Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Je kunt de trommels bijna horen in dat kleine huisje waar we verblijven.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.여러분은 우리가 머무르는 그곳 작은 오두막의 뒤쪽에서 드럼이 진동하는 소리를 거의 들을 수 있습니다.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Man kann fast die Trommeln hören, die in dem kleinen Häuschen gespielt werden, wenn wir dort sind.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Możecie niemal usłyszeć dźwięki bębenków dochodzące z domku, w którym mieszkamy, kiedy tam jesteśmy.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.On peut presque entendre la pulsation des tambours dans la petite maison où on s'installe quand on est là-bas.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Potete quasi sentire i tamburi che provengono da quella piccola casetta quando ci stiamo per un po'.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Szinte hallani lehet a dobok lüktetését abban a kis kunyhóban, ahol élünk, amikor ott vagyunk.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Μπορείτε σχεδόν να ακούσετε τα τύμπανα να ηχούν στο μικρό εκείνο εξοχικό σπίτι που μέναμε, όταν ήμασταν εκεί.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Кажется, что слышится бой барабана в том маленьком доме, где мы живём во время нашего пребывания.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.Почти може да се чуят барабаните, биещи в онази малка вила, в която отсядаме, когато сме там.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.אתם כמעט יכולים לשמוע את רעם התופים בקוטג' הקטן בו אנו שוהים כאשר אנחנו נמצאים שם.
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.يمكنك سماع الطبول تقريبا تخفق في ذلك الكوخ الذي نعيش فيه
Küçük kulübemizde kaldığımız süre boyunca içeriden gelen davul seslerini her daim duyabilirsiniz.ドンドンとドラムの音も聞こえてきます 私達はまず現地の人達と知り合いになる必要がありました
(Müzik) David Merrill: Şimdi davullara filtre ekleyeceğim.Agora vou adicionar um filtro à bateria, para poder controlar o efeito ao vivo.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.En osannut lukea nuotteja, mutta soitin syntetisaattoreita ja rumpukoneita.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Eu não sabia música, mas tocava sintetizadores e bateria eletrónica.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Ich konnte keine Noten gelesen, aber ich spielte Synthesizer und Trommel-Synthesizer.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Ik kon geen muziek lezen, maar ik speelde synthesizer en elektronische drums.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Jag läste inte noter, men jag spelade på synthar och trummaskiner.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Jeg kunne ikke læse noder, men jeg kunne spille på synthesizer og tromme maskiner.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Je ne lisais pas la musique, mais je jouais du synthé et de la batterie.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.저는 악보를 읽지는 못했지만 신디사이저와 드럼 기계를 연주했습니다.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Nem tudtam kottát olvasni, de játszottam szintetizátoron és dobgépen.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Nepoznal som hudobnú teóriu, ale hral som na synťáku a bubnoch.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Neuměl jsem noty, ale hrál jsem na syntezátory a bicí automaty.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Nie znałem nut, ale grałem na syntezatorach i automatach perkusyjnych
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Non leggevo la musica, ma suonavo i sintetizzatori e le percussioni.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Nu ştiam să citesc partituri, însă cântam la sintetizatoare şi cutii cu ritmuri.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Saya tidak membaca musik, namun bermain synthesizer dan drum.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Tôi không đọc được nhạc, nhưng tôi chơi nhạc cụ và trống điện tử.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Yo no leía música, pero usaba sintetizadores y cajas de ritmos.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Δεν διάβαζα μουσική, αλλά έπαιζα συνθεσάιζερς και ντράμς.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Не можех да чета музика, но свирех на синтезатори и барабани.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.Я не умел читать ноты, но я играл на синтезаторах и драм-машинах.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.לא קראתי תווים, אבל ניגנתי על סינתיסייזרים ועל מכונות תופים.
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.انا لم أدرس الموسيقى لكني عزفت على آلالات المزج و الطبل
Nota okuyamıyordum ama sentezleyici ve elektronik davul çalardım.ネバダ州北部の小さな農村で育ちましたが それが—
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.A ce moment là, les manettes des batteries étaient nouvelles.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.Akkoriban a dob indító új dolognak számított.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.A quei tempi, i battenti per tamburi erano una novità.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi."Drum Trigger" waren damals neu.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.En ese momento los tambores digitales eran nuevos.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.그당시 드럼 트리거가 새로 나와서,
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.La acea vreme, dispozitivele de sunete în lanţ pentru tobe erau ceva nou.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.Lúc đó, trống kích hoạt còn mới.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.Toen waren drumtriggers iets nieuws.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.W tamtym czasie, pady perkusyjne był czymś nowym.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.В то время драм-триггеры были в новинку.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.По онова време барабанните спусъци бяха нови.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.באותו הזמן, הדקי תופים היו חדשים.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.وقد كان في ذلك الوقت مشغلات الطبول جديدة
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.だから このスーツに12個のトリガーを 縫い付けてみた
[samba davulları][tambores de samba]
Şimdi davullara filtre ekleyeceğim. Efekti canlı kontrol edebilirim böylece.En nu koppel ik de filter aan de drums, zodat ik het effect live kan beïnvloeden.
Şimdi davullara filtre ekleyeceğim. Efekti canlı kontrol edebilirim böylece.E ora metterò il filtro alla batteria, così posso controllare l'effetto dal vivo.
Şimdi davullara filtre ekleyeceğim. Efekti canlı kontrol edebilirim böylece.És most szűrőt kapcsolok a dobokra, hogy élőben tudjam szabályozni az effektet.
Şimdi davullara filtre ekleyeceğim. Efekti canlı kontrol edebilirim böylece.Et maintenant je vais attacher le filtre à la batterie, pour pouvoir contrôler les effets en direct.
Şimdi davullara filtre ekleyeceğim. Efekti canlı kontrol edebilirim böylece.Filtr na perkusji kontroluję na żywo.
Şimdi davullara filtre ekleyeceğim. Efekti canlı kontrol edebilirim böylece.Iar acum voi adauga filtrul la tobe, pentru a controla efectul live.
Şimdi davullara filtre ekleyeceğim. Efekti canlı kontrol edebilirim böylece.Sekarang saya tambahkan filter pada drum, jadi saya bisa mengendalikan efeknya secara langsung.