Sami caminin arka tarafında oturup Kuran dinledi.Sami sat in the back of the mosque and listened to the Quran.
Sami birkaç Kuran ayeti dinledi.Sami listened to a few verses from the Quran.
Tom'un konuşmasını dinlemek için çok geç geldim.I arrived too late to hear Tom's speech.
Tom ve Mary aynı tür müzik dinlemekten hoşlanır mı?Do Tom and Mary like to listen to the same kind of music?
Tom Mary'nin dinlediğini düşünüyordu, ama o dinlemiyordu.Tom thought Mary was listening, but she wasn't.
Tom dinlenmek istemiyor.Tom doesn't want to relax.
Tom dinlenmek istemedi.Tom didn't want to relax.
Tom dinlenmek istiyordu.Tom wanted to relax.
Tom'a söylemeye çalışmayı sürdürdüm, ama o dinlemedi.I kept trying to tell Tom that, but he wouldn't listen.
Bir ağacın gölgesinde dinlendim.I rested in the shade of a tree.
Tom annesini dinlemiş olmalıydı.Tom should've listened to his mother.
Tom konuşunca insanlar dinler.When Tom speaks, people listen.
Tom konuştuğu zaman insanlar dinler.When Tom speaks, people listen.
Tom'un dinlenmesi gerekiyor.Tom needs to rest.
Radyo dinlemek hoşuma gidiyor.I enjoy listening to the radio.
Artık rap dinlemiyorum.I don't listen to rap anymore.
Tom'un Mary'yi dinlemesi gerekir.Tom should listen to Mary.
Tom dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he needed a rest.
Beni dinlemediği için Tom'a kızgınım.I got mad at Tom for not listening to me.
Tom'a dinlenmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should rest.
Sami hikayeyi dinledi.Sami listened to the story.
Sami anlatıyı dinledi.Sami listened to the story.
Tom söylediklerimi daha dikkatli dinleseydi güzel olurdu.It would've been nice if Tom had listened to what I said more carefully.
Soğuk kış aylarında çoğu balık yavaşlar ve dibe yakın yerlerde dinlenir.Most fish slow down and "rest" near the bottom during cold winter months.
Tom bolca dinleniyor.Tom gets plenty of rest.
Sami, Leyla'yı dinler.Sami listens to Layla.
Klasik müzik dinlemeyi sever misin?Do you like to listen to classical music?
Caz dinlemeyi sever misin?Do you like to listen to jazz?
Sami sohbeti dinledi.Sami heard the conversation.
Tom ve ben sahilde dalgaların sesini dinleyerek oturduk.Tom and I sat on the beach listening to the sound of the waves.
Radyoyu dinle.Listen to the radio.
Çocukken, radyo dinleyerek saatler geçirirdim.When I was a kid, I used to spend hours listening to the radio.
Durup dinlenelim.Let's stop and rest.
Tom iyi bir dinleyiciydi.Tom was a good listener.
Sami'nin telefonları dinlendi.Sami's phones were wiretapped.
Rock müzik dinlemek hoşunuza gidiyor mu?Do you like to listen to rock music?
Neden hiç dinleyemiyorsun?Why can't you ever listen?
Sami sadece arkasına yaslandı ve Leyla'yı dinlerken "aham" demeye devam etti.Sami just sat back and kept saying "aham" while he listened to Layla.
Sami bir süre dinlenmek istedi.Sami wanted to rest for a while.
Sami, Leyla'nın tavsiyesini dinleyecek kadar akıllıydı.Sami was smart enough to listen to Layla's advice.
Sami oturup dinlenmedi bile.Sami didn't even sit down and relax.
Hastaysan lütfen dinlen.If you're sick, please rest.
Şimdi dinlenmek zorundayım.Now I have to rest.
Tom, Mary'ye her şeyi açıklamaya çalıştı ama o dinlemedi.Tom tried to explain everything to Mary, but she wouldn't listen.
Sami çocukların televizyon programlarını dinledi.Sami listened to children's TV programs.
Tom asla söylediğim şeyi dinlemez.Tom never listens to what I say.
Kızma. Gerçekten dinlenmek zorundayım.Don't be angry. I really have to rest.
Genellikle ne zaman müzik dinlersin?When do you usually listen to music?
Caz dinlemek hoşuna gidiyor mu?Do you like listening to jazz?
Sami'nin, annesini dinlemesi gerekir.Sami should listen to his mother.
Sami sesli postayı dinledi.Sami listened to the voice mail.
Sami'nin onu dinlemesi gerek.Sami needs to listen to that.
Bu öğleden sonra dinleneceğim.This afternoon, I'll rest.
Tom'un biraz dinlenmesine izin vermemiz gerektiğini düşünüyorum.I think that we should let Tom rest a bit.
Gerçekten herhangi birinin dinlediğini düşünüyor musun?Do you really think anyone is listening?
Kimse seni dinlemeyecek.No one will listen to you.
Dinlemeye gerek görmedim.I didn't need to hear that.
Dinlememe gerek yoktu.I didn't need to hear that.
Müziği dinlerken yemeği hazırlar.She prepares the meal while listening to music.
Anne, lütfen beni dinle.Mom, please listen to me.