Ana içeriğe geç
Sözlük

doğru ile cümle

doğru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bütün soruları doğru yanıtladı.Tom answered all the questions correctly.
Tom doğru şekilde yanıtladı.Tom answered correctly.
Tom bir şeyin oldukça doğru olmadığından kuşkulanmaya başladı.Tom began to suspect something wasn't quite right.
Tom Mary'nin kendisine söylediğinin doğru olduğuna inanıyordu.Tom believed that what Mary told him was true.
Tom doğrudan şarap şişesinden içti.Tom drank directly from the wine bottle.
Tom doğrudan tenekeden içti.Tom drank straight from the can.
Tom asansörlere doğru baktı.Tom glanced toward the elevators.
Tom tüfeğini aldı ve Mary'ye doğrulttu.Tom grabbed his rifle and pointed it at Mary.
Tom tüfeğini Mary'ye doğrultulmuş şekilde tuttu.Tom kept his rifle aimed straight at Mary.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'yi yanağından öptü.Tom leaned forward and gave Mary a kiss on the cheek.
Tom öne doğru eğildi ve taksi şoförünün omzuna vurdu.Tom leaned forward and tapped the cab driver on the shoulder.
Tom Mary'ye doğru eğildi ve bir şeyler fısıldadı.Tom leaned toward Mary and whispered something.
Tom masa çekmecesini açtı bir silah çıkarttı ve onu Mary'ye doğrulttu.Tom opened his desk drawer, pulled a gun out, and aimed it at Mary.
Tom benzin bidonunu aldı ve arabasının arkasına doğru yürümeye başladı.Tom picked up the can of gasoline and started walking back to his car.
Tom silahını çıkardı ve Mary'ye doğrulttu.Tom pulled out his gun and aimed it at Mary.
Tom tüfeğini kaldırdı ve onu Mary'ye doğrulttu.Tom raised his rifle and pointed it at Mary.
Tom Mary'nin önündeki yoldan aşağı doğru koştu.Tom ran down the path ahead of Mary.
Tom Mary'den sonra merdivenlerden aşağıya doğru koştu.Tom ran down the stairs after Mary.
Tom Mary'nin ofisine doğru merdivenlerden yukarıya koştu.Tom ran up the stairs towards Mary's office.
Tom Mary'nin ayaklarına yardım etmek için elini aşağıya doğru uzattı.Tom reached down to assist Mary to her feet.
Tom bir şeyin doğru olmadığını fark etti.Tom realized something wasn't right.
Tom Mary'nin söylediklerinin doğru olmadığını fark etti.Tom realized that what Mary said wasn't true.
Tom yemek tabağını Mary'ye doğru itti.Tom shoved his plate of food toward Mary.
Tom bir şişe bira taşırken odaya doğru sendeledi.Tom staggered into the room, carrying a bottle of beer.
Tom doğrudan Mary'nin gözlerine baktı.Tom stared directly into Mary's eyes.
Tom kirli elbiselerini çıkardı ve onları doğrudan çamaşır makinesine koydu.Tom took off his dirty clothes and put them directly into the washing machine.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve kulağına fısıldadı.Tom walked over to Mary and whispered in her ear.
Tom bir öpücük bekliyordu, bu yüzden öne doğru eğildi ve dudaklarını buruşturdu.Tom was expecting a kiss, so he leaned forward and puckered his lips.
Tom caddeden aşağıya doğru yürürken ıslıkla bir melodi çaldı.Tom whistled a tune as he walked down the street.
Tom'un tahmini doğruydu.Tom's prediction was correct.
Tom'un caddeden aşağıya doğru araba sürdüğünü gördüm.I saw Tom driving down the street.
O yaklaşık olarak doğru görünüyor.That sounds about right.
Bunun yapacak doğru şey olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if this is the right thing to do or not.
Doğru şeyi yaptığıma inanıyorum.I believe in doing the right thing.
Bu sadece çocuklar için değil fakat aynı zamanda yetişkinler için de doğrudur.That's true not only for children, but also for adults.
Mutluluk gözyaşları onun yanaklarından aşağıya doğru aktı.Tears of happiness streamed down her cheeks.
Çocuklar, aptallar ve ayyaşlar doğruyu söyler.Children, fools and drunkards tell the truth.
Mary'nin benim için doğru kadın olduğunu düşünüyorum.I think Mary is the right woman for me.
Sanırım Mary benim için doğru kadın.I think Mary is the right woman for me.
Tom'un doğru şeyi yapacağından eminim.I'm sure Tom will do the right thing.
Tom bunun yapacak doğru şey olduğunu biliyordu.Tom knew it was the right thing to do.
Doğru yolda olduğumuzdan emin misin?Are you sure we're on the right road?
Tom'un iş için doğru kişi olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is the right person for the job.
İş için doğru kişi olduğunu sanmıyorum.I don't think you're the right person for the job.
Herkes Tom'a doğru baktı.Everyone looked over at Tom.
Bu bir gün hariç her gün için doğrudur.That's true for every day except one.
Tom doğru şeyi yapmaya karar verdi.Tom decided to do the right thing.
Tom işleri doğru yaptırmaktan daha çok işleri yaptırmakla daha ilgili görünüyor.Tom seems more interested in getting things done than in getting things done right.
Sadece doğru şeyi yapmakla ilgileniyorum.I'm only interested in doing the right thing.
Bunu duydum ama doğru olduğunu bilmiyordum.I heard that, but I didn't know it was true.
Belki bu doğru ama alakasız.Maybe that's true, but it's irrelevant.
Bozuk bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir.Even a stopped clock is right twice a day.
Durmuş olan bir saat bile günde iki kez doğru zamanı gösterir.Even a clock that is stopped shows the correct time twice a day.
Cümle doğru ama onu farklı bir biçimde ifade edebilirdim.The sentence is correct, however, I would word it differently.
Tom Park Caddesinde aşağıya doğru yürüyordu.Tom was walking down Park Street.
Tom Park Caddesinde güneye doğru sürüyordu.Tom was driving south on Park Street.
Tom Mary'nin durduğu yere doğru yürüdü.Tom walked over to where Mary was standing.
Tom pencereye doğru yürüdü ve dışarıya baktı.Tom walked over to the window and looked out.
Tom Mary'nin masasına doğru yürüdü.Tom walked over to Mary's desk.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve onu öptü.Tom walked over to Mary and kissed her.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
doğru ile cümle - Sayfa 29 - doğru kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App