Ana içeriğe geç
Sözlük

demek ki ile cümle

demek ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Se forem desesperados significa que estão tão perdidos no vosso próprio pensar....
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Si vous êtes désespéré, cela signifie que vous êtes vraiment égaré par votre propre façon de penser.
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Wenn du verzweifelt bist, bedeutet das, dass du von deinem eigenen Denken so sehr in die Irre geführt wirst.
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Если вы отчаялись, это значит, что ваше собственное мышление ввело вас в заблуждение.
Eğer varsayılan seçeneği işaretleyip duruyorsanız demek ki yoruldunuz, demek ki sizi kaybediyorum.Jeśli klient ciągle wybiera opcję standardową, znaczy, że jest wyczerpany i traci zainteresowanie.
Eğer varsayılan seçeneği işaretleyip duruyorsanız demek ki yoruldunuz, demek ki sizi kaybediyorum.당신이 결정을 내릴 때마다 기본 버튼을 누른다면, 당신이 압도되어있다는 것을 의미하고, 제가 당신을 놓쳐 가고 있다는 것입니다.
Eğer varsayılan seçeneği işaretleyip duruyorsanız demek ki yoruldunuz, demek ki sizi kaybediyorum.Если вы постоянно жмёте вариант "по умолчанию", значит вы теряете интерес, и я теряю с вами контакт.
Eğer varsayılan seçeneği işaretleyip duruyorsanız demek ki yoruldunuz, demek ki sizi kaybediyorum.Якщо ви натискаєте кнопку "за замовчанням", це означає, що ви втомилися, і я вас втрачаю.
Eğer varsayılan seçeneği işaretleyip duruyorsanız demek ki yoruldunuz, demek ki sizi kaybediyorum.אם אתם לוחצים כל הזמן על כפתור ברירת המחדל לכל החלטה, זה אומר שאתם המומים, זה אומר שאני מאבדת אתכם.
Eğer varsayılan seçeneği işaretleyip duruyorsanız demek ki yoruldunuz, demek ki sizi kaybediyorum.اذا وصلت ضغط الزر الافتراضي في كل قرار هذا يعني انه تم الاثقال عليك وهذا يعني انني اخسرك
Eğer varsayılan seçeneği işaretleyip duruyorsanız demek ki yoruldunuz, demek ki sizi kaybediyorum.選択肢に圧倒されている証拠です 顧客の関心が薄れているわけです 結果として分かるのは
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Bien sûr, ça signifie que l'architecture est politique.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Claro que isto quer dizer que a arquitetura é política.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Desigur, asta înseamnă că arhitectura este politică.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Es claro que eso significa que la arquitectura es política.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.건축은 정치적입니다.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Natürlich heißt das, dass die Architektur politisch ist.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Ovviamente questo significa che l'architettura ha un aspetto politico.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Oznacza to także, że architektura jest polityczna.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Tất nhiên điều này có nghĩa là kiến trúc là chính trị.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Természetesen ez azt jelenti, hogy az építészet politikai.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Разбира се, това означава, че архитектурата е политическа.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.Это конечно означает, что архитектура должна иметь политический аспект.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.זה כמובן אומר שהארכיטקטורה היא פוליטית.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.بالطبع هذا يعني أن العمارة سياسية.
Elbette bu demek ki mimari politiktir.政治は建築の敵ではありません
Elbette ki insanlar onlarý tanýyabilir. Demek ki amacýný boţa çýkarýyorum.Já aqueles dão nas vistas.
En hor görülen düşman... Sana en zor anlar yaşatan... Demek ki bu ikisinden biri yanlış.Szóval ezt azt jelenti... hogy vagy a legutáltabb vagy a legfárasztóbb ellenség...
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Czyli że nie musiałem rysować Gyeonghoeru.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Da, înseamă că nu trebuia să desenez Gyeonghoeru.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Dat wil zeggen dat ik Gyeonghoeru niet hoefde te tekenen.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Ja, das heißt, dass ich nicht Gyeonghoeru zeichnen musste.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.네, 경회루 안 그려도 된다는건데,
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Oui, ça veut dire que je n'avais pas à dessiner Gyeonghoeru.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Sim, isso significa que eu não tinha que desenhar Gyeonghoeru.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Sì, significa che non dovevo disegnare Gyeonghoeru.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Sí, significa que yo no tenía por qué dibujar el Palacio de Gyeonghoeru.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Vâng, có nghĩa là tôi không cần phải vẽ Gyeonghoeru.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Так, це означає, що я не мусив малювати Кенхверу.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.Так что я мог и не рисовать дворец Кёнбоккун.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.כן, זה אומר שלא הייתי צריך לצייר את הגינגורו.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.نعم، يعني أنه لم يكن علي أن أرسم قصر كيونغ هايور.
Evet, bu demek ki benim Gyeonghoeru'yu çizmeme gerek yoktu.ピカソのこの言葉をもし知っていたら あの先生に勝てたかもしれない
Evet bu onun doğumgünü. Bu demek ki annen 30 yaşında falan.C'est son anniversaire. ça voudrait dire que ta mère a à peu près 30 ans.
Hâlâ, şu bir Rus'u anlamış değilim, üstü çıplak çalışıyor, ama demek ki o kadar sıkı çalışıyor.Ainda não entendo este homem russo a trabalhar de tronco nu, mas isso mostra como ele trabalhava no duro.
Hâlâ, şu bir Rus'u anlamış değilim, üstü çıplak çalışıyor, ama demek ki o kadar sıkı çalışıyor.전 여전히 이 상의를 벗은 러시아인이 이해되지 않지만, 이것으로 그들이 얼마나 힘들게 작업하는지 알 수 있습니다.
Hâlâ, şu bir Rus'u anlamış değilim, üstü çıplak çalışıyor, ama demek ki o kadar sıkı çalışıyor.Todavía no entiendo a este ruso que trabaja con el torso desnudo; eso nos dice lo arduo que es su trabajo.
Hâlâ, şu bir Rus'u anlamış değilim, üstü çıplak çalışıyor, ama demek ki o kadar sıkı çalışıyor.Все още не разбирам този руснак, работещ гол до кръста, но това може да ви покаже колко усърдно работи.
Hâlâ, şu bir Rus'u anlamış değilim, üstü çıplak çalışıyor, ama demek ki o kadar sıkı çalışıyor.אני עדיין לא מבין את האיש הרוסי הזה שעובד בחזה חשוף, אבל זה אומר לנו כמה קשה הוא עובד.
Hâlâ, şu bir Rus'u anlamış değilim, üstü çıplak çalışıyor, ama demek ki o kadar sıkı çalışıyor.ما زلت لا أفهم هذا الرجل الروسي يشتغل بصدر عار، لكن ذلك يخبركم كيف كان يعمل بجد.
Hâlâ, şu bir Rus'u anlamış değilim, üstü çıplak çalışıyor, ama demek ki o kadar sıkı çalışıyor.ロシア人の男性もいました それだけ重労働だということなのでしょう 少数の人々は
Her an hareket halindeydin demek ki! Bütün hayatın boyunca hareket halindeydin demek ki.Tutta la tua vita sei dovuta essere in movimento
Her an hareket halindeydin demek ki!Mozgásban voltál.
Her an hareket halindeydin demek ki!Tu as été en marche.
Her an hareket halindeydin demek ki!Ты находилась в движении.
Hiç şüphe yok, Demek ki bazı konularda elbise JeevesČo chcem povedať je, keď nie je pochýb o tom, že v určitých veciach oblečenie Jeeves je
Hiç şüphe yok, Demek ki bazı konularda elbise JeevesCo chci říct je, když není pochyb o tom, že v určitých věcech oblečení Jeeves je
Hiç şüphe yok, Demek ki bazı konularda elbise Jeeves의심의 여지가없는 동안 내가 의미는 그 드레스 Jeeves의 특정 문제에
Hiç şüphe yok, Demek ki bazı konularda elbise JeevesKaj hočem reči je, medtem ko ni dvoma, da je v nekaterih zadevah obleko Jeeves je
Hiç şüphe yok, Demek ki bazı konularda elbise JeevesTällä tarkoitan sitä, kun ei ole epäilystäkään siitä, että tietyissä asioissa mekko Jeeves n
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod