day ile cümle
day kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
4
ORT. KELİME
Eğitim dayatılmış cehalet sistemidir.Education is a system of imposed ignorance.
Ne kadar süredir Japonya'daydın?How long were you in Japan?
Mary dizlerini göğsüne çekti ve çenesini onlara dayadı.Mary pulled her knees up to her chest and rested her chin on them.
Tom, Hindistan'dayken Mary'ye bilezikler satın aldı.Tom bought Mary bangles when he was in India.
Sen ne zaman Londra'daydın?When were you in London?
Dayım kırklarında.My uncle is in his forties.
Varsayımlarınız neye dayalı?What are your assumptions based on?
Noel ağaçları ne kadar dayanır?How long do Christmas trees last?
Seni şimdi bu kadar çok acı içinde görmeye dayanamıyorum.I just can't bear to see you in so much pain.
Seni yalnız bırakmaya dayanamıyorum.I just can't bear to leave you here alone.
Tom arabasıyla ezdiği köpeğe bakmaya dayanamadı.Tom couldn't bear to look at the dog he'd just run over with his car.
Utanç neredeyse dayanılmazdı.The shame was almost unbearable.
Beş dakika dayanamazdık.We wouldn't last five minutes.
Bu dayanılmaz olurdu.It would have been unbearable.
Cahil insanlara dayanamam.I can't stand ignorant people.
Neredeyse dayanılmaz olmalı.It must be almost unbearable.
Tom geçen hafta dayak yemiş.Tom took a beating last week.
Gerektiğinde çocuklarıma dayak atarım.I spank my kids when needed.
Tom bir yıl bile dayanmadı.Tom didn't even last a year.
Tom tecrübelerine dayanarak konuşuyor.Tom speaks from experience.
Hayat dayanılmaz oldu.Life became unbearable.
Tom'a dayanamıyorum.I can't put up with Tom.
Tom üç saat dayandı.Tom lasted three hours.
Tom daha fazla dayanamadı.Tom could take no more.
Tom ne kadar dayanabilir?How long can Tom last?
İki defa dayak yedim.I got beat twice.
Tom'un dayanma gücü var.Tom has stamina.
Acıyı dayanılmazdı.The pain was intolerable.
O başını onun omzuna dayadı.She rested her head on his shoulder.
Ona zar zor dayanabiliyorum.I can barely stand him.
Tom, Mary'nin başına bir silah dayadı.Tom held a gun to Mary's head.
Artık dayanamıyorum.I can't hold on any longer.
Zaten Boston'dayım.I'm already in Boston.
Üç dayım var.I have three uncles.
Ben dayak yedim.I've been beaten.
Birkaç haftadır Avustralya'dayım.I'm in Australia for a few weeks.
Boston'dayken Tom ile birlikte kaldım.I stayed with Tom when I was in Boston.
Ben şimdi Boston'dayım.I'm now in Boston.
Bu dayanılmaz bir gerçektir.This is an unbearable truth.
Ben Mısır'dayım.I'm in Egypt.
Ben Boston'dayken köpeğime bakan kişi Tom'dur.Tom is the one who took care of my dog while I was in Boston.
Yakınlarda Boston'daydım.I was in Boston recently.
İnançlarınızı başkalarına dayatmayın.Don't impose your beliefs on other people.
Boston'dayken zamanımın çoğunu Tom'la geçirdim.I spent most of my time with Tom when I was in Boston.
Kitabın dayanağı esasen kusurludur.The premise of the book is fundamentally flawed.
Kaybetmeye dayanamam.I can't stand losing.
Tom'un bana bir şeyler dayatmasına izin vermeyeceğim.I'm not going to let Tom push me around.
Ben hâlâ Boston'dayım.I'm still in Boston.
Hâlâ dayanamıyorum.I can't stand still.
Muhafızlar Tom'u neredeyse dayaktan öldürecekler.The guards almost beat Tom to death.
Bu film Tom Jackson'ın bir kitabına dayanıyor.This movie is based on a book by Tom Jackson.
Bu film Tom Jackson'ın bir kitabına dayalıdır.This movie is based on a book by Tom Jackson.
Onun tüm hayatı ve dünya görüşü nefrete dayanıyor.His entire life and worldview is based on hatred.
Leyla, Sami'ye dayanamadı.Layla couldn't stand Sami.
Orada dayanan o adamı tanıyor musun?Do you know that man standing over there?
Tom, geçen yıl Avustralya'daydı.Tom was in Australia last year.
Dayın kim?Who's your uncle?
Dayanıklılık her şeyi mümkün kılar.Persistence makes anything possible.
Bu iddianın dayanağı nedir?What is the basis for this claim?
Isı neredeyse dayanılmazdı.The heat was almost unbearable.