do ile cümle
do kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Saat dokuza beş var.It is five minutes to nine.
Dokuzda gelebilir misin?Can you come at nine?
Dokuzda gelebilir misiniz?Can you come at nine?
Dokuza kadar dönmedi.He did not come back until nine o'clock.
Saat dokuz. Maalesef gitmek zorundayım.It is nine. I'm afraid I must be leaving now.
Saat dokuzu çeyrek geçiyor.It's a quarter past nine.
Eylül ayında okula dönmek için istekliydi.He was eager to return to school in September.
Lütfen sayfa doksan dördü oku.Please read page ninety-four.
Az sayıda kişi doksan yaşına kadar yaşar.Few people live to be ninety years old.
Saat yediye kadar eve dönmek zorundayım.I have to be back home by seven.
Yedi ya da sekize kadar döneceğim.I'll be back by seven or eight o'clock.
Yedi dolar, lütfen.Seven dollars, please.
Toplam 7.65 dolar, lütfen.That's $7.65, please.
Saat altıda dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for four at six.
Altı aylık bir dönemden sonra bacağı iyileşti ve tekrar normale döndü.After a six month period, his leg was healed and is normal again.
Beş dakikadan daha az sürede döneceğim.I will be back in less than five minutes.
Beş bin dolar büyük miktarda paradır.Five thousand dollars is a large sum of money.
O, beşe kadar dönecek.He'll be back by five o'clock.
Lütfen beşe kadar bekle, o zaman geri dönecek.Please wait till five, when he'll be back.
Doktor sizi yedi Mayıs saat onda görebilir.The doctor can see you at ten on May seventh.
Dört çarpı beş yirmidir.Four times five is twenty.
İşte 5 dolar.Here's $5.
Beş dolar'dan biraz fazla param var.I have little more than 5 dollars.
Beş yüz dolar onun için küçük bir miktar.Five hundred dollars is a small sum for him.
Biz 50 dolar depozito istiyoruz.We'd like a deposit of $50.
Ben dört yıldır onlardan bir kelime duymadım.I haven't heard a word from them in over four years.
O dört odalı bir daire kiraladı.She rented a four-room flat.
Her dört saatte bir bu ilacı al.Take this medicine every four hours.
Saat dörde kadar çantalarımı burada tutar mısınız?Could you keep my bags here until four?
İşimi dörde kadar bitirirsem sana yardım edeceğim.I will help you if I have finished my work by four.
Ben dörtte gidiyorum.I am leaving at four.
Doktora görünmek için saat dörde randevu aldım.I made an appointment to see the doctor at four o'clock.
Nisan yılın dördüncü ayıdır.April is the fourth month of the year.
Dört yüz milyon insan ilk dilleri olarak İngilizce konuşmaktadırlar.Four hundred million people speak English as their first language.
Lütfen benim hesabıma 450 dolar aktar.Please transfer 450 dollars to my account.
Üç yıllık savaşın ardından barış geri döndü.Peace has returned after three years of war.
3. dönemde Fransızca dersimiz var.We have French third period.
3:00'e kadar bekleyin. O, o zaman dönecek.Please wait until 3:00. She'll be back then.
Üç ve dört arasında odama gel.Come to my room between three and four.
Üçle dördü toplarsanız, yedi eder.If you add three to four, you get seven.
Otuz dakika içinde geri dönmelisin.You have to come back in 30 minutes.
Üç ya da dört gün yatakta kalmalısın.You should stay in bed for three or four days.
İki cadde doğru açılarda kesişiyor.The two streets intersect at right angles.
O iki kez sözünden döndükten sonra ona hâlâ güveniyor musun?Do you still trust him after he broke his promise twice?
İki haftalık süre içinde geri döneceğim.I will be back in two week's time.
İki saat içinde geri döneceğim.I'll be back in two hours.
Ben iki saat içinde döneceğim.I'll be back within two hours.
İki kişilik bir doktor randevusu aldım.I made a doctor's appointment for two.
İki blok yürü ve sola dön.Walk two blocks, and turn left.
On altının dördüncü dereceden kökü ikidir.Two is the fourth root of sixteen.
İki kere iki dört eder.Twice two is four.
2+3+4' ün toplamı dokuzdur.The sum of two plus three plus four is nine.
İkinci köşede sağa dön.Turn right at the second corner.
Hiç çeyrek doların var mı?Do you have any quarters?
Yaklaşık yirmi dakika içinde döneceğim.I'll be back in twenty minutes or so.
O, birkaç gün içinde dönecek.He will be back in a few days.
Bir yıl içinde dört mevsim vardır. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, fall and winter.
Bir yıl geçti ve bedeni toza dönüştü.A year had passed by and his body turned to dust.
Lütfen günde üç kez bir doz aldığından emin ol.Please be sure to take one dose three times a day.
Amerika'da günde bir dolarla yaşayabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can live on a dollar a day in America?