day ile cümle
day kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Boston'dayken Tom'la kalıyor musun?Do you stay with Tom when you're in Boston?
Boston'dayken Tom'la mı kalıyorsun?Do you stay with Tom when you're in Boston?
Sen Boston'dayken Tom'un evinde kalıyor musun?Do you stay at Tom's when you're in Boston?
Boston'dayken Tomlarda mı kalıyorsun?Do you stay at Tom's when you're in Boston?
Dayılarımdan biri doktordur.One of my uncles is a doctor.
Boston’dayken bu şapkayı aldım.I bought this hat when I was in Boston.
Anne ve babamın hiç bana dayak attığını hatırlayamıyorum.I can't remember my parents ever hitting me.
Pazartesi sabahından beri Boston'dayım.I've been in Boston since Monday morning.
Sami, Leyla'ya dayanamadı.Sami could not stand Layla.
Sami orada on saniye boyunca dayandı.Sami stood there for like ten seconds.
Tom o zamanlar Avustralya’daydı.Tom was in Australia at that time.
Artık orada olmaya dayanamadım.I couldn't stand being there anymore.
Bugün Boston’dayım.I'm in Boston today.
Tom'un kibirine artık dayanamıyorum.I can't stand Tom's arrogance any longer.
Tom'un kabalığına artık dayanamıyorum.I can't put up with Tom's rudeness any longer.
Umarım Boston'dayken Tom'la tanışma fırsatım olur.I hope I have an opportunity to meet Tom when I'm in Boston.
Tom sadece birkaç haftalığına Boston'daydı.Tom was only in Boston for a couple of weeks.
Avustralya’dayken nerede kaldın?Where did you stay when you were in Australia?
Boston’dayken ne gördün?What did you see while you were in Boston?
Boston'dayken ne kadar para harcadın?How much did you spend while you were in Boston?
Boston'dayken ne tür şeyler yapıyorsun?What kinds of things do you do when you're in Boston?
Japonya'dayken kaç tapınak ve türbeyi ziyaret ettiniz?How many temples and shrines did you visit while you were in Japan?
Tom neden Boston'daydı?Why was Tom in Boston?
Sen Boston'dayken hava nasıldı?How was the weather when you were in Boston?
Tom'un fikirlerini bana dayatmasından bıktım.I'm tired of Tom shoving his opinions down my throat.
Birkaç hafta önce Boston’daydım.I was in Boston a couple of weeks ago.
Avustralya'dayken araba sürdün mü?Did you drive when you were in Australia?
Geçen yılın ekim ayında Boston'daydım.I was in Boston in October of last year.
Tom'un John adında bir dayısı var.Tom has an uncle named John.
Tom, Avustralya’dayken kamerasını kaybetti.Tom lost his camera when he was in Australia.
Geçen hafta, eşimle Avustralya’daydım.Last week, I was in Australia with my wife.
Şimdi üç yıldır Avustralya'dayım.I've been in Australia for three years now.
Hâlâ Avustralya’dayım.I'm still in Australia.
Hâlâ Avustralya’dayım ama yarından sonraki gün eve döneceğim.I'm still in Australia, but I'll be back home the day after tomorrow.
Otuzuma merdiven dayadım.I'm about to turn thirty.
Sami bizimle dayanışma içinde kaldı.Sami stood in solidarity with us.
Sami ona dayanamıyor.Sami can't stand her.
Sami gidip Leyla'nın yanında dayandı.Sami went and stood next to Layla.
Ekimde Boston'daydım.In October, I was in Boston.
Dayıların nerede?Where are your uncles?
Tom parkta dayak yedi.Tom got beat up in the park.
Tom parkta dayak yemiş.Tom got beat up in the park.
Merdiveni duvara dayadık.We leaned the ladder against the wall.
Boston'dayken birçok ilginç şey yaptık.We did many interesting things when we were in Boston.
Boston'dayken onu yapma şansım olmadı.I didn't have a chance to do that while I was in Boston.
Tom beden gücüne dayalı bir işte çalışıyor.Tom has a blue-collar job.
Tom çocuklarına dayak attı.Tom beat his children.
Bu ip gerçekten dayanıklı.This rope is really durable.
Dayım sağır.My uncle is deaf.
Tom'u elime geçirirsem dayak manyağı yapacağım.If I get my hands on Tom, I'll kick his punk ass.
İslam gözü kapalı imana dayanmaz.Islam isn't based on blind faith.
Tom babasından hastanelik oluncaya kadar dayak yemişti.Tom was beaten by his father to the point of needing hospitalization.
He dayı he.OK, boomer.
Ağrıya daha fazla dayanamayınca hastaneye gitti.When he couldn't bear the pain any longer, he went to the hospital.
Dayım bana her sene doğum günü hediyesi yolluyor.My uncle sends me a birthday present every year.
İstanbul'dayken kesinlikle Ayasofya'yı ziyaret etmeli.He should definitely visit the Hagia Sophia while he's in Istanbul.
Sıcağa daha fazla dayanamadığını söylüyor.He says he can't put up with the heat any longer.
Kokuya daha fazla dayanamadığını söylüyor.He says he can't ignore the smell any longer.
Gürültüye daha fazla dayanamadığını söylüyor.He says he can't ignore the noise any longer.
Tom'un başı Japonya'dayken Yakuza'yla derde girdi.Tom got into trouble with the Yakuza in Japan.