Aynı zamanda hukukçu ve diplomattı.Hij was jurist en diplomaat.
Cicero onu diplomatik yeteneğinden saygı ile söz eder.Cicero was zeer over zijn talenten te spreken.
Diplomasiyi uygulayanlara diplomat denir.De orde wordt aan diplomaten toegekend.
İran rehine krizi, ABD ile İran arasında 444 gün süren diplomatik krizdir.Dit was het begin van de 444 dagen durende Iraanse gijzelingscrisis.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.Als gevolg van de aanslag schortte Myanmar alle diplomatieke betrekkingen met Noord-Korea op.
Konsolosluk görevlileri, diplomatik temsilci değildirler.De consuls-generaal zijn daarentegen wel diplomaten met diplomatieke onschendbaarheid.
Diplomat ve iş adamı Osman Mayatepek torunlarındandır.Zakenman en diplomaat Osman Mayatepek is de kleinzoon van Hasan Tahsin Mayatepek.
Prof. Dr. Danilo Türk (19 Şubat 1952), Sloven avukat, diplomat ve akademisyen, Slovenya'nın 3. cumhurbaşkanı.Danilo Türk (Maribor, 19 februari 1952) is een Sloveens advocaat en diplomaat, en oud-president van Slovenië.
Bir diplomatın çocuğu olan Evra, Senegal'de doğdu ve Avrupa'ya bir yaşındayken geldi.Als zoon van een Senegalese diplomaat kwam Evra op zesjarige leeftijd naar Europa.
Yurtdışında diplomat olarak çeşitli görevlerde bulunmuştur.In die functie is hij als diplomaat veel actief in het buitenland.
İki ülke arasında diplomatik ilişkiler 1964 yılında kuruldu.In 1949 werden diplomatieke relaties opgericht tussen beide landen.
1982 - Lübnan'da dört İranlı diplomat kaçırıldı.Zo waren in 1982 vier Iraanse diplomaten gegijzeld door een christelijke gewapende factie in Beiroet.
1992 - Çin ve Güney Kore arasında diplomatik ilişkiler başladı.1992 - China en Zuid-Korea knopen diplomatieke betrekkingen aan.
Savaşın bitiminden sonra başlangıçta Papa'nın konuğu ve diplomatik bir üyesi olarak eşi ile Vatikan'da kaldı.Na het einde van de oorlog bleven hij en zijn vrouw als gasten van de paus in Rome wonen.
Diplomatlarının ve generallerinin kendisini bir burjuva politikacı olarak davranmaya zorladığını düşünüyordu.Hij beschuldigde de fascisten en de nazi's ervan dat ze een politieke padvinderij waren.
İki ülkenin 11 Mart 1992'den bu yana resmi diplomatik ilişkileri var.Sinds 3 oktober 1949 hebben de twee landen een diplomatieke relatie.
Diplomatik ve siyasi çalışmalarda bulundu.Daar wordt hij geïntroduceerd in het politieke en diplomatieke leven.
Başarılı bir diplomattı.Hij was ook een succesvol diplomaat.
4 Ağustos 1951), Alman diplomat ve politikacıydı.31 augustus 1945) was een Duits jurist en politicus.
İki ülke 1970 yılında resmen diplomatik ilişkiler kurdu.In 1950 werden diplomatieke relaties opgericht tussen beide landen.
1974 yılında Avusturya'nın diplomatik hizmetine girdi.In 1974 werd hij tot het Oostenrijkse militair ingetogen.
31 Temmuz 1947, Saint-Silvain-Bellegarde (Creuse)) Fransız siyasetçi ve diplomat.Hubert Védrine (Saint-Silvain-Bellegarde, 31 juli 1947) was een Frans diplomaat en politicus.
Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle İsrail'de geçirdi.Al vanaf jonge leeftijd was hij betrokken bij de diplomatieke diensten van zijn vader.
Diplomatik pasaportlar hiçbir harç veya resme tabi değildir.Bautastenen hebben geen inscripties of afbeeldingen.
Çeşitli diplomatik görevlerde bulunmuştur.Hij leidde verschillende diplomatieke missies.
Cezayir Geçiş Hükümeti'ne diplomatik danışmanlık yapmıştır.Het kwam tot een diplomatieke interventie van het Ottomaanse hof.
Fransız şair ve diplomat Paul Claudel'in ablası.Ze was de oudste zuster van de dichter, dramaturg en diplomaat Paul Claudel.
Birleşik Krallık tarafından Afganistan'da yürütülen askeri operasyonlar Amerikalı diplomatlarca eleştiriliyor.Kritiek op de militaire operaties van het Verenigd Koninkrijk in Afghanistan.
Yani diplomatik bir tabirle söylemek gerekirse.Dit was de opmaat voor diplomatieke rol.
Moskova ziyareti sonucu Sovyetler Birliği ile resmi diplomatik ilişkiler kuruldu.Als enige uitzondering werden diplomatieke betrekkingen met de Sovjet-Unie onderhouden.
İyi bir diplomat olurdun.Je zou een goede diplomaat zijn.
