Bu, Mart 2016'da Azer Koçulu'nun deposunu npm'den kaldırmasıyla meydana geldi.This occurred in March 2016 when Azer Koçulu removed his repository from npm.
Official website F-Droid deposu üzerinde depolanan AdAway Android paketi.Official website AdAway Android package at the F-Droid repository
Terasında barut deposu bulunmaktadır.[1]Its terrace contains a gunpowder magazine.[1]
Ubuntu 6.06 LTS ve daha sonra Compiz'i universe deposuna dahil etti.Ubuntu 6.06 LTS and later included Compiz in the universe repository.
Lutris, Launchpad'de geliştirmeye başladı ve kod deposu 5 Mayıs 2009'da oluşturuldu.Lutris began development on Launchpad, with the repository being created on May 5th, 2009.
İlk taahhüt, Ocak 2010'da Lutris GitHub deposuna gönderildi.The first commit was pushed to the Lutris GitHub repository in January, 2010.
İşletim sistemi Çapraz platform Resmî sitesi graphql.org Kod deposu github.com/graphql/graphql-specOperating system Cross-platform Website graphql.org
Kazadan önce TAM Express deposuThe TAM Express warehouse before the crash
Kazadan kısa bir süre sonra yanan TAM Express deposunun başka bir açıdan fotoğrafıAnother angle of the TAM Express warehouse on fire shortly after the crash
Ortak RSS Veri Deposu - RSS Platformu tarafından yönetilen tüm beslemeler için veri deposu.Common RSS Data Store - The data store for all feeds managed by the RSS Platform.
Tom bir kereste deposunda çalışır.Tom arbeitet in einem Holzlager.
Microsoft Office Outlook, e-posta iletileri için kendi PST deposunu kullanır.Microsoft Office Outlook verwendet das eigene PST Format zum Speichern von E-Mails.
Bunun yanı sıra Wikimedia Commons deposunda da tüm Vikipedilerin kullandığı medya dosyaları mevcuttur.Außerdem besteht in diesem Kontext Zugriff auf das gesamte Munzinger-Archiv.
İkinci Dünya Savaşı'nda faşist orduları sinagogu araç deposu olarak kullandılar.Während des Zweiten Weltkrieges benutzte die deutsche Wehrmacht die Synagoge als Fahrzeuggarage.
70 tonluk su deposu vardır.Das Staubecken hat 17 Mio. m³ Hochwasserschutzraum.
Schwarzman, 13 Şubat 2007'de 60. doğum gününü Park Avenue'deki bir silah deposunda kutlamıştır.Le 13 février 2007, Stephen Schwarzman fête son 60e anniversaire à l'Armurerie de Park Avenue.
Özellikle de çocuklar için sağlık deposudur.En général, il s'agit d'un conseil de sécurité pour les enfants.
Bu küçük köyde üstelik zamanında savaş esiri deposu olarak kullanılmış bir ev durur.Une petite maison attenante servira également, entre autres, de lieu de détention.
Kurşunların bir kısmı, kamyonetin benzin deposunu deler.Magasin de munitions dit dépôt de munitions du Farguet.
Yağ deposu 1973 model yılından 964 serisinin gelişine dek arkada kaldı.Les Terraplanes demeurèrent en production jusqu'à l'année-modèle 1939.
Kıyamet Ambarı (Doomsday Vault) adıyla da bilinen; "Küresel Tohum Deposu" projesidir.C'est la seule plante connue (avec le rooibos) à produire de la nothofagine,.
70 tonluk su deposu vardır.Il possède un réservoir de 70 litres.
Her mevsimde saman stoklarına sahip olan köy, bölgenin saman deposu görevini görmektedir.Chaque unité de production disséminée dans tout le pays semble avoir son propre bureau d'étude.
Şehrin tüm sıçanları toplanarak deposuna girmiş ve tüylerinin arasında tüm çavdarı çalmışlar.Il se mit à jouer de la flûte et tous les rats vinrent se presser autour de lui.
Paket deposundaki tüm bu paketler bir çöp yığını halini alabilir.Así, tales impresos pueden ser tirados a la basura.
70 tonluk su deposu vardır.70 cc de agua.
Ana silahda 800 mermi ile büyük bir mühimmat deposu vardı.El cañón principal tendría un gran depósito de municiones con 800 proyectiles.
Yakıt deposu uçağın arkası yerine ön tarafa motorun hemen arkasına konuldu.La toma de aire del carburador fue movida a detrás de la cubierta, justo encima del carburador.
Ayrıca bir gölet, bir adet su deposu bulunmaktadır.También hay helicópteros con un depósito de agua interno.
Köyün suyu dağdan su getirilerek, su deposu yoluyla evlerin musluklarına kadar basılmaktadır.Antes de manar a la luz, el agua es bombeada hasta el depósito de abastecimiento del pueblo.
