Ana içeriğe geç
Sözlük

diya ile cümle

diya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Diplomatik diyalog çatışmayı bitirmeye yardımcı oldu.Diplomatic dialogue helped put an end to the conflict.
Bu diyagramda ne demek istediğimi görebilirsiniz.This diagram will illustrate what I mean.
Öğretmen öğrencilerin ikili grup halinde diyaloğu patik yapmalarını istedi.The teacher asked the students to practice the dialogue in pairs.
Diyabetim var.I have diabetes.
O, teorisini diyagramlarla açıkladı.He illustrated his theory with diagrams.
Diyaloga katılmadım.I did not participate in the dialog.
Gerçekten bir Alice vardı, fakat Harikalar Diyarı hayal gücünün bir uydurmasıdır.There really was an Alice, but Wonderland is a figment of the imagination.
Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin!Shape up or ship out!
Onun bir diyalize ihtiyacı var.He needs a dialysis.
Körler diyarında, tek gözlü adam kraldır.In the land of the blind, the one-eyed man is king.
Bu diyagramı anlamıyorum.I don't understand this diagram.
Bu çizgi diyagonal.This line is diagonal.
Diyafram bir kastır.The diaphragm is a muscle.
Bu şimdiye kadar bir diyaloğu ilk ezberleyişim.This is the first time I've ever memorized a dialog.
O diyagramı bana açıklar mısın?Would you mind explaining that diagram to me?
Size bir diyagram çizmemi ister misiniz?Would you like me to draw you a diagram?
İngilizcenin egemenliği Avrupa diyaloğunu öldürüyor.The dominance of English is killing the European dialogue.
İngilizcenin hakimiyeti Avrupa diyaloğunu öldürüyor.The dominance of English is killing the European dialogue.
Tom diyabetik.Tom is diabetic.
Tom diyabetik değil.Tom isn't diabetic.
Tom bir diyabetik.Tom is a diabetic.
Diyalogları doldurun.Please complete the dialogues.
Tom diyagramı okudu.Tom studied the diagram.
Tom diyabetik olabilir.Tom could be diabetic.
Bu diyagramı bana açıklar mısınız?Could you explain this diagram to me?
14 Kasım Dünya Diyabet Günü'dür.The 14th of November is the World Diabetes Day.
Tom çok sayıda spor içecekleri içmekten diyabet hastası oldu.Tom got diabetes from drinking too many sports drinks.
Kumaşı diyagonal kesin.Cut the cloth on the bias.
Burada, hatalar diyaloğun ruhudur.Here, mistakes are the soul of dialogue.
Bir diyabetik kanında ve idrarında çok fazla şekere sahiptir.A diabetic has too much sugar in his blood and in his urine.
Tom ve Mary önümüzdeki ay gelincikler diyarına seyahat etmeyi planlıyorlar.Tom and Mary are planning to travel to the land of stoats next month.
Bu diyaloğumuzun geri kalanında iyiye işaret değilThat does not augur well for the rest of our dialogue.
Ekmeği diyagonal dilimler halinde bir parmak genişliğinde kes.Cut the bread into diagonal slices the width of a finger.
Şiir, bir keşif, bir vahiy ve diyalog için bir davettir.Poetry is an exploration, a revelation, and an invitation for dialogue.
Onun haftada iki kez diyalize ihtiyacı var.He needs dialysis twice a week.
O diyabetik, bu yüzden onun kan şekeri zaten bozuktu.She's diabetic, so her blood sugar was already out of whack.
Diyabet, tedavi edilmesi pahalı bir hastalıktır.Diabetes is an expensive disease to treat.
ABD'de 2012'de diyabet tedavisi 244.000.000.000 dolar tuttu.Treating diabetes cost the U.S. $244 billion in 2012.
14 Kasım, Dünya Diyabet Günüdür.World Diabetes Day is on the 14th November.
Dünya Diyabet Günü 14 Kasım'dadır.World Diabetes Day is on the 14th November.
Tom'un diyalize ihtiyacı var.Tom needs a dialysis.
Bu filmdeki diyalog çok saçma. Ayrılıyorum.The dialogue in this movie is ridiculous. I'm leaving.
Bir diyalog açmamız gerekiyor.We need to open up a dialogue.
Bir diyalog başlatmamız gerekiyor.We need to open up a dialogue.
Sonuçta, bu şeker hastalığı diyarı.After all, this is the land of diabetes.
Ben diyabet hastasıyım.I'm diabetic.
Diyabetik değilim.I'm not diabetic.
Obezite, diyabet ve kalp hastalığı riskini arttırır.Obesity increases risks of diabetes and heart disease.
Bu kitaptaki diyaloglar çok gerçekçi değil.The dialogue in this book is very unrealistic.
Bu kitaptaki diyaloglar çok gerçek dışı.The dialogue in this book is very unrealistic.
Tom'un diyabetik olduğunu biliyorum.I know that Tom is diabetic.
Sami Müslüman olanlarla olmayanlar arasında diyalog ve hoşgörü olmasından yanaydı.Sami encouraged tolerance and dialogue between Muslims and non-Muslims.
Tom'un diyabetik olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is diabetic.
Teochew dili, Min Nan'ın bir diyalektidir.Teochew is a dialect of Min Nan.
Diyarbakır'ı çok sevdim.I really liked Diyarbakir.
Mary'de Diyarbakır karpuzu gibi göt var.Mary has more ass than a donkey farm.
Hiç diyabet tanısı almış mıydınız?Have you ever been diagnosed with diabetes?
Ermeni isyanı ve Harput Ermenileri : Ararat-Gakgoş diyaloğu (Turkish).Ermeni isyanı ve Harput Ermenileri : Ararat-Gakgoş diyaloğu (in Turkish).
"Diyarbakır cezası!"."Diyarbakır cezası!".
Bir sanatçı olarak umarım bu düşünmeye ve diyalog kurulmasına neden olur.As an artist, I hope that this provokes thought and dialogue.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod