Ama bana "iyi görünüyor muyum" diye her sorduğunda Şöyle diyorumИ всеки път, когато тя ме попита дали изглежда добре, аз и казвам
Ama bana "iyi görünüyor muyum" diye her sorduğunda Şöyle diyorumНо каждый раз, когда она спрашивает меня "я выгляжу хорошо" Я говорю,
Ama bana "iyi görünüyor muyum" diye her sorduğunda Şöyle diyorumولكن كل مرة تسألني "كيف تبدو؟" أقول
Ama ben ne diyorum ki?Jij begrijpt er gewoon ook niets van.
Ama ben ne diyorum ki?Ne, ty si ničemu nerozuměl.
Ama ben ne diyorum ki?Nie, ty si ničomu nerozumel.
Ama ben ne diyorum ki?Non capisci niente.
Ama ben ne diyorum ki? Yaşamaya hakkı olan onlar, biz değiliz. Bizim ölmemiz gerek.Jesteś do niczego!
Ama ben ne diyorum ki?Не, ти нищо не си разбрал.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.(30:15) А я на Тебя, Господи, уповаю; я говорю: Ты – мой Бог.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.(31:15) Mais en toi je me confie, ô Éternel! Je dis: Tu es mon Dieu!
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Dar eu mă încred în Tine, Doamne, şi zic: ,,Tu eşti Dumnezeul meu!``
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Ich aber, HERR, hoffe auf dich und spreche: Du bist mein Gott!
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Jaz pa upam v tebe, GOSPOD, govorim: Bog moj si ti.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.여호와여 그러하여도 나는 주께 의지하고 말하기를 주는 내 하나님이시라 하였나이다
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Mas eu confio em ti, ó Senhor; e digo: Tu és o meu Deus.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Men, HERRE, jeg stoler på dig; jeg siger: Du er min Gud,
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Nhưng Ðức Giê-hô-va ôi! tôi tin cậy nơi Ngài; Tôi nói: Ngài là Ðức Chúa Trời tôi.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Nhưng_Ðức_Giê - hô-va ôi ! tôi tin_cậy nơi Ngài ; Tôi nói : Ngài là Ðức_Chúa_Trời tôi .
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Pero yo he confiado en ti, oh Jehovah. He dicho: "Tú eres mi Dios
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Tetapi aku berharap pada-Mu, ya TUHAN, sebab Engkaulah Allahku
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Αλλ' εγω επι σε, Κυριε, ηλπισα ειπα, συ εισαι ο Θεος μου.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.Но аз на Тебе уповавах, Господи; Рекох: Ти си Бог мой.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.ואני עליך בטחתי יהוה אמרתי אלהי אתה׃
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.اما انا فعليك توكلت يا رب. قلت الهي انت.
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.耶 和 華 阿 、 我 仍 舊 倚 靠 你 . 我 說 、 你 是 我 的 神
Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‹‹Tanrım sensin!›› diyorum.耶和華 阿 、 我 仍 舊 倚靠 你 . 我 說 、 你 是 我 的 神
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.A jaz vam pravim: Ljubite sovražnike svoje in molite za tiste, ki vas preganjajo:
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Eu, porém, vos digo: Amai aos vossos inimigos, e orai pelos que vos perseguem;
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.나는 너희에게 이르노니 너희 원수를 사랑하며 너희를 핍박하는 자를 위하여 기도하라
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Maar Ik zeg: Houd ook van uw vijanden! En bid voor wie u vervolgen!
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.ma io vi dico: amate i vostri nemici e pregate per i vostri persecutori
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Men jag säger eder: Älsken edra ovänner, och bedjen för dem som förfölja eder,
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Mutta minä sanon teille: rakastakaa vihollisianne ja rukoilkaa niiden puolesta, jotka teitä vainoavat,
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Pero yo os digo: Amad a vuestros enemigos, y orad por los que os persiguen
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Song ta nói cùng các ngươi rằng : Hãy yêu kẻ thù_nghịch , và cầu_nguyện cho kẻ bắt_bớ các ngươi ,
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Song ta nói cùng các ngươi rằng: Hãy yêu kẻ thù nghịch, và cầu nguyện cho kẻ bắt bớ các ngươi,
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.Но Аз ви казвам: Обичайте неприятелите си и молете се за тия, които ви гонят;
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.אבל אני אמר לכם אהבו את איביכם ברכו את מקקליכם היטיבו לשנאיכם והתפללו בעד מכאיביכם ורדפיכם׃
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.只 是 我 告 訴 你 們 、 要 愛 你 們 的 仇 敵 . 為 那 逼 迫 你 們 的 禱 告
Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.只是 我 告訴 你 們 、 要愛 你 們的 仇敵.為那 逼迫 你 們 的 禱告
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Aber, sage ich, wenn ich das Ding schlug, dachte man es perfekt ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Ale ja hovorím, keď som navrhol vec, čo si myslel, že dokonale ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Ale já říkám, když jsem navrhl věc, vy jste si mysleli, že dokonale ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Ale mogę powiedzieć, kiedy zaproponował coś, myślałeś, że to doskonale ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Ampak, rečem, ko sem predlagal stvar, ste mislili, da popolnoma ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Dar, am spus, atunci când am sugerat lucru, aţi crezut că ---- perfect"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""De, mondom, amikor azt javasolta a dolog, akkor gondoltam, hogy tökéletesen ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Maar, zeg ik, toen ik het ding voorgesteld, je dacht dat het perfect ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Ma, dico io, quando ho proposto la cosa, è pensato perfettamente ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Mais, je le dis, quand j'ai proposé la chose, vous avez pensé parfaitement ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Men, säger jag, när jag föreslog sak, trodde du det perfekt ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Men, siger jeg, da jeg foreslog den ting, du troede det perfekt ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Mutta minä sanon, kun ehdotin asia, luulit sen täydellisesti ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Nhưng, tôi nói, khi tôi đề nghị điều, bạn nghĩ rằng nó hoàn toàn ----
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""하지만, 내가 무슨 말을, 내가 물건을 제안했을 때, 당신은 그것 ---- perfectly 생각"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Tapi, saya katakan, ketika saya menyarankan hal, Anda pikir itu sempurna ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Αλλά, λέω, όταν πρότεινα το πράγμα, εσείς πιστεύετε ότι είναι τέλεια ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Але, кажу я, коли я запропонував річ, ви думали, що це прекрасно ----"
"Ama, diyorum, ben bir şey önerdiğinde, bunu ---- mükemmel bir düşünce""Но, говорю я, когда я предложил вещь, вы думали, что это прекрасно ----"