doğulu ile cümle
doğulu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.54
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Mají na sobě pestrobarevné oblečení, růžové a modré, jaké má orientální oděv."
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Majú na sebe oblečenie v jasných farbách, ružovej a modrej, ako má orientálny odev."
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Poartă culori deschise, roz şi albastru, precum o rochie orientală."
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Sie sind leuchtend bunt gekleidet, rosa und blau, wie im Orient."
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Yllään kirkkaita värejä, roosaa ja sinistä, itämaisittain."
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Φορούν φωτεινά χρώματα, ροζ και γαλάζιο, σαν τα ανατολίτικα ενδύματα."
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Носят ярки цветове, розово и синьо, като източно облекло."
Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve mavi, Doğulu elbiseler gibi."Они были ярко одеты - в розовое и голубое, похоже на восточную одежду.
Size küresel iklim değişikliği savaşındaki yeni kahramanımı tanıtmak istiyorum, Doğulu İstiridye.Chcę wam przedstawić nowego bohatera w wojnie z globalnymi zmianami klimatu, oto ostryżyca.
Size küresel iklim değişikliği savaşındaki yeni kahramanımı tanıtmak istiyorum, Doğulu İstiridye.Szeretném most bemutatni az új hősömet a globális felmelegedés elleni harcban, a keleti osztrigát.
Size küresel iklim değişikliği savaşındaki yeni kahramanımı tanıtmak istiyorum, Doğulu İstiridye.Teraz vám chcem predstaviť svojho nového hrdinu v globálnej klimatickej vojne, a to ustricu virgínsku.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.5:10 daß die Weisheit Salomos größer war denn aller, die gegen Morgen wohnen, und aller Ägypter Weisheit.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.Als het erop aankwam, was hij wijzer dan alle wijzen uit het oosten, inclusief die uit Egypte.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.A sabedoria de Salomão era maior do que a de todos os do Oriente e do que toda a sabedoria dos egípcios.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.Di negeri-negeri timur dan di Mesir tak ada orang yang lebih pandai dari dia
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.In večja je bila modrost Salomonova nego modrost vseh sinov na Jutrovem in vsa modrost Egipčanov.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.솔로몬의 지혜가 동양 모든 사람의 지혜와 애굽의 모든 지혜보다 뛰어난지라
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.La sabiduría de Salomón sobrepasaba la de todos los orientales y toda la sabiduría de los egipcios
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.La sagesse de Salomon surpassait la sagesse de tous les fils de l`Orient et toute la sagesse des Égyptiens.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.Múdrosť Šalamúnova bola väčšia ako múdrosť všetkých synov východu a než všetka múdrosť Egypťanov.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.Nebo větší byla moudrost Šalomounova, než moudrost všech národů východních, a než všeliká moudrost Egyptských.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.niin että Salomon viisaus oli suurempi kuin kaikkien Idän miesten ja kaikkien egyptiläisten viisaus.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.så at Salomos Visdom var større end alle Østerlændingenes og alle Ægypternes Visdom.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.så att Salomos vishet var större än alla österlänningars vishet och all Egyptens vishet.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.Salomos visdom var større enn alle Østens barns visdom og all egypternes visdom.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.И была мудрость Соломона выше мудрости всех сыноввостока и всей мудрости Египтян.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.Така Соломоновата мъдрост надмина мъдростта на всичките източни жители и цялата египетска мъдрост;
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.ותרב חכמת שלמה מחכמת כל בני קדם ומכל חכמת מצרים׃
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.وفاقت حكمة سليمان حكمة جميع بني المشرق وكل حكمة مصر.
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.所 羅 門 的 智 慧 超 過 東 方 人 、 和 埃 及 人 的 一 切 智 慧
Süleymanın bilgeliği, bütün doğuluların ve Mısırlıların bilgeliğinden daha üstündü.所羅門 的 智慧 超 過 東方人 、 和 埃及人 的 一切 智慧
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.En ze zei, "Mensen in oosterse kledij, in soepel vallende stoffen, die op en af trappen lopen.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Et elle me répondit, "Des gens en robes orientales, en toges, montant et descendant les escaliers.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar."Gente en traje oriental, en cortinas, subiendo y bajando escaleras.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Hän vastasi: "Ihmisiä itämaisissa asuissa, verhottuina, kävelemässä portaita ylös alas.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Iar ea mi-a răspuns "Oameni îmbrăcaţi în rochii orientale, în costume, urcând şi coborând scările.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.그녀는 말하길,"동양옷으로 휘감은 사람들이 계단을 오르내립니다.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar."Leute in orientalischer Kleidung, im Schleier, die Treppen auf und ab gehen.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Och hon berättade "Människor i österländska kläder, som går upp och ned för trappor.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Odpovedala: "Ľudí v orientálnom odeve, vo voľnom rúchu, ako chodia hore-dolu schodmi.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Odpověděla: "Lidi v orientálním oděvu, ve volném rouchu, jak chodí nahoru a dolů po schodech.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Og hun sagde, "Folk i østligt tøj i draperinger, der går op og ned af trapper.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar."Osoby w strojach orientalnych, owinięte w tkaninę, chodzące po schodach.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar."Persone con vestiti orientali, con drappi, che salgono e scendono le scale.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar."Pessoas com trajes orientais, "vestes drapeadas, a subir e a descer escadas.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Và bà ấy trả lời "Người mặc đồ phương Đông, quần áo xếp nếp, đi lên đi xuống cầu thang.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Και μου είπε, " Ανθρώπους με ανατολίτικα ρούχα, με ριχτάρια που ανεβοκατεβαίνουν σκάλες.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.А тя отвърна: "Хора в източно облекло, в дрипи, се качват и слизат по стълби.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Вона сказала: "Люди у східному одязі, загорнуті в тканину, які підіймаються і спускаються по сходах.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.Она ответила: "Людей в восточной одежде обернутых в ткани, идущих вверх и вниз по лестнице.
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.אז שאלתי, "איזה סוג של דברים?" והיא ענתה, "אנשים בלבוש מזרחי, בגלימות, עולים ויורדים במדרגות;
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.فقالت،"أرى أشخاص في ملابس شرقية، "في إسدالات، يصعدون و يهبطون السلالم"
Ve dedi ki, "Doğulu kıyafetler giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip çıkıyorlar.階段を上り下りしている 私の方を見て微笑んでいる男
Xerxes, ha? "Doğulu Bilge Masalı"nda okumuştum.Luin Xerxesistä Idän Viisaan tarinasta.