diğer yandan ile cümle
diğer yandan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Diğer yandan General Mardonius oldukça başarılıydı.这点,侯外庐先生是成功的。
Diğer yandan Gaulois ve Charlemange de hasar almaktaydı.米蘭達和夏綠蒂也很生氣。
Diğer yandan ise kralın entrikalarına fazla vurgu yapıldığı söylenir.竟其他邊註對君王的判批相當嚴厲。
Diğer yandan Pers İmparatorluğu bu yenilgiyle moral ve prestij yönünden ağır bir darbe aldı.(...)这一残酷的转折在身体和精神上一同打击了这位年迈的皇帝。
Diğer yandan bu olaylar ile beraber Humeyni kadınları örtünmeye mecbur kılmıştır.후대에서 여성임을 확실히 하기 위하여 별채를 의미하는 당(堂)을 붙여 부르기 시작하였다.
Diğer yandan General Mardonius oldukça başarılıydı.그의 친척 마르칸토니오 역시도 성공한 장군이었다.
(NDP Diğer yandan Ordu protestoculara evlere gitmesi konusunda uyarıda bulundu.(참고로 동생 박명수는 군 복무 후 전역을 하였다.)
Diğer yandan Henry, Tomas ve Simon tsunamiden birlikte kurtulmuştur.בינתיים הנרי, תומאס וסיימון נמצאים יחדיו בטוחים.
Diğer yandan geyik, ileriki evrelerde avlanır olmuştur.היערות מסביב היו עשויים לשמש לו במסעות ציד.
Diğer yandan baba pozitif bir idealist ve kültürlü bir adamdı.Той ме нарече сантиментален идеалист и беше прав.
Diğer yandan Kaniş'te Asurlu tüccarların dışında başka kentlerden tüccarların olduğu da biliniyor.Друга версия сочи, че в крайпътния хан отсядали търговци и други пътници.
Diğer yandan M1909/37 ler sağlam ve güvenilirdi.През 1907 г. е основано читалище „Трудолюбие – 1907“ .Районът е подходящ за отдих и отмора.
Diğer yandan uçmayan kuşların hepsi, Paleognathae alt sınıfının üyeleri değildir.No s druge strane, nisu sve ptice koje ne lete u skupini Paleognathae.
Ama diğer yandan ise bu şarkı "diğerleri" için bir şarkı.Nakon tog koncerta pjesma je prema mnogima postala "više od pjesme".
Onsuz hiçbir şey olmazdı ama diğer yandan onunla da yürüyemezdi.On može biti i bez nje, ali ona ne može biti bez njega.
Diğer yandan enerjisinin değeri, geceleri gündüze, pazar günleri iş gününe oranla daha düşüktür.Spotreba energie počas dňa kolíše, v noci je nižšia ako cez deň.
Diğer yandan, partizanlar Gestapo Karargâhını işgal etti.Budovu obsadili fašistické vojská a zriadili tu svoj štáb a veliteľstvo gestapa.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Preto sa v rámci jednoty tohto kontextu môže hovoriť rovnako o "slavení" ako aj o "prijímaní".
Diğer yandan da Aralık 1940'ta Yugoslavya ile uzun ömürlü olmayan "Sonsuz Dostluk Antlaşması"'nı imzaladı.1940 m. gruodį jis pasirašė trumpalaikę "amžinos draugystės sutartį" su Jugoslavija.
Diğer yandan teknoloji 2013'ten itibaren Amerika Birleşik Devletleri'nde Major League Soccer'da kullanıldı.Nuo 2013 m. šią technologiją naudoja JAV Major League Soccer lyga.
Diğer yandan Macaristan ve Çekoslovakya arasında da mübadele gerçekleltirilmiştir.Toimus sunniviisiline rahvavahetus Ungari ja Tšehhoslovakkia vahel.
Bir taraftan kendisi öğrenirken, diğer yandan birçok öğrenciye ders verdi.Siis julgustas ta oma õpilasi tegema täpselt vastupidi.
Diğer yandan M1910/30 lar sağlam ve güvenilirdi.Ta sündis orienteeruvalt 310/305 enne meie aega ja kasvas üles Küreenes.
Diğer yandan mühür buluntusu çok azdır.Nõelravil on üldiselt vähe kõrvalnähte.
Diğer yandan Eretria'nin İyon Ayaklanmasını askeri yönden desteklemesinin nedenler çok açık değildir.Siit tuleb välja, et Solomoni negatiivne hinnang masturbeerimisele on ikkagi õigustamata.
Aynı dönemdeki emisyonlar diğer yandan, aşağıdaki gibi faktörler tarafından düşmektedir:Å andra sidan har utsläppen minskat under samma period på grund av faktorer som:
Aynı dönemdeki emisyonlar diğer yandan, aşağıdaki gibi faktörler tarafından düşmektedir:Anderzijds is de uitstoot gedaald tijdens dezelfde periode door factoren zoals:
Aynı dönemdeki emisyonlar diğer yandan, aşağıdaki gibi faktörler tarafından düşmektedir:Na drugi strani so zmanjšanjeizpustovvistemobdobjupovzročilidejavniki, kot so:
Aynı dönemdeki emisyonlar diğer yandan, aşağıdaki gibi faktörler tarafından düşmektedir:Na druhej strane boli emisie boli v rovnakom období znižovanévďakanasledujúcimfaktorom:
Aynı dönemdeki emisyonlar diğer yandan, aşağıdaki gibi faktörler tarafından düşmektedir:Na druhé straně se emise ve stejném období snížily v důsledku faktorů jako:
Diğer yandan azotta aynı başarı yakalanamamıştır.A nitrogén esetében azonban nem sikerült hasonló eredményeket elérni.
Diğer yandan azotta aynı başarı yakalanamamıştır.Beim Stickstoff hingegen sind keine vergleichbaren Erfolge zu verzeichnen.
Diğer yandan azotta aynı başarı yakalanamamıştır.El problema del nitrógeno, en cambio, no se ha abordado con la misma eficacia.
Diğer yandan azotta aynı başarı yakalanamamıştır.L’azoto, invece, non è stato trattato con altrettanto successo.
Diğer yandan azotta aynı başarı yakalanamamıştır.Niestety nie udało się powtórzyć tego sukcesu z azotem.
Diğer yandan azotta aynı başarı yakalanamamıştır.Samotné poľnohospodárstvo zodpovedá
Diğer yandan azotta aynı başarı yakalanamamıştır.Typpipäästöjä ei sitä vastoin ole onnistuttu vähentämään yhtä paljon.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Å andra sidan, amfetaminer som kokain, är dopminhöjande.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).A l'opposé, les amphétamines comme la cocaïne sont des agonistes de la dopamine.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Amfetamines zoals cocaïne zijn daarentegen dopamine-agonisten.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Auf der anderen Seite sind Amphetamine wie Kokain Dopamin-Agonisten.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).D'altro canto, le anfetamine come la cocaina sono agonisti della dopamina.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).반면, 코카인과 같은 암페타민류는 도파민 촉진제입니다.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Másrészt, az amfetaminok, mint például a kokain, dopaminnövelők.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Mặt khác, chất kích thích như cocaine, là những thuốc tăng dopamine.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Na druhé straně stojí amfetaminy jako je kokain, které jsou agonisté dopaminu.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Na druhú stranu, amfetamíny ako kokaín, sú agonisty dopamínu.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).På den anden side, amfetaminer som kokain er dopaminantagonister.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Pe de altă parte, amfetaminele precum cocaina, alimentează nivelul de dopamină.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Por otro lado, las anfetaminas, como la cocaína, son agonistas de la dopamina.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Por outro lado, anfetaminas como a cocaína, são agonistas da dopamina.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Toisaalta kokaiinin kaltaiset amfetamiinit ovat dopamiiniagonisteja.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Z drugiej strony, narkotyki takie jak kokaina, są agonistami dopaminy.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).Από την άλλη πλευρά, αμφεταμίνες όπως η κοκαΐνη είναι αγωνιστές της ντοπαμίνης.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).От друга страна, амфетамините като кокаина, се състезават с допамина.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).С другой стороны, амфетамины типа кокаина являются агонистами дофамина.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).מצד שני אמפטימינים כמו קוקאין הם אגוניסטים של דופמין.
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).من ناحية اخرى، الامفيتامينات مثل الكوكايين مضادات للدوبامين
Diğer yandan, bir amfetamin olan kokain bir dopamin antagonisti (karşıtı).ドーパミン作動薬で ドーパミンの量を増やします
Diğer yandan, biz çocuklar hala mükemmeliği düşleyebiliriz.Aan de andere kant, kunnen kinderen nog steeds dromen van perfectie.