Bizanslılar birtakım diplomatik uygulamalarla kendilerine yarar sağladı.Bizantyńczycy czerpali korzyści z wielu dyplomatycznych praktyk.
Azerbaycan, bugüne kadar 158 ülke ile diplomatik ilişkiler kurmuştur ve 38 uluslararası örgüte üyedir.Azerbejdżan utrzymuje stosunki dyplomatyczne ze 158 krajami i jest członkiem 38 organizacji międzynarodowych.
1980 - İsrail ve Mısır arasında diplomatik ilişkiler başladı.1980 – Izrael i Egipt nawiązały stosunki dyplomatyczne.
1994 - İsrail ve Vatikan tam diplomatik ilişki anlaşmasına vardı.1994: Izrael i Watykan nawiązały pełne stosunki dyplomatyczne.
802: Harun Şarlman'a bir diplomatik hediye olarak iki tane beyaz fil (albino) göndermesi.802 Harun przekazuje w darze Karolowi Wielkiemu dwa białe słonie.
Diplomatik ilişkiler 1963'te kuruldu.Stosunki dyplomatyczne nawiązano w 1963.
1971 - Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Avusturyalı diplomat Kurt Waldheim seçildi.1971 – Rada Bezpieczeństwa ONZ wybrała Austriaka Kurta Waldheima na stanowisko sekretarza generalnego ONZ.
1917 - I. Dünya Savaşı: ABD, Almanya ile diplomatik ilişkilerini kesti.1917 – I wojna światowa: USA zerwały stosunki dyplomatyczne z Niemcami.
1977-1997 yıllarında, Dışişleri Bakanlığı’nda “diplomat” olarak mesleğinin çeşitli aşamalarında bulundu.W latach 1972-1977 Zasław znajdował się w granicach administracyjnych "wielkiego" Sanoka jako osiedle.
1961 - Burmalı diplomat U Thant, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri seçildi.1962 – Birmański polityk U Thant został wybrany na sekretarza generalnego ONZ.
Kıbrıs Cumhuriyeti 'nin diplomatik ilişkilerini yürüten dış temsilciliklerinin yer aldığı maddedir.Podmioty, z którymi Polska utrzymuje stosunki dyplomatyczne.
Heather Ann Nauert (27 Ocak 1970, Rockford), Amerikalı gazeteci, diplomat ve bürokrat.Heather Nauert (ur. 27 stycznia 1970 w Rockford) – amerykańska dziennikarka i polityk.
29 Haziran: Libya ile diplomatik ilişkiler yeniden başladı.3 maja: Bułgaria i Izrael przywróciły pełne stosunki dyplomatyczne.
Hükümet adına bazı diplomatik ve askeri görevler aldı.W zakonie pełnił kilka funkcji dyplomatycznych i administracyjnych.
1 Ocak - Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasında diplomatik ilişkiler başladı.1 stycznia – Stany Zjednoczone nawiązały pełne stosunki dyplomatyczne z Chińską Republiką Ludową.
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.Po tym wydarzeniu stosunki między Iracką Partią Komunistyczną a Kasimem ostatecznie się pogorszyły.
Pek çok ülke Belçika'daki elçiliği yoluyla NATO'da diplomatik misyon bulundurmaktadır.Do ambasady fińskiej w Rzymie zgłaszali się liczni ochotnicy.
10 Ocak - Amerika Birleşik Devletleri ve Vatikan tam diplomatik ilişki kurdular.10 marca – Libia i Watykan nawiązały stosunki dyplomatyczne.
Başarılı bir diplomattı.Był zasłużonym dyplomatą.
Babası Birleşmiş Milletler'de bir diplomatdı.Jego ojciec był radzieckim dyplomatą.
Bunların dışında, bir süre Fransız diplomatik servisi için çalıştı.Przez jakiś czas służył w francuskiej Legii Cudzoziemskiej.
Ardından diplomatik kariyerine başlamıştır.Potem rozpoczął karierę dyplomatyczną.
Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.W wyniku represji Unia Europejska zerwała stosunki dyplomatyczne z Kubą.
Bir daha herhangi bir diplomatik görev almadı.Potem już nie był wysyłany w misje dyplomatyczne.
1995-1997 yılları arasında ise Başbakan Alain Juppé'nin diplomatik danışmanı olmuştur.W latach 1995–1997 była doradcą premiera Alaina Juppé ds. polityki wojskowej.
Fakat yoğun diplomatik baskılar nedeniyle fikirlerini değiştirdiler.Najprawdopodobniej z powodu doświadczonego upokorzenia zmienił swoje poglądy polityczne.
İki ülkenin 11 Mart 1992'den bu yana resmi diplomatik ilişkileri var.14 stycznia 1992 roku oba państwa nawiązały stosunki dyplomatyczne.
Diplomatik ilişkiler 1992'de gerçekleşmiştir.Stosunki dyplomatyczne z Kazachstanem nawiązano w 1992.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Suudi hükümeti Rusya ile diplomatik ilişki sürdürmeye başladı.Po tym zamachu Związek Radziecki zerwał stosunki dyplomatyczne z Izraelem.