Doktorunu dinlemeni tavsiye ederim.I advise you to listen to your doctor.
Tom klasik müzik dinlemeyi sever.Tom loves listening to classical music.
Senin özürlerini dinlemeyi reddediyorum.I refuse to listen to your excuses.
Ben masum olduğumu söylemeye devam ediyorum, fakat kimse dinlemeyecek.I keep saying that I'm innocent, but no one will listen.
Benim için yüksek sesle müzik dinlemek can sıkıcı.For me, listening to loud music is annoying.
Onu dinlemeyin.Don't pay attention to him.
Custer dinlemeyi reddetti.Custer refused to listen.
Tavsiyemi dinlemelisin.You should take my advice.
Çocuklar masal dinlemeyi sever.The children love listening to fairy tales.
Birisi o birahanede fazla müzik dinlemez.One won’t hear much music in that pub.
O ona kullanılmış araba almamasını tavsiye etti fakat o onun tavsiyesini dinlemedi.She advised him not to buy a used car, but he didn't follow her advice.
O ona çok hızlı araba sürmemesini tavsiye etti fakat o onu dinlemedi.She advised him not to drive too fast, but he wouldn't listen to her.
O ona çok fazla tuz kullanmamasını tavsiye ederdi fakat o onu dinlemezdi.She advised him not to use too much salt, but he wouldn't listen to her.
O ona sigaradan vazgeçmesini tavsiye etti fakat o onu dinlemezdi.She advised him to give up smoking, but he wouldn't listen to her.
O ona doktorunu dinlemesini tavsiye etti.She advised him to listen to his doctor.
O ona dinlenmesini tavsiye etti fakat o onun tavsiyesini dinlemedi.She advised him to take a rest, but he didn't follow her advice.
O onu dinlemez.She doesn't listen to him.
Başka biri dinlemese bile o onu dinler.She listens to him even though no one else does.
Ona, onun tarafından doktorunu dinlemesi tavsiye edildi.She was advised by him to listen to her doctor.
Canlı müzik dinlemeye gitmek için senin en sevdiğin yer nedir?What's your favorite place to go hear live music?
Dinlemeye devam.Keep listening.
Daha dikkatli dinlemeliydim.I should have listened more carefully.
Annemin söylediğini dinlemeliydim.I should've listened to what my mother said.
Sana konserin sıkıcı olacağını söyledim. Niçin beni dinlemedin?I told you the concert was going to be boring. Why didn't you believe me?
Tom araba sürerken radyo dinlemeyi seviyor.Tom likes listening to the radio when he's driving.
Tom canlı müzik dinlemeyi sever.Tom enjoys listening to live music.
Tom'un tavsiyesini dinlemeliydim.I should've listened to Tom's advice.
Tom, Mary'ye dikkatle dinlemesini söyledi ama o dinlemedi.Tom told Mary to listen carefully, but she didn't.
Tom Mary'yi daha dikkatlice dinlemeliydi.Tom should have listened to Mary more carefully.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinlemeliydi.Tom should have followed Mary's advice.
Tom Mary'nin şarkı söylemesini dinlemekten hoşlanır.Tom likes to listen to Mary sing.
Tom Mary'nin söylediklerini dinlemek zorunda değil.Tom doesn't have to listen to what Mary says.
Tom ne zaman isterse o kulübe Mary'nin şarkı söylemesini dinlemeye gidebilir.Tom can go hear Mary sing at that club whenever he wants to.
Tom, Mary ve John'un finansal durumlarını tartışmalarını dinlememeye çalıştı.Tom tried not to listen to Mary and John discussing their financial situation.
Ben onun şarkısını hiç dinlemedim.I have never heard her song.
Müzik dinlemeye çok zaman harcadım.I spent a lot of time listening to music.
Tom teklifleri dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to suggestions.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to anything Mary says.
Tom kimsenin tavsiyesi asla dinlemeyen bir üne sahiptir.Tom has a reputation of never listening to anybody's advice.
Tom hemen hemen hiç radyo dinlemez.Tom hardly ever listens to the radio.
Tom, Mary'nin sevdiği tür müzikleri dinlemekten bıktı.Tom got tired of listening to the kind of music Mary liked.
Tom sadece güneşte oturmayı ve müzik dinlemeyi oldukça eğlenceli buldu.Tom found it pretty enjoyable just to sit in the sun and listen to music.
Tom tavsiye dinlemez.Tom doesn't listen to advice.
Tom söylediğimi dinlemedi.Tom didn't listen to what I said.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinlemedi.Tom didn't follow Mary's advice.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinleme zahmetinde bulunmadı.Tom didn't bother to listen to Mary's advice.
Tom Mary'nin onu dinlemeyi bile niçin reddettiğini anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary refused to even listen to him.
Burada oturup senin dedikodunu dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I've got better things to do than to sit here listening to your gossip.
Burada durmak ve senin hakaretlerini dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I have better things to do than stand here and take your insults.
Ben sadece biraz müzik dinlemek istedim.I just wanted to listen to some music.
Köpek ona hakaret ettiği zaman ay dinlemez.The moon doesn't listen when the dog insults it.
Tom Mary'yi asla dinlemez.Tom never listens to Mary.
Klasik müzik dinlemeyi çok severim.I like listening to classical music a lot.
Ben hiç dindar değilim ama Latince Rabbin Duası'nı dinlemek beni ürpertir.I've never been religious, but hearing the Lord's Prayer in Latin makes me shudder.
Ben müzik dinlemekten hoşlanırım.I like to listen to music.
O adamı dinlemeyin.Don't listen to that man.
Artık o boktan şarkıyı dinlemeye tahammül edemem!I can't stand listening that shitty song anymore!
O söylemeye çalıştığım şeyi asla dinlemez.He never listens to what I am trying to say.
Bizim tavsiyemizi hiç dinlemezsin.You never listen to our advice.
Ne yaparsam yapayım, Ken beni dinlemedi.No matter what I did, Ken wouldn't listen to me.