Veritabanı, U.S. BGN tarafından onaylanan yabancı yer-adı kararlarının resmi deposudur.La base di dati è il repertorio ufficiale delle decisioni sui toponimi stranieri approvate dallo US BGN.
3310 - Ar-Pharazon büyük bir silah deposu inşa etmeye başlar.3310 - Il Grande Apparato di Guerra viene costruito da Ar-Pharazôn.
Fort Knox'daki Federal Altın Deposu'da aynı şekilde piksellenmiştir.Trasferì anche parte delle riserve d'oro britanniche a Fort Knox come riserva d'emergenza.
1994 yılında troleybüs deposu inşaatına karar verilmişti ama belirsiz nedenlerden dolayı yapılmadı.В 1994 году было решено о строительстве троллейбусного депо, но оно не построено по неизвестным причинам.
3310 - Ar-Pharazon büyük bir silah deposu inşa etmeye başlar.3310 — Ар-Фаразон начинает строительство большого флота.
İkinci yeni su deposu yapılmıştır.Рядом построено второе такое же водохранилище.
Su deposu mevcuttur.Сейчас там располагается склад.
1857 — Adigelere silah veren Türk deposu kurulmuştur.В 1857 году здесь была устроена турецкая база, снабжавшая адыгов оружием.
1859 — Yarbay Levaşovun kumandasındaki deniz çıkartma bölüğünün Türk deposunu yok etmiştir.В 1859 году морской десант под командованием майора Левашёва разрушает турецкую базу.
Antik mezarlar, bir dönem su deposu olarak kullanılmıştır.Раньше погреба использовались в качестве складов.
Yerli bedevi halk bu mağaraların bazılarını "su deposu" olarak kullanagelmişlerdir.Среди коренного населения этих мест водопад был известен как «Гремящий дым».
İkinci yeni su deposu yapılmıştır.بناء خزان مياه جديد.
Yani, temel bir bellek deposu işlevini yürütmektedir.وبشكل عام، تؤدي الكابينة الخشبية مهمة المخزن.
Bu süre zarfında ordu birlikleri Sadkop Gaz Deposu'nu ele geçirdi.وخلال هذه الفترة، استولت القوات الحكومية على مصنع سادكوب للغاز.
Beyaz adipoz dokusu enerji deposu olarak kullanılır.وتعمل الأنسجة الدهنية البيضاء كمخزن للطاقة.
Bu süre zarfında ordu birlikleri Sadkop Gaz Deposu'nu ele geçirdi.Durante esse tempo, as tropas governamentais capturaram a fábrica de gás Sadkop.
Yemek deposundan çıkarken Rick, Gabriel'in kendisini öldürmek üzere olan aylağı eskiden tanıdığını fark eder.Na saída do banco de alimentos, Rick percebe que Gabriel conhecia o morto-vivo que quase o matou.
Ayrıca bir gölet, bir adet su deposu bulunmaktadır.Também há helicópteros com um depósito de água interno.
70 tonluk su deposu vardır.São mais de 47 milhões de metros cúbicos de água armazenada.
Bir ara tütün deposu olarak da kullanıldı.Também é usado no tabaco como aditivo.
Günümüzde "Çin'in Süt Deposu" olarak bilinmektedir.Tegenwoordig staat het pand bekend als "Cultureel Culinair Warenhuis".
Bulunan su kaynakları ortak kullanım için su deposuna bağlandı.Het betrof woeste gronden voor gemeenschappelijk gebruik.
Menzili arttırmak için motor kompartımanının sağ tarafına harici yedek yakıt deposu takıldı.Po jego prawej stronie umieszczono zbiorniki paliwa.
Veritabanı, U.S. BGN tarafından onaylanan yabancı yer-adı kararlarının resmi deposudur.Det är den officiella databasen för platser med utländska namn godkända av BGN.
3310 - Ar-Pharazon büyük bir silah deposu inşa etmeye başlar.3310: På Saurons befallning börjar Ar-Pharazôn bygga hans enorma armada.
Ayrıca bir gölet, bir adet su deposu bulunmaktadır.De hade dessutom en marknadsplats och ett utvecklat vattenförvaringssystem.
1994 yılında troleybüs deposu inşaatına karar verilmişti ama belirsiz nedenlerden dolayı yapılmadı.У 1994 році вирішено будувати тролейбусне депо, але воно не було побудовано з невідомих причин.
3310 - Ar-Pharazon büyük bir silah deposu inşa etmeye başlar.3310 — Ар-Фаразон здійснює Велике Озброєння.
Su deposu mevcuttur.Натомість тут розмістилися склади.
En belirgin şekilde dağ buzullarında görülen moren deposu türüdür.Для рельєфу області найбільш характерні моренні відкладення у формі пагорбів.