't go on account of illness.
Mt. Fuji'ye dört kez tırmandım.I've climbed Mt. Fuji four times.
Dokuz-beş işinde çalışmaktan bıktım.I'm tired of working a nine-to-five job.
Genellikle dokuzda yatarım.I usually go to bed at nine.
Genellikle saat dokuzda yatmaya giderim.I usually go to bed at nine.
Ben genellikle dokuz da yatarım.I usually go to bed at nine.
Kitaplara on dolar harcadım.I spent ten dollars on books.
Kitap için beş dolar ödedim.I paid five dollars for the book.
Her gün sabah saat dokuzda işe başlarım.I report to work at 9 o'clock every morning.
Her gün dokuzdan beşe kadar çalışırım.I work from nine to five every day.
Dolma kalemimi kaybettim. Yarın bir tane satın almak zorundayım.I've lost my fountain pen. I have to buy one tomorrow.
Yarın on dört yaşında olacağım.I will be fourteen years old tomorrow.
Ben sahada dolaştım.I walked around in the field.
Meralarda dolaşmayı severim.I like to roam about the fields.
Ben dostluğa inanıyorum.I believe in friendship.
Gelecek Pazartesi dönmeyi umuyorum.I expect to be back next Monday.
Ben her zaman dondurulmuş olanların yerine taze sebzeler alırım.I always buy fresh vegetables instead of frozen ones.
Eve trenle döndüm.I returned home by train.
Saat altıda döneceğim.I'll be back by six o'clock.
Altı buçukta döneceğim.I will be back at half past six.
Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.From my personal point of view, his opinion is right.
Lütfen bize iki bıçak ve dört çatal verin.Give us two knives and four forks, please.
Öğretmenimiz ağustosta yurt dışından dönecek.Our teacher will return from abroad in August.
10,000 dolarlık bir kaybımız oldu.We suffered a loss of 10,000 dollars.
Biz dokuzdan beşe kadar çalışırız.We work from nine to five.
Biz arabayı 12,000 dolara aldık.We bought the car for $12,000.
1000 dolar zarar tahmin ettik.We estimated the damage at 1000 dollars.
Geçit töreninin caddeden aşağıya doğru ilerlediğini gördük.We saw the parade move down the street.
Profesörün İngilizce konuşabilmesini doğal karşıladık.We all took for granted that the professor could speak English.
Yağmurdan dolayı oraya gidemedik.We could not go there because of the rain.
Biz komşu ülkelerle dostane ilişkileri devam ettirmeliyiz.We should keep up friendly relations with neighboring countries.
Biz havaalanına doğru koştuk ama uçağı kaçırdık.We hurried to the airport, but we missed the plane.
Biz sabah saat dörtte kalktık.We got up at four in the morning.
Güneşin doğuşunu görmek için erken kalktım.We got up early in order to see the sunrise.
Biz güneş doğmadan önce başladık.We started before sunrise.
Biz onun doğum gününü kutladık.We celebrated his birthday.
Onun yokluğundan dolayı hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed at her absence.
Ekin erken donun bir sonucu olarak ciddi hasar gördü.The crop suffered serious damage as a consequence of the early frost.
Deneme yanılma yoluyla doğru cevabı buldu.Through trial and error, he found the right answer by chance.
Arka arkaya dört maçı kazanmak zordur.It is hard to win four successive games.
Oyun saat dokuzda sona erdi.The game ended at nine o'clock.
Oyun yağmurdan dolayı durduruldu.The game was rained out.
Dondurucu hava nedeniyle maç iptal edilmek zorunda kaldı.The match had to be called off because of the freezing weather.
Sermaye yetersizliği nedeniyle geleceğimiz zorluklarla dolu olacak.Our future will be full of difficulties because of lack of funds.
İki dolgu almak zorundayım.I had to have two fillings.
Zaman, dostluğu güçlendirir, sevgiyi zayıflatır.Time, which strengthens friendship, weakens love.
Zaman doldu. Kağıtlarını teslim et.Time is up. Hand in your papers.
Saatimi tamir ettirmem 50 dolara mal oldu.It cost me 50 dollars to have my watch fixed.
Zaman değişebilir ama insan doğası aynı kalır.Times may change, but human nature stay the same.
Konuşmak için bir sonraki fırsatını dört gözle beklemiyor musun?Aren't you looking forward to your next chance to speak?
Bir sonraki köşeden sola dönün.Turn left at the next corner.
Bir sonraki köşede sağa dön.Turn right at the next corner.
Gelecek benzin istasyonunda dolum yapmalıyız.We need to fill up at the next gas station.
Bir sonraki kavşağa sür ve sola dön.Drive to the next intersection and make a left turn.
Bir sonraki kavşakta sağa dön.Turn right at the next crossing.
Gelecek doğum gününde on altı olacağım.I will be sixteen next birthday.
Gelecek doğum günümde yirmi yaşında olacağımı söyledim.I said that I would be twenty next birthday.
Önümüzdeki sene doğum günüm Pazara denk gelecek.Next year my birthday will fall on Sunday.

İlgili Sayfalar