Sakın bunu bir daha yapayım deme.Don't ever do that again.
Bunu bir daha yapayım deme.Don't ever do that again.
Tom ne demek istiyor?What does Tom mean?
Onu asla demedim.I never said that.
Aslında demek istediğim bu değil.That isn't actually what I meant.
Bana Tom demekten vazgeç.Stop calling me Tom.
Onların bana "dört göz" demelerinden nefret ediyorum.I hate that they call me "four-eyes".
Bir şey demedin.You said nothing.
Bir daha bunu yapayım deme.Don't you dare do that again.
O, Demokratik Parti'nin prestijli ve etkili bir üyesidir.He is a prestigious and influential member of the Democratic Party.
Tom her sabah işe giderken demiryolu raylarını geçer.Tom crosses the railroad tracks every morning on his way to work.
Neden hoşça kal demedin?Why didn't you say goodbye?
Ne dememi istiyorsun?What do you want me to say?
Buna ne demeli?What do you call that?
Ne demek istediğini yeterince anlattın.You've made your point.
Ne demek istediğini biliyordum.I knew what you meant.
Hayır demek istedim.I wanted to say no.
Evet demek istedim.I wanted to say yes.
Demiryolu işçileri yarın greve gidiyor.The railroad workers are going on strike tomorrow.
Onu demek istiyor olamazsın.You can't mean that.
Tom'un demek istediği o değil.That's not what Tom meant.
Büyük düşünmek ne demek?What does it mean to think big?
Tom'un kafasına bir levye demiriyle veya benzer bir şeyle vuruldu.Tom's head was smashed in with a crowbar or something similar.
Tom alet çantasından demir testeresini çıkardı ve Mary'ye onu isteyip istemediğini sordu.Tom removed the hacksaw from his toolbox and asked Mary if she wanted it.
Daha önce hiç bir demir testeresi kullanmadım. Nasıl kullanacağımı bana gösterir misin?I've never used a hacksaw before. Could you show me how?
Bir demir testeresi ile kendim kestim.I cut myself with a hacksaw.
Ne demek istediğini Tom'a sormak istiyorum.I'd like to ask Tom what he means.
Tom hayır demek için kendini ikna edemiyor.Tom can't bring himself to say no.
Asla hayır demedim.I never said no.
Tom, beyaz süs çiçek demetini Mary'nin elbisesine iğneyle tutturdu.Tom pinned a white corsage on Mary's dress.
Amerika Birleşik Devletleri bir demokrasidir.The United States is a democracy.
Onlar bizim demokrasi içinde olduğumuza inanmazı istiyorlar.They want us to believe that we are in a democracy.
Sanırım hayır demek için çok geç.I guess it's too late to say no.
"Hayır" demek için hiçbir zaman çok geç değildir.It's never too late to say no.
Bu başımız belada demek mi?Does that mean we're in trouble?
Biz Tom'un evet demesini istiyoruz.We want Tom to say yes.
Bana Tom demeni istiyorum.I want you to call me Tom.
Tom Mary'nin evet demesini istiyor.Tom wants Mary to say yes.
Tom'un ne demek istediğini bilmek istiyorum.I want to know what Tom meant.
Tom'a iyi geceler demek istiyorum.I want to tell Tom good night.
Bunu öyle demek istemedim.I didn't mean it like that.
Tom evet demek istiyor ama diyemiyor.Tom wants to say yes, but he can't.
Tom ile konuşmak ve şimdi demek istiyorum!I want to talk to Tom and I mean now!
Evet dememi istiyor gibi görünmüyorsun.You don't seem to want me to say yes.
Onu demek istemediğimi düşünmeni istemiyorum.I don't want you to think I don't mean that.
Teşekkür ederim demek istiyorum.I want to say thank you.
Sana sadece "iyi şanslar" demek istiyorum.I just want to say good luck.
Ne demek istediğini bilmek istiyorum.I want to know what you mean.
Ne demek istediğinizi bilmek istiyorum.I want to know what you mean.
Senin sorun çok demokratik değil.Your question isn't very democratic.
Demokratik hükümetlerin insanlara cevap vermesi gerekiyor.Democratic governments are supposed to answer to the people.
Lütfen demiryolu rayları yakınında oynamayın.Please don't play near the railroad tracks.
İkiyüzlülük demokrasinin ölümüdür.Hypocrisy is the death of democracy.
Kafamı demin bir şeye çarptım.I just banged my head on something.
Ne demek istiyorsun, onunla mı yattın?What do you mean, you slept with her?
Demir ısıyı yeterince iyi iletir.Iron directs heat well enough.
Bir demlik çay demledim.I just brewed a pot.
Sen yanılıyorsun. Ben öyle demedim.You're mistaken. That's not what I said.
Ciddi bir biçimde bunu demek istiyor.He means it seriously.
Amerikalılar için "seni seviyorum" demek çok kolay ama Çince'de bunu yapmak olanaksızdır.It's so easy for Americans to say "I love you" but it's impossible to do this in Chinese.