Tom bir denizanası tarafından sokuldu.Tom got stung by a jellyfish.
Tom denize çapa attı.Tom threw the anchor overboard.
Tom'un bir deniz akvaryumu var.Tom has a marine aquarium.
Tom bir deniz akvaristidir.Tom is a marine aquarist.
Deniz atlarında hamile kalan erkektir.In seahorses it's the male that gets pregnant.
Deniz kaplumbağaları her zaman yumurtadan çıktıkları sahile dönerler.Sea turtles always return to the beach where they hatched.
Allah aşkına onlar ekstra denizcileri nereden bulacak?Where the hell are they going to find extra sailors from?
Denize düşen yılana sarılır.A drowning man will clutch at a straw.
Pekala, Tom, denize açılalım.OK, Tom, let's shove off.
Lut Gölü deniz seviyesinin altında bulunur.The Dead Sea lies below sea level.
O küçük bir kaya üzerine oturdu ve denize baktı.He sat on a small rock and looked out to sea.
Deniz kıyısında yaşadığım için sık sık plaja giderim.I live near the sea so I often go to the beach.
Evim denize yakın olduğu için sık sık sahile inerim.I live near the sea so I often go to the beach.
Deniz kaplumbağaları muhteşem yaratıklardır.Sea turtles are magnificent creatures.
Bu yer deniz seviyesinin altındadır.This place is below the sea level.
Denizin dalgaları bana onun şiirini duyurdu.The sea's waves have made me hear his poem.
Denizin dalgaları bana onu şiirini dinletti.The sea's waves have made me hear her poem.
Ben dağları, deniz kenarına tercih ederim.I prefer the mountains to the seashore.
Deniz çarşaf gibiydi.The sea was glassy.
Denizde adalar var.There are islands in the sea.
Sudan korktuğum için denizci olmak istemiyorum.I wouldn't like to be a sailor because I'm afraid of water.
Tom derin deniz dalgıcıdır.Tom is a deep-sea diver.
Tepeden denizin güzel bir manzarasına sahip olabiliriz.From the hill we can have a beautiful view of the sea.
Denizde balıklar var.There are fish in the sea.
Denize gitmeyelim.Let's not go overboard.
Tom bir denizciydi.Tom was a sailor.
Tom deniz paraşütü eğitmenidir.Tom is a parasailing instructor.
Deniz feneri var.There's the lighthouse.
Ve o kendini bir denizci olarak görüyor.And he sees himself as a sailor.
Denizde yüzerken dikkatli ol.Be careful swimming in the sea.
Deniz ürünlerine alerjim var.I'm allergic to seafood.
Onları denize atın.Throw them overboard.
Tornado kentten geçti ve denize yöneldi.The tornado passed through the city and headed to the sea.
Onlar deniz seviyesinin on iki metre altına kadar kazdı.They dug down up to twelve meters under sea level.
Kraliçe denizde yaklaşıyor gibi görünen siyah bir şey gördü.The queen saw something black on the sea, which seemed to be coming nearer.
Uçağımız denize çakıldı.Our plane crashed into the sea.
Tom'un cesedi denizde başıboş yüzerken balıkçılar tarafından bulundu.Tom's body was found by fishemen floating adrift in the sea.
Afrika'da yüzyıllarca deniz kabukları bir para şekli olarak kullanılıyordu.Cowry shells were used for centuries as a form of money in Africa.
Para için Çince karakter, bir deniz kabuğunun stilize çizimidir.The Chinese character for money is a stylized drawing of a cowry shell.
Bu denizaltı gezegendeki en düşmanca koşullarda çalışabilir.This submarine can operate in the most hostile conditions on the planet.
Tekrar denize gitmek istiyorum.I want to go to the sea again.
Bir defa daha denize gitmek istiyorum.I want to go to the sea one more time.
Astronot sözcüğü Latincede "yıldız denizcisi" anlamına gelir.The word astronaut means "star sailor" in Latin.
Denizaltı suya daldı.Submarine submerged.
Denizyıldızları beyinsiz yaratıklardır.Starfish are brainless creatures.
Denizaltı suyun içine daldı.The submarine submerged in the water.
Biz deniz kenarında yaşıyoruz.We live by the sea.
O, mavi denize ulaştı.He reached the blue sea.
Denizde adalar vardı.There were islands in the sea.
Yarın Tom'la denize açılacağım.I'll go sailing with Tom tomorrow.
Tom bizimle denize açılmaya gelmek istemiyordu.Tom didn't want to come sailing with us.
Nasıl denize açılacağını sana kim öğretti.Who taught you how to sail?
Denizde yosunlar var.There are algae in the sea.
O zaten denize gitmek istiyor.He already intends to go to the sea.
Deniz halkları, deniz yükseliyor.The sea has risen, the sea of peoples.
Nehir denize, güneybatıya akar.The river flows southwest to the sea.
Irmak güneybatı yönünde denize akıyor.The river flows southwest to the sea.
Dünya deniz suyu ile çevrilidir ama yağmur başarısız olursa insanlar açlıktan ölecek.Earth is surrounded by sea water but if rain fails people will starve.
Deniz ürünleri yedin mi? Diyelim ki, kabuklu deniz hayvanı.Have you eaten seafood? Shellfish, let's say.
Deniz ürünlerine karşı bir isteksizlik geliştirdim.I developed an aversion toward seafood.