Bu bir dizüstü bilgisayara sahip olmak pratiktir.It's practical to have a laptop.
Jim dizüstü bilgisayarında bir şeyler yazmaya koyuldu.Jim set out to write something in his notebook.
Dizüstü bilgisayarımı burada bulamıyorum; onu başka yere koymuş olmalıyım.I can't find my notebook here; I must have put it elsewhere.
O mağazada dizüstü bilgisayar satıyorlar mı?Do they sell notebooks at that store?
O, kimin dizüstü bilgisayarıdır?Whose notebook is that?
Lütfen dizüstü bilgisayarınızı bana gösterin.Please show me your notebook.
Bugün dizüstü bilgisayarımı kaybettim.I lost my notebook today.
Benim dizüstü bilgisayar bürodadır.My notebook is in the desk.
Ben bir dizüstü bilgisayar istiyorum.I want a notebook.
Sana bir dizüstü bilgisayar vereceğim.I will give you a notebook.
Benim dizüstü bilgisayarıma adınızı yazar mısınız?Would you write your name in my notebook?
O, dizüstü bilgisayarı çıkardı.He took a notebook out.
Yaşlı adam dizüstü bilgisayarımı gördü ve bana gülümsedi.The old man saw my notebook and smiled at me.
Mary dizüstü bilgisayarını her zaman yanında bulundurur.Mary keeps her laptop with her at all times.
Bu dizüstü bilgisayar çok incedir.This laptop computer is very thin.
John Wilkes Booth bir dizüstü bilgisayar taşıdı.John Wilkes Booth carried a notebook.
Damlacıklar dizüstü bilgisayarımın üstüne düşüyorlar.Droplets are falling on my laptop computer.
Tom, dizüstü bilgisayarı ile kendini yelledi.Tom fanned himself with his notebook.
Ben dizüstü bilgisayarımı çaldırdım.I got my notebook stolen.
Benim dizüstü bilgisayar son zamanlarda çok yavaş çalışıyor.My laptop has been running so slow lately.
Tom kafama dizüstü bilgisayarımla vurdu. O da çatladı!Tom hit me in the head with my laptop. Now it's cracked!
Tom dizüstü bilgisayarımla kafama vurdu. O şimdi çatlak!Tom hit me in the head with my laptop. Now it's cracked!
Yeni dizüstü bilgisayarım eskisinden daha ince ve daha hafif.My new laptop is thinner and lighter than my old one.
Kendine ne zaman yeni bir dizüstü bilgisayar satın alacaksın?When will you buy yourself a new laptop?
Geçen cumartesi bir dizüstü bilgisayar satın aldım.Last Saturday I bought a laptop.
Geçen cumartesi bir dizüstü bilgisayar aldım.Last Saturday I bought a laptop.
O akşamlarını dizüstü bilgisayarının önünde geçirir.He spends his evenings in front of his laptop.
İşte pembe dizüstü bilgisayarım.Here's my pink notebook.
"Neden yeni bir dizüstü bilgisayar aldın?" "Dayanamadım""Why did you buy a new laptop?" "I couldn't resist!"
Senin yanında dizüstü bilgisayarın var mı?Do you have your laptop with you?
Dizüstü bilgisayarını al.Get your notebook.
Dizüstü bilgisayarımı almaya gitmem gerekiyor.I need to go get my laptop.
Dizüstü bilgisayarımı almaya gitmeliyim.I need to go get my laptop.
Tom Mary'ye dizüstü bilgisayarını verdi.Tom gave Mary his notebook.
Benim bir dizüstü bilgisayara ihtiyacım var.I need a laptop.
Hangi dizüstü bilgisayara ihtiyacım var?Which laptop do I need?
Bana hangi dizüstü bilgisayar lazım?Which laptop do I need?
Tom dizüstü bilgisayarını kapattı.Tom shut his laptop.
O, pijamasının içinde dizüstü bilgisayarının önünde oturdu.She sat in front of her laptop in her pajamas.
Tom dizüstü bilgisayarını yerine koydu.Tom put his notebook away.
Tom dizüstü bilgisayarını çıkardı ve yazmaya başladı.Tom took out his notebook and started writing.
Mary onun dizüstü bilgisayarını sormadan aldığı için Tom kızgın.Tom is angry because Mary borrowed his laptop without asking.
Tom bir dizüstü bilgisayarda yazı yazarken tezgahta oturdu.Tom sat at the counter, typing on a notebook computer.
Dizüstü bilgisayarımda optik disk sürücüsü yok.My laptop doesn't have an optical disk drive.
Tom'un dizüstü bilgisayarını kimin çaldığını biliyor musun?Do you know who stole Tom's laptop?
Benim bir dizüstü bilgisayarım var.I have a notebook.
Benim dizüstü bilgisayarı nereye sakladın?Where did you hide my notebook?
Dizüstü bilgisayarımı nereye koydun?Where did you put my notebook?
Benim dizüstü bilgisayarım nerede?Where's my notebook?
Tom yeni bir dizüstü bilgisayar aldı.Tom bought a new notebook.
Bu dizüstü bilgisayar ince ve hafif.This laptop is thin and light.
Tom'a bir dizüstü bilgisayar aldım.I bought Tom a laptop.
Tom dizüstü bilgisayarını kapattı ve ayağa kalktı.Tom closed his laptop and stood up.
Tom dizüstü bilgisayarını evde bıraktı.Tom left his laptop at home.
Bu bir dizüstü bilgisayardır.It is a notebook.
O dizüstü bilgisayar ne kadar?How much is that laptop?
Bu dizüstü bilgisayar ne kadar?How much is this laptop?
Dizüstü bilgisayar, çantanın içinde.The notebook is in the briefcase.
O dizüstü bilgisayarı bana ver.Give me that laptop.
Bu dizüstü bilgisayar çok ince.This laptop is very thin.