diş ile cümle

diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bu hafta şehir dışında.Tom is out of town this week.
Tom pencereden dışarı eğildi.Tom leaned out the window.
Tom pencereden dışarı bakıyor.Tom is looking out the window.
Tom hâlâ pencereden dışarı bakıyor.Tom is still looking out the window.
Tom'un dışarıda bir not defterine sahip ve yazmak için hazır.Tom has his notebook out and is ready to write.
Seni almak için dışarıda olan kişi Tom'dur.Tom is the one that's out to get you.
Tom gergin bir biçimde pencereden dışarıya baktı.Tom nervously looked out of the window.
Tom Mary'yi pencereden dışarı itti.Tom pushed Mary out the window.
Tom Mary'yi yolun dışına itti.Tom pushed Mary out of the way.
Tom neredeyse gece geç saatlerde hiç dışarıya çıkmaz.Tom hardly ever goes out late at night.
İşini bitirdiğinde dışarı çıktı.She went out when she finished her work.
Tom hava karardıktan sonra nadiren dışarıya çıkar.Tom rarely goes out after dark.
Vahşi bir at gibi dişimi sıkıyorum.I'm champing at the bit like a wild horse.
Tom onun apartmanının dışına çıktı.Tom moved out of his apartment.
Tom hava karardıktan sonra dışarı çıkmamaya söz verdi.Tom promised not to go out after dark alone.
Tom muhtemelen biraz hava için dışarı çıktı.Tom probably went out for some air.
Tom geçen hafta şehir dışındaydı.Tom was out of town last week.
Tom bir çocuk olarak disleksi ile mücadele etti.Tom struggled with dyslexia as a child.
Kaçak avlanmak yasa dışıdır.Poaching is illegal.
Tom bir an için dışarıya çıktı.Tom has stepped out for a moment.
Tom kapıdan dışarıya yöneldi.Tom headed out the door.
Tom kapıdan dışarıya doğru geri yürüdü.Tom walked back out the door.
Tom kazara kapıyı kilitleyip kendini dışarıda bıraktı.Tom accidentally locked himself out of his office.
Çöpü dışarıya çıkaran Tom'du.It was Tom who took out the garbage.
Pencerenden dışarıya bak.Look out your window.
Onlar Coca-Cola'nın dişleri erittiğini söylüyorlar.They say Coca-Cola dissolves teeth.
Hâlâ çıkabiliyorken dışarı çık!Get out while you still can!
Mary'nin Tom dışında sadece bir erkek arkadaşı oldu.Mary has only ever had one other boyfriend, apart from Tom.
Bu sıra dışı bir istek.That's an unusual request.
Hiç yurt dışında okudun mu?Have you ever studied abroad?
At dışarı çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the horse is out.
At zaten dışarıdayken ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door when the horse is already out.
Hayvanlar dışarı çıktıktan sonra ahır kapısını kapatmak için çok geç.It's too late to shut the barn door after the animals are out.
Ne sıklıkta dışarıda yemek yersin?How often do you eat out?
O yasa dışı mı?Is that illegal?
Müzik, ruhun dışavurumudur.Music is an outburst of the soul.
Hiç Disneyland'da bulundunuz mu?Have you ever been to Disneyland?
Şimdi, dışarı çıkalım.Now, let's go outside.
Şimdi, bu o kadar sıra dışı değil.Now, that's not so unusual.
Dışkı ile beslenme köpeklerde yaygındır.Coprophagia is common in dogs.
Biraz temiz hava için dışarıya çıkalım.Let's go outside for some fresh air.
Dışarı çıkacağım ve yürüyüş yapacağım.I'm going to go out and take a walk.
Sık dişini. Umudunu kaybetme.Hang in there. Don't give up hope.
Tom yine şehir dışında.Tom is out of town again.
Dişlerimi temizlemem gerekiyor.I must clean my teeth.
O, yurt dışına çakmaya karar verdi.She decided to go abroad.
Ben bir an için dışarı çıktım.I went out for a moment.
Pencereden dışarı bakma, çalışmana odaklan.Don't look out the window, focus on your studies.
Defterlerinizi dışarı çıkarın!Take out your notebooks.
Evde mi yiyeceksin yoksa dışarı mı çıkacaksın?Are you going to eat at home or go out?
Sanırım dışarıya bakmalısın.I think you should look outside.
Seninle dışarıda konuşmam gerekiyor.I need to speak to you outside.
Tom belanın dışında kalmak için elinden geleni yapıyor.Tom is doing his best to stay out of trouble.
Bir süre dışarı çıkmak zorundayım.I've got to go out for a while.
Bu fırtınada dışarı çıkmamız gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should go outside in this storm.
Sıra dışı konuşursam üzgünüm.I'm sorry if I spoke out of turn.
Tom son üç aydır şehir dışında.Tom has been out of town for the last three months.
Tom açık pencereden dışarı baktı.Tom looked out the open window.
Tom ön pencereden dışarıya baktı.Tom looked out the front window.
Bugün dışarı gitmemiz gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should go outside today.
İlgili Sayfalar