Demek ki bu denklem bir tam kare olarak yazılmış.この方程式の左側に
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.Así que en este caso, tenemos que mover un espacio, dos espacios más para poner el decimal aquí.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.Donc notre exemple, nous devons la bouger d'une, deux positions pour mettre la virgule ici.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.Dus in dit geval moeten we hem een... twee plaatsen verplaatsen om de komma hier te plaatsen.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.Ebben az esetben, el kell tolnunk, egy hellyel, két hellyel, hogy ide kerüljön a tizedes.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.I det her tilfælde skal vi altså flytte kommaet to pladser til højre for at lave 0,28 om til et helt tal.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.그럼 이 경우에는, 한 자리, 두 자리 이동하고 소수점을 찍습니다
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.Portanto, neste caso, temos que movê-la duas vezes para colocar a vírgula decimal aqui.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.Quindi in questo caso, dobbiamo spostarla di uno, due spazi per mettere la virgola qui.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.Takže v tomto případě ji musíme posunout o jedno, o dvě místa a napsat ji přímo sem.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.W tym przypadku, musimy przesunąć go o dwa miejsca aby postawić ten przecinek tu.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.В този случай, ще изместим с един, два знака настрана, за да поставим тук десетичната запетая.
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.ففي هذه الحالة، علينا أن ننتقلها منزلة واحدة، منزلتين لوضع العشري هنا
Demek ki bu durumda bir, iki defa kaydırarak virgülü buraya koymamız gerekiyor.小数点をここに置きます. この数についてそうした場合,
Demek ki bu durum Üretim Olanakları Eğrisini değiştirecek.Tohle ve skutečnosti změní hranici produkčních možností.
Demek ki bu durum Üretim Olanakları Eğrisini değiştirecek.To spowoduje zmianę krzywej możliwości produkcyjnych.
Demek ki bu iki doğru kesinlikle birbirine dik. .De her 2 linjer er altså vinkelrette. .
Demek ki bu iki doğru kesinlikle birbirine dik. .Donc, ces deux droites sont sans aucun doute perpendiculaires. Ils sont perpendiculaires.
Demek ki bu iki doğru kesinlikle birbirine dik. .그래서 두 직선이 서로 수직이라는 것을 알게 되었습니다 그래서 두 직선이 서로 수직이라는 것을 알게 되었습니다
Demek ki bu iki doğru kesinlikle birbirine dik. .Takže tyto dvě přímky jsou rozhodně kolmé. ()
Demek ki bu iki doğru kesinlikle birbirine dik. .Така че, тези две прави определено са перпендикулярни. перпендикулярни
Demek ki bu iki doğru kesinlikle birbirine dik. .اذاً هذان الخطان متعامدان بلا شك متعامدان
Demek ki bu iki sayının mutlak değerde farkı 4. 60'ın çarpanlarını bulalım.Jedno číslo bude o 4 menší než druhé.
Demek ki bu iki sayının mutlak değerde farkı 4. 60'ın çarpanlarını bulalım.Едно ще бъде с 4 по малко от другите.
Demek ki bu ikisi doğrusal bağımsız vektörler.Tyto dva vektory jsou lineárně nezávislé.
Demek ki bu ikisi doğrusal bağımsız vektörler.Zatem są one liniowo niezależne.
Demek ki bu ikisinden biri yanlış.واحدة من الاثنين خطأ
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Ainsi donc, cela ne dépend ni de celui qui veut, ni de celui qui court, mais de Dieu qui fait miséricorde.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Alltså beror det icke på någon människas vilja eller strävan, utan på Guds barmhärtighet.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Altså står det ikke til den, som vil, ej heller til den, som løber, men til Gud, som er barmhjertig.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Annakokáért tehát nem azé, a ki akarja, sem nem azé, a ki fut, hanem a könyörülõ Istené.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.A przetoż nie zależy na tym co chce, ani na tym, co bieży, ale na Bogu, który się zmiłowywa.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Aşa dar, nu atîrnă nici de cine vrea, nici de cine aleargă, ci de Dumnezeu care are milă.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Assim, pois, isto não depende do que quer, nem do que corre, mas de Deus que usa de misericórdia.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.A tak tedy neníť vyvolování na tom, jenž chce, ani na tom, jenž běží, ale na Bohu, jenž se smilovává.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.그런즉 원하는 자로 말미암음도 아니요 달음박질하는 자로 말미암음도 아니요 오직 긍휼히 여기시는 하나님으로 말미암음이니라
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Niin se ei siis ole sen vallassa, joka tahtoo, eikä sen, joka juoksee, vaan Jumalan, joka on armollinen.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Por lo tanto, no depende del que quiere ni del que corre, sino de Dios quien tiene misericordia
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Quindi non dipende dalla volontà né dagli sforzi dell'uomo, ma da Dio che usa misericordia
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Så står det da ikke til den som vil, heller ikke til den som løper, men til Gud, som gjør miskunnhet.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.So liegt es nun nicht an jemandes Wollen oder Laufen, sondern an Gottes Erbarmen.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Tak tedy nie je to vecou toho, kto chce, ani toho, kto beží, ale vecou Boha, ktorý sa zmilováva.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.To torej ni v moči tega, ki hoče, ne tega, ki se trudi [Dobesedno: ki teče.], ampak Boga, ki je milosten.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Vậy điều đó chẳng phải bởi người nào ao ước hay người nào bôn ba mà được, bèn là bởi Ðức Chúa Trời thương xót.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Αρα λοιπον δεν ειναι του θελοντος ουδε του τρεχοντος, αλλα του ελεουντος Θεου.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Итак помилование зависит не от желающего и не от подвизающегося, но от Бога милующего.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.Тим же воно нї від того, хто хоче, нї від того, хто біжить, а від милуючого Бога.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.ועל כן אין הדבר לא ביד הרצה ולא ביד הרץ כי אם ביד האלהים המרחם׃
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.فاذا ليس لمن يشاء ولا لمن يسعى بل للّه الذي يرحم.
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.據 此 看 來 、 這 不 在 乎 那 定 意 的 、 也 不 在 乎 那 奔 跑 的 、 只 在 乎 發 憐 憫 的 神
Demek ki bu, insanın isteğine ya da çabasına değil, Tanrının merhametine bağlıdır.據此 看來 、 這不在乎 那 定意 的 、 也 不 在乎 那 奔跑 的 、 只 在 乎發憐憫 的 神
Demek ki, bu işe yaradı.Así que esto definitivamente funcionará.
Demek ki, bu işe yaradı.Dus dit werkt absoluut goed.
Demek ki, bu, kanseri düşünmenin yeni bir yolu, kanseri düşünmenin, umutlu bir yolu.Aşadar, acesta e un nou mod de a concepe cancerul, care ne dă speranţă.
Demek ki, bu, kanseri düşünmenin yeni bir yolu, kanseri düşünmenin, umutlu bir yolu.C'est donc une nouvelle façon de penser le cancer, c'est une façon optimiste de penser le cancer.
Demek ki, bu, kanseri düşünmenin yeni bir yolu, kanseri düşünmenin, umutlu bir yolu.Das ist also eine neue Art über Krebs nachzudenken. Es ist eine hoffnungsvolle Art über Krebs nachzudenken.
Demek ki, bu, kanseri düşünmenin yeni bir yolu, kanseri düşünmenin, umutlu bir yolu.Es una nueva forma de plantear el cáncer, una forma que nos llena de esperanza.
Demek ki, bu, kanseri düşünmenin yeni bir yolu, kanseri düşünmenin, umutlu bir yolu.Het is een nieuwe manier van denken over kanker. Een hoopvolle manier.
Demek ki, bu, kanseri düşünmenin yeni bir yolu, kanseri düşünmenin, umutlu bir yolu.이 것은 암에 대한 새로운 생각이자, 희망적인 생각이에요.
Demek ki, bu, kanseri düşünmenin yeni bir yolu, kanseri düşünmenin, umutlu bir yolu.Portanto, é uma nova forma de pensar no cancro, é uma forma optimista de pensar sobre o cancro.