Tom'un haricinde herkes dikkatlice dinledi.Everyone but Tom listened carefully.
Sebebini dinlemen gerek.You need to listen to reason.
Müzik dinlerken gözlerini kapa!Close your eyes when you listen to music!
Beni dinlemeye gelmediğini biliyorum.I know you didn't come to listen to me.
Beni dinlemek için gelmediğini biliyorum.I know you didn't come to listen to me.
Beni dinlemeye gelmediğinizi biliyorum.I know you didn't come to listen to me.
Beni dinlemek için gelmediğinizi biliyorum.I know you didn't come to listen to me.
Mary dinlenemedi.Mary couldn't rest.
Tom dinlenemedi.Tom couldn't rest.
iyi dinleyin.Listen well.
Seninle konuşuyorken lütfen beni dinle.Please listen to me when I'm speaking to you.
Dinleyin, öğrenciler!Listen up, students!
Tom nasıl dikkatlice dinleyeceğini biliyor.Tom knows how to listen attentively.
Lütfen beni dikkatle dinleyin.Please listen to me carefully.
Tom bizi dinlemek zorunda.Tom has to listen to us.
Onu dinlemek zorunda değilim.I do not have to listen to that.
Lütfen beni dikkatlice dinle.Please listen to me attentively.
Keşke Tom'u dinleseydim.I wish I had listened to Tom.
Bunun hakkında dinleyelim.Let's hear about it.
O güzel küçük sesiyle iletişim kurmaya çalışıyor. Sadece onu dinlemen gerekiyor.He's trying to communicate with his beautiful little voice. You just need to listen.
Ben konuşurum, sen dinlersin.I speak, you listen.
Sadece Tom'un dinlenmesini söyledim.I told Tom to just relax.
Tom'a dinlenmesini söyledim.I told Tom to relax.
Ben hep aynı şeyi dinlemekten bıktım.I'm sick of always hearing the same thing.
Kalbimi dinlemem gerek.I need to follow my heart.
Bu fıkrayı daha önce dinlemiştim.I've heard that joke before.
Tom Mary'ye sadece dinlenmesini söyledi.Tom told Mary to just relax.
Sürekli aynı tür müziği dinlemekten usandım.I'm tired of always listening to the same kind of music.
Ne tür müzik dinlemeyi seversin?What kind of music do you like listening to?
Tanrı, duamı dinlemiş olsaydı, patronum şimdi benim için çalışıyor olacaktı.If God had listened to my prayer, my boss would be working for me now.
Dinlemezsen seni mirastan yoksun ederim!If you don't listen, I'm disinheriting you!
Dinlemezsen seni evlatlıktan reddederim!If you don't listen, I'm disinheriting you!
Siz beyleri dinlemeyi seviyorum.I love listening to you guys.
Tom kimi dinleyecek?Who's Tom going to listen to?
Siz arkadaşlaın şarkı söylemesini dinlemeyi seviyorum.I love listening to you guys sing.
Konuşmam ve dinlemem, yazım kadar iyi değildir.My speaking and listening are not as good as my writing.
Tom beni dikkatlice dinledi.Tom listened to me carefully.
Tom Mary'ye ne tür müzik dinlemeyi sevdiğini sordu.Tom asked Mary what kind of music she liked to listen to.
Seni dinlediğime çok memnun oldum.I'm so glad I listened to you.
Seni dinlediğime memnun oldum.I'm glad I listened to you.
Sana dinlediğim için memnunum.I'm glad I listened to you.
Ben işin yarısını yaptım; sanırım biraz dinlenebilirim.I did half the work; I think I can rest for a bit.
Ben dinleyicilerden gelen soruları cevaplayacağım.I'll answer questions from the audience.
Bir fıkra dinlemek ister misin?Want to hear a joke?
Bütün dinler barış istiyor, savaş isteyen diğerleridir.All religions want peace, it's the others who want war.
Gençliğimde Beatles dinledim.I listened to the Beatles in my youth.
Dinlenmek için bir bankta otururuz.We sit on a bench to rest.
Bu şimdiye kadar dinlediğim en güzel şarkılarından biridir.This is one of the most beautiful songs I've ever heard.
Bu, hayatımda şimdiye kadar dinlediğim en güzel şarkılarından biridir.This is one of the most beautiful songs I've ever heard in my life.
Tom, sessiz ol ve beni dinle.Tom, be quiet and listen to me.
Tom, sus ve beni dinle.Tom, shut up and listen to me.
Onu dinleme. O sana yalan söylüyor.Don't listen to him. He's lying to you.
Onu dinleme. Tom sana yalan söylüyor.Don't listen to him. Tom is lying to you.
Onu dinlemeyin. O size yalan söylüyor.Don't listen to her. She's lying to you.
Tom'u dinleme. O sana yalan söylüyor.Don't listen to Tom. He's lying to you.
Kendimi dinlemeyi sevmiyorum.I don't like hearing myself.
Bu konuyu yeterince dinlediğimizi düşünüyorum.I think we have heard enough on this.
Tom oturdu ve Mary'yi dinledi.Tom sat and listened to Mary.
Tom Mary'nin hikâyesini dinledi.Tom listened to Mary's story.
Söylentileri dinleme.Don't listen to rumors.