DNA'mızın %93'ünü Resus Maymunu'yla ve %98.5'ini şempanze dostumuzla paylaşıyoruzאנו חולקים 93% מהDNA שלנו עם קופי רזוס. כמו כן,98% עם ידידינו השימפנזות.
DNA'mızın %93'ünü Resus Maymunu'yla ve %98.5'ini şempanze dostumuzla paylaşıyoruzتُشارك 93% من حمضك النووى DNA مع نِسْناسُ الرِّيْسيوس و98.5٪ مع صديقنا، الشمبانزي.
DNA'mızın %93'ünü Resus Maymunu'yla ve %98.5'ini şempanze dostumuzla paylaşıyoruzそして人間の友達であるチンパンジーとは 98.5%ものDNAがかぶっています。 じゃあ人間同士では?
DNA'mızın ve komşularımızın arasındaki farklılık miktarı bize, birbirimizle olan yakınlık derecemizi gösterir.מדור ההורים לדור הבא, לכן אפשר לחשב את המרחק הגנטי בין DNA של אנשים ולקבוע קרבה גנטית
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Also war da etwas Einheitliches an DNA-Molekülen.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Así que había algo universal en la molécula de ADN.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.DNA분자에는 보편성 같은게 있었죠.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Dunque c'era qualcosa di universale legato alla molecola di DNA.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Er was dus iets universeels aan de DNA-molecule.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Exista ceva universal în legătură cu molecula de ADN.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Havia alguma coisa universal acerca da molécula do ADN.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Jadi ada sesuatu yang universal tentang molekul DNA.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Så der var noget universelt ved DNA molekylet.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Takže na molekule DNA bylo něco univerzálního.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Vậy là đã có vài thông tin chung chung về phân tử ADN.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Volt tehát valami univerzális a DNS molekula körül.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Więc było coś uniwersalnego w molekule DNA
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Υπήρχε, λοιπόν, μια παγκοσμιότητα στο μόριο του DNA.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Значит, молекула ДНК несет в себе нечто универсальное.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.Така че имаше нещо универсално в ДНК молекулата.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.אז יש משהו אוניברסלי בדנ"א.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.إذاً كان هنالك شيء عام عن جزيء ال DNA.
DNA molekülüyle ilgili evrensel bir şey vardı.私は彼と研究がしたかったのですが、彼は元バードウォッチャーなんかに用はなかったものですから
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Abbiamo visto che il DNA in un certo senso impara, accumula le informazioni.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Am văzut că ADN-ul învață într-un sens, acumulează informație.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Chúng ta đã thấy rằng DNA học được trong một phương chiều nào đó nó tích lũy thông tin
DNA SimgesiLogo DNA
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.우리는 DNA가 정보를 축적하여 학습한다는 것을 보았습니다.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Kita telah melihat bahwa DNA belajar dengan cara mengumpulkan informasi.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Láttuk, hogy a DNS bizonyos értelemben tanul, felhalmoz információkat.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Les voy a explicar por qué.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Näimme, että DNA oppii tietyssä mielessä, se kerää informaatiota.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Nous avons vu que l'ADN dans un certain sens apprend, il accumule de l'information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Viděli jsme, že DNA se učí, shromažďuje informace.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Videli sme, že DNA sa učí v tom zmysle, že hromadí informácie.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Vi har set at DNA på en måde lærer, det opsamler information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Vi har sett hur DNA i en mening kan lära, att den samlar information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Vimos que o ADN aprende num certo sentido, acumula informações.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.We hebben gezien dat DNA kan leren, informatie in zich opslaan.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Wir haben gesehen, dass DNA auf eine Weise lernt, sie akkumuliert Information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Zauważyliśmy, że DNA uczy się, a polega to na tym, że magazynuje ono informacje.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Ξέρουμε ότι το DNA μαθαίνει κατά κάποιο τρόπο, συγκεντρώνει πληροφορίες.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Видяхме, че ДНК се учи в известен смисъл, тя натрупва информация.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Мы видели, что ДНК в некотором смысле учится, онa накапливает информацию.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.ראינו ש-DNA לומד במובן זה שהוא צובר מידע.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.لقد رأينا سابقاَ كيف أنّ الحمض النّوويّ يتعلّم بعبارةٍ ما، و هو يراكم المعلومات.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.情報を蓄積するのですが とても時間が掛かります
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.많은 DNA 조각들을 단시간에 셀 수 있는 기술이 발달했죠.
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.זה שקיימות טכנולוגיות שמאפשרות לנו לראות קטעי DNA רבים במהירות רבה.
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.هو انه تم إستحداث تكنلوجيات " قاعدة بيانات " تستطيع عن طريقها إستعراض الحمض النووي بسرعة كبيرة
DNA'nın birçok parçasını çok kısa zamanda görebilmemize yarayan bazı teknolojiler ortaya çıktmıştır.多くのDNAを非常に短時間で調査可能になりました おかげで今ではわずか数時間で
DNA'nın bir şekilde öğrendiğini gösteriyor.사실상 DNA가 학습을 하고 있다는 것 입니다.
DNA'nın bir şekilde öğrendiğini gösteriyor.היא ש-DNA למעשה לומד.
DNA'nın bir şekilde öğrendiğini gösteriyor.أنّ الحمض النّووي، في واقع الأمر يتعلّم.
DNA'nın bir şekilde öğrendiğini gösteriyor.生命を生み出す新たな方法を蓄積しています
DNA'nın bizim soyumuzu karakterize eden bir dil olduğunu anlayacağımız bir yolculuğa çıktık.우리의 DNA 에 대한 이해가 시작된겁니다. 우리의 성격과 특성, 우리가 무엇을 타고 났고 어떤 질병에 걸릴 수 있는지를 DNA 속 언어가 결정함을 이해하기 시작했습니다.
DNA SimgesiLogotipo de ADN
DNA'nın bizim soyumuzu karakterize eden bir dil olduğunu anlayacağımız bir yolculuğa çıktık.遺伝的に受け継ぐ性質や 発病の恐れを決定する 言語があることを知り始めたのです 同時に これがとても古い 分子であることも分かりました
DNA'nın Bu kodlama işlemine transkripsiyon denir.Wenn die DNA etwas transkribiert, der
DNA'nın Bu kodlama işlemine transkripsiyon denir.הDNA כאשר הוא משועתק -