Ana içeriğe geç
Sözlük

davul ile cümle

davul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Diskografija američkog pop punk sastava Blink-182.
Davullar derinden geliyor...Karte tužno otvara...
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.No, popularnost sastava naglo je pala nakon odlaska bubnjara Phila Rudda 1983. godine.
A Pocket Size Sun şarkısı davul üzerine kurulu bir şarkıdır.Grane iznad nas pjevat će ti voljenu