Deniz seviyesi yükseliyor.The sea level is rising.
Tom bir deniz biyoloğudur.Tom is a marine biologist.
Bir denizci gemisi "Why Not"'ın açılışını yaptı.A sailor christened his ship the "Why Not".
Dağı denizden daha çok severim.I like the mountain more than the sea.
Afganistan denize kıyısı olmayan bir ülkedir.Afghanistan is a landlocked country.
Ben asla denize gitmem.I never go to the sea.
Mary ve Tom'un denizde kaybolduklarını düşündük ama sonra sıkıntı parlaması gördük.We thought Mary and Tom were lost at sea but then we saw the distress flare.
Mary bir denizci gibi küfür eder.Mary swears like a sailor.
Her yıl denizaşırı ülkelere gider.He goes overseas every year.
Deniz gergedanı denizin tek boynuzlu atıdır.The narwhal is the unicorn of the sea.
Deniz tutması tek sorun değildi.Sea-sickness wasn't the only problem.
Denizde sondaj masrafları artıyor.Offshore drilling costs are rising.
Deniz hakkında ne öğreneceğim?What would I know about the sea?
Denize gitmek istemedim.I didn't want to go overboard.
Tom'un deniz kenarında bir kulübesi vardır.Tom has a cottage by the sea.
Tom, Mary'yi denize attı.Tom threw Mary overboard.
Tom bir denizbilimcidir.Tom is an oceanographer.
Tom deniz ürünlerini istedi.Tom requested seafood.
Denizciler veya kaptanlar hakkında bir şarkı daha duyarsam bir köprüden atlayacağım.If I hear one more song about sailors or captains, I'm going to jump off a bridge.
Denizci olan üç oğlu vardı.She had three sons who became seamen.
Bu sahilde zehirli denizanaları var mı?Are there venomous jellyfish at this beach?
Kabuklu deniz hayvanlarına karşı alerjim var.I'm allergic to shellfish.
Kabuklu deniz hayvanlarına alerjim var.I'm allergic to shellfish.
Tom neredeyse denize düşüyordu.Tom nearly fell overboard.
İngilizler deniz gücüne güveniyorlardı.The British relied on sea power.
Ben nadiren deniz ürünleri yerim.I seldom eat seafood.
Büyükbabam denize gitmekten hoşlanıyor.Grandpa likes to go overboard.
Leyla bir deniz subayı ile evlendi.Layla married a naval officer.
Sen benim kumumsun; Ben senin dalganım; Ter bizim denizimizdir.You are my sand; I am your wave; sweat is our sea.
Uzmanlar, Arctic'teki deniz buzunun kaybolmasından endişe ediyorlar.Experts are worried about the loss of sea ice in the Arctic.
Fadıl bir denizci gibi küfür etti.Fadil swore like a sailor.
Sahilde birçok denizanası var.There are many jellyfish at the beach.
Plajda birçok denizanası var.There are many jellyfish at the beach.
Denizanasından korkuyorum.I'm terrified of jellyfish.
Bir zamanlar bir denizanası tarafından yakıldım.I was stung by a jellyfish once.
Denizanasının bilinci var mıdır?Do jellyfish have consciousness?
Ben hiç bir denizaltında bulunmadım.I've never been in a submarine.
O bir denizanasıdır.It's a jellyfish.
Deniz ürünlerini sever misin?Do you like seafood?
Nehir denize akar.The river flows into the sea.
Derin deniz hakkında çok az şey biliniyor.Very little is known about the deep sea.
Bu deniz altı bir mil derinlikten fazla fazlasına dalış yapabilir.This submarine can dive more than a mile deep.
Mary bir denizkızıdır.Mary is a mermaid.
Denizden kum tepelerinin üzerinde canlı bir rüzgar patladı.A crisp wind blew up over the sand dunes from the sea.
Sen hiç Denizkestanesi yedin mi?Have you ever eaten sea urchin?
Yunuslar ve balinalar balık değildir, daha çok deniz memelileridir.Dolphins and whales are not fish, but rather marine mammals.
İrlanda ve İngiltere denizle ayrılmıştır.Ireland and England are separated by sea.
Denize ulaşmadan önce hava karanlıktı.It was dark by the time we got to the sea.
Yengeç, denizde yaşayan bir hayvandır.The crab is an animal that lives at sea.
Leyla kendini denize attı.Layla threw herself into the sea.
Denizci olmak ister misin?Would you like to be a sailor?
Deniz kıyısı özellikle ay ışığında romantik görünüyor.The seashore looks particularly romantic in the moonlight.
Baltık denizinde güzel bir pazar sabahıydı.It was a beautiful Sunday morning at the baltic sea.
Hawaii'de yıl boyunca denizin tadını çıkarabilirsiniz.In Hawaii, you can enjoy sea bathing year-round.
Mary'nin babası asla geri gelmeyecek bir denizciydi.Mary's father was a sailor who never came back.
Zengin olsaydım deniz kenarında bir ev satın alırdım.If I was rich I'd buy a house by the sea.
Denizi hiç görmedim.I've never seen the sea.
Ben hiç deniz görmedim.I've never seen the sea.
Leyla deniz suyu içemedi.Layla couldn't drink seawater.
Sami başarılı bir denizci oldu.Sami became an accomplished seaman.