Ana içeriğe geç
Sözlük

dio ile cümle

dio kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, Directeur, DIOP BVBA, Belgique
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, Director, DIOP BVBA, Bélgica
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, direktør, DIOP BVBA, Belgien
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, Geschäftsführer, DIOP BVBA, Belgien
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, igazgató, DIOPBVBA, Belgium
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, ředitel, DIOPBVBA, Belgie
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, riaditeľ, DIOPBVBA, Belgicko
Jules Fierens,Yönetim Kurulu Üyesi, DIOPBVBA, BelçikaJules Fierens, ∆ιευθυντής, DIOP BVBA, Βέλγιο
Karbon dioksit, alveoller tarafından alınacak ve sıkışacaklar.혈액에 존재했던 이산화탄소가 폐포를 통해 교환 된 뒤 내뱉어 집니다.
Karbon dioksit, alveoller tarafından alınacak ve sıkışacaklar.Obtiene absorbe dióxido que estaba en nuestra sangre, pero luego se
Karbon dioksit, alveoller tarafından alınacak ve sıkışacaklar.Диоксид в кръвта ни се абсорбира в Алвеолите и те се свиват.
Karbon dioksit, alveoller tarafından alınacak ve sıkışacaklar.ובנשיפה הוא נסחט החוצה.
Karbon dioksit, alveoller tarafından alınacak ve sıkışacaklar.الكربون الذي كان في الدم ولكنه يمتص في الحويصلات ثم يخرج
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Anidride carbonica e un po' di luce, e si ottiene un lipido molto raffinato.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Bióxido de carbono, un poco de luz solar, terminan con un lípido que es altamente refinado.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Dioxid de carbon, puţină lumină solară, şi obţii o grăsime care este foarte rafinată.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Du dioxyde de carbone, un peu de lumière, et nous obtenons un produit hautement raffiné.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Dwutlenek węgla, odrobina promieni słonecznych i otrzymujemy wysoce oczyszczony lipid.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.É o dióxido de carbono, um pouco de luz solar, e acabamos com um lípido altamente refinado.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.약간의 햇빛이 있으면 잘 정제된 지질을 얻게 됩니다.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Koolstofdioxide, een beetje zonlicht, en je krijgt een hoog geraffineerd lipide.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Với CO2, một chút ánh sáng, bạn tạo ra một chất béo tinh chế cao.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Με διοξείδιο του άνθρακα και λίγο ήλιο, παίρνεις τελικά ένα λιπίδιο που είναι ιδιαίτερα εξευγενισμένο.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Въглероден двуокис, малко количество слънчева светлина, и се оказваме с липид, който е високо рафиниран.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Двуокись углерода, немного солнечного света, И вот у вас уже высоко очищенный липид.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.פחמן דו-חמצני, קצת אור שמש, ומקבלים ליפיד מאוד מזוקק.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.ثاني اكسيد الكربون مع القليل من اشعة الشمس ويصبح لديك دهناً نقياً
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.極めて純粋な脂質を得ることができます エネルギー問題を解決する糸口です 二酸化炭素を減らせるのです
Karbon dioksitin içeriye girmesini sağlıyor.표면적을 만들어 주는 겁니다.
Karbon dioksitin içeriye girmesini sağlıyor.На достатъчно въглероден диоксид.
Karbon dioksitin içeriye girmesini sağlıyor.أكسيد الكربون لتعود خارجا
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.A szén-dioxid szint egyre magasabb és magasabb.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Der Kohlendioxidpegel ist immer weiter angestiegen.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.El nivel de dióxido de carbono ha subido y subido y subido.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Het gehalte kooldioxide blijft maar stijgen.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Hiilidioksidin määrä on lisääntynyt lisääntymistään.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Il livello di anidride carbonica è salito, e salito, e salito.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.이산화탄소 수치는 점점 높아지고 있습니다.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Les niveaux de dioxyde de carbone n'ont fait que grimper.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Množství oxidu uhličitého neustále stoupá.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Množstvo oxidu uhličitého neustále stúpa.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Nivelul dioxidului de carbon creşte din ce în ce mai mult.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Nồng độ CO2 tăng không ngừng.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Tingkat karbon-dioksida telah meningkat dan terus meningkat.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Wzrosła zawartość dwutlenku węgla.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Нивото на въглероден двуокис все повече се повишава и повишава.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.Содержание двуокиси углерода выросло.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.רמות הפחמן הדו-חמצני עלו עוד ועוד ועוד.
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.فنسبة الكربون قد ارتفعت كثيرا
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.二氧化碳水平越來越高
Karbon dioksit oranı giderek artıyor.私達が気温を上げているのです
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Am scris ceva Bisericii, dar Diotref, căruia îi place să aibă întîietatea între ei, nu vrea să ştie de noi.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Escrevi alguma coisa � igreja; mas Diótrefes, que gosta de ter entre eles a primazia, não nos recebe.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.He escrito a la iglesia; pero Diótrefes, quien ambiciona ser el primero entre ellos, no nos admite
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Írtam a gyülekezetnek; de Diotrefesz, a ki elsõséget kíván közöttük, nem fogad el minket.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.내가 두어자를 교회에게 썼으나 저희 중에 으뜸되기를 좋아하는 디오드레베가 우리를 접대하지 아니하니
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Pisałem do zboru waszego; ale Dyjotrefes, który chce być przedniejszy między nimi, nie przyjmuje nas.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Pisal sem nekaj vaši cerkvi, ali Diotrefej, ki hoče prvakovati med njimi, nas ne sprejme.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Písal som sboru, ale Diotrefes, ktorý chce byť prvým medzi nimi, nás neprijíma.
Kiliseye bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diotrefis bizi kabul etmiyor.Psal jsem sboru vašemu, ale Diotrefes, kterýž stojí o prvotnost mezi nimi, nepřijímá nás.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod