Beni dinlemeliydin.You should have listened to me.
Onu dinleme, o saçma sapan konuşuyor.Don't listen to him, he's talking nonsense.
Yapacağın tek şey onun tavsiyesini dinlemek.All that you have to do is to follow his advice.
Öğretmeninin tavsiyesini dinlemelisin.You should follow your teacher's advice.
Babanın tavsiyesini dinlemelisin.You ought to take your father's advice.
Şikâyetlerini dinlemekten bıktım.I'm sick of listening to your complaints.
Senin kötü hafızan senin kötü dinleme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.Your poor memory is due to poor listening habits.
Onun şikâyetlerini dinlemekten usandım.I'm sick of listening to her complaints.
Müzik dinlemekle ilgileniyorum.I am interested in listening to music.
Müzik dinlemek çok eğlenceli.It is a lot of fun to listen to music.
Müzik dinlemeyi mi yoksa şarkılar söylemeyi mi seversiniz?Do you like listening to music or singing songs?
Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.I tried to warn her, but she wouldn't listen.
Onun nasihatını dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken his advice.
Linda müzik dinlemek için parka gitti.Linda went to the park to listen to the music.
Rahatlamak için rahatlatıcı müzik dinlemem gerekiyor.In order to relax, I need to listen to soothing music.
Mary arkadaşının tavsiyesi dinlemeyecektir.Mary won't listen to her friend's advice.
Önce, her iki tarafı dinlemeliyim.First, I should hear both sides.
Tony sık sık müzik dinlemedi.Tony did not often hear music.
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.I beg of you to listen carefully.
Daha yarısını dinlemedin.You haven't heard the half of it yet.
Suç hakkında dinlemek korkunçtu.It was horrible to hear about the crime.
Öğretmenin nasihatını dinlemeliyiz.We ought to take the teacher's advice.
Kız annesi ile birlikte alışverişe gideceğini söyledi ve söylediğimi dinlemedi.The girl said she was going shopping with her mother, and didn't listen to what I said.
O müzik defalarca dinlemeye değer.That music is worth listening to many times.
Ve ben onun kayıtlarını hiç dinlememiştim.And I had never listened to his records.
Susan müzik dinlemekten hoşlanır.Susan enjoys listening to music.
Hiç kimse onu dinlemek için durmaz.No one stops to listen to him.
Klasik müzik dinlemeyi severim.I like to listen to classical music.
Eski müzik formatlarını dinlemek bana memleketimi hatırlatıyor.Listening to oldies reminds me of my hometown.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Doktorunuzun tavsiyesini dinlemelisiniz.You should follow your doctor's advice.
Radyo dinlemeye düşkün müsünüz?Are you fond of listening to the radio?
Hangi CD'yi dinlemek istersin?Which CD do you want to listen to?
Onun söylediklerini dinlemek zorunda değilsin.You don't have to listen to what he says.
Onun dersini dinlemek için elli kadar çok öğrenci toplandı.As many as fifty students gathered to hear his lecture.
Sana kaç kere söylesem de, asla dinlemezsin.You never listen, no matter how many times I tell you.
Biz müzik dinlemenin keyfini çıkardık.We enjoyed listening to the music.
Biz onun tavsiyesini dinlemeliyiz.We should have taken his advice.
Hobim müzik dinlemektir.My hobby is listening to music.
Radyo dinlemeyi durdurdum.I stopped listening to the radio.
Ben klasik müzik dinlemeye düşkünüm.I'm fond of listening to classical music.
Ben sana sık sık görevini yapmanı söyledim, ama beni dinlemedin.I often told you to do your duty, but you would not listen to me.
Haberi dinlemek için güçlükle bekleyebildim.I could hardly wait to hear the news.
Konuştum ama hiç kimse beni dinlemedi.I did speak, but no one listened to me.
Haber dinlemek için radyoyu açtım.I turned on the radio to listen to the news.
Pop müzik dinlemek istiyorum.I'd like to listen to pop music.
İyi müzik dinlemeyi severim.I like listening to good music.
Ben de radyoda müzik dinlemeyi severim.I also like listening to music on the radio.
Ben radyo dinlemeyi seviyorum.I like to listen to the radio.
Doktorun tavsiyesini dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken my doctor's advice.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle caz.I like listening to music, especially jazz.
Müzik dinlemeyi severim, özellikle de caz.I like listening to music, especially jazz.
Müzik dinlemeyi severim.I like listening to music.
Onların evde kalmasını sağlamak için çok uğraştım fakat onlar beni dinlemeyi reddettiler.I tried hard to make them stay home, but they refused to listen to me.
Bir değişiklik için müzik dinlememiz gerektiğini önerdim.I suggested that we should listen to music for a change.
Dinlemeyi çalışmaya tercih ederim.I prefer relaxing to working.
Ona sigarayı bırakmasını tavsiye ettim ama o beni dinlemedi.I advised him to give up smoking, but he would not listen to me.
Onu ikna etmeye çalıştım ama o dinlemeyecek.I've tried reasoning with him but he just won't listen.
Ben onu dikkatle dinlemeye çalıştım.I tried to listen to him carefully.
Her zaman onun tavsiyesini dinlemeyiz.We do not always take his advice.