Ana içeriğe geç
Sözlük

davut ile cümle

davut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Davut Kentinin duvarlarında Çok sayıda gedik olduğunu gördünüz, Aşağı Havuzda su depoladınız,你 們 看 見 大 衛 城 的 破 口 很 多 、 便 聚 積 下 池 的 水
Davut Kentinin duvarlarında Çok sayıda gedik olduğunu gördünüz, Aşağı Havuzda su depoladınız,你 們 看 見 大衛城 的 破口 很多 、 便 聚 積下池 的 水
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Bo posławszy Dawid szpiegi dowiedział się, że przyciągnął Saul zapewne.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Da David ude i Ørkenen hørte, at Nabal havde Fåreklipning,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Da nun David in der Wüste hörte, daß Nabal seine Schafe schor,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.David a aflat în pustie că Nabal îşi tunde oile.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.David apprit au désert que Nabal tondait ses brebis.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Davide nel deserto sentì che Nabal era alla tosatura del gregge
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.David oyó en el desierto que Nabal estaba esquilando sus ovejas
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Ða - vít ở trong rừng hay rằng Na-banh hớt lông chiên ,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Ða-vít ở trong rừng hay rằng Na-banh hớt lông chiên,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.És meghallotta Dávid a pusztában, hogy Nábál a juhait nyírja.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Ja kun Daavid kuuli erämaassa, että Naabal keritsi lampaitansa,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Keď počul Dávid na púšti, že Nábal strihá svoje ovce,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Ketika Daud yang ada di padang gurun, mendengar hal itu
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.다윗이 광야에 있어서 나발이 자기 양털을 깎는다 함을 들은지라
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Ko pa je David slišal v puščavi, da striže Nabal ovce svoje,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Mens David var i ørkenen, fikk han høre at Nabal var i ferd med å klippe sine får.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.När nu David i öknen fick höra att Nabal klippte sina får,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Ouviu Davi no deserto que Nabal tosquiava as suas ovelhas,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Protož uslyšav David na poušti, že by Nábal střihl ovce své,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Toen David hoorde dat Nabal zijn schapen aan het scheren was,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.Και ηκουσεν ο Δαβιδ εν τη ερημω, οτι ο Ναβαλ εκουρευε τα προβατα αυτου.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.И като чу Давид в пустинята как Навал стрижел овците си,
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.И услышал Давид в пустыне, что Навал стрижет овец своих.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.וישמע דוד במדבר כי גזז נבל את צאנו׃
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.فسمع داود في البرية ان نابال يجزّ غنمه.
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.大 衛 在 曠 野 聽 見 說 拿 八 剪 羊 毛
Davut kırdayken, Navalın koyunlarını kırktığını duydu.大衛 在 曠野聽見說 拿 八 剪 羊毛
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.A zanechali tam svoje rytiny, a pobral ich Dávid a jeho mužovia.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Dân Phi-li-tin bỏ lại các thần tượng của chúng nó tại đó; Ða-vít và thủ hạ người lấy đem đi.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Dân_Phi - li-tin bỏ lại các thần_tượng của chúng_nó tại đó ; Ða - vít và thủ_hạ người lấy đem đi .
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.De lämnade där efter sig sina avgudabilder, och David och hans män togo dessa med sig.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Der lot de efter sig sine avgudsbilleder, og David og hans menn tok dem med sig.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Ei şi-au lăsat idolii acolo şi David şi oamenii lui i-au luat.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.És ott hagyák az õ bálványaikat, melyeket felszedének Dávid és az õ szolgái.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.He jättivät siihen epäjumalankuvansa, ja Daavid ja hänen miehensä veivät ne pois.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.I Filistei abbandonarono là i loro dei e Davide e la sua gente li portarono via
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Ils laissèrent là leurs idoles, et David et ses gens les emportèrent.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.In pustili so svoje malike ondi, David pa in možje njegovi so jih odnesli.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.I zostawili tam ryte swe obrazy, które popalił Dawid i mężowie jego.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.거기서 블레셋 사람들이 그 우상을 버렸으므로 다윗과 그 종자들이 치우니라
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Los filisteos abandonaron allí sus ídolos, y David y sus hombres se los llevaron
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Nebo zanechali tu rytin svých, kteréž pobral David i muži jeho.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Og de lod deres Guder i Stikken der, og David og hans Mænd tog dem.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Os filisteus deixaram lá os seus ídolos, e Davi e os seus homens os levaram.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Und sie ließen ihre Götzen daselbst; David aber und seine Männer hoben sie auf.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Και εκει κατελιπον τα ειδωλα αυτων, και εσηκωσαν αυτα ο Δαβιδ και οι ανδρες αυτου.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.И оставили там Филистимляне истуканов своих, а Давид с людьми своими взялих.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.Там филистимците оставиха идолите си; а Давид и мъжете му ги дигнаха.
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.ויעזבו שם את עצביהם וישאם דוד ואנשיו׃
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.وتركوا هناك اصنامهم فنزعها داود ورجاله
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.非 利 士 人 將 偶 像 撇 在 那 裡 、 大 衛 和 跟 隨 他 的 人 拿 去 了
Davutla adamları, Filistlilerin orada bıraktığı putları alıp götürdüler.非利士人 將 偶像 撇在 那裡 、 大衛 和 跟隨 他 的 人 拿去 了
Davutla bütün İsrail halkı, sevinç naraları ve boru sesi eşliğinde RABbin Sandığını getiriyorlardı.Assim Davi e toda a casa de Israel subiam, trazendo a arca do Senhor com júbilo e ao som de trombetas.
Davutla bütün İsrail halkı, sevinç naraları ve boru sesi eşliğinde RABbin Sandığını getiriyorlardı.A tak Dávid a celý dom Izraelov niesli truhlu Hospodinovu hore s radostným pokrikovaním a so zvukom trúby.
Davutla bütün İsrail halkı, sevinç naraları ve boru sesi eşliğinde RABbin Sandığını getiriyorlardı.A tak David i všecken dům Izraelský provázeli truhlu Hospodinovu s plésáním a zvukem trouby.
Davutla bütün İsrail halkı, sevinç naraları ve boru sesi eşliğinde RABbin Sandığını getiriyorlardı.A tak Dawid, i wszystek dom Izraelski prowadzili skrzynię Pańską z weselem, i z trąbieniem.
Davutla bütün İsrail halkı, sevinç naraları ve boru sesi eşliğinde RABbin Sandığını getiriyorlardı.Così Davide e tutta la casa d'Israele trasportavano l'arca del Signore con tripudi e a suon di tromba
Davutla bütün İsrail halkı, sevinç naraları ve boru sesi eşliğinde RABbin Sandığını getiriyorlardı.Dávid azért és Izráelnek egész háza felvivék az Úr ládáját énekléssel és trombitaszóval.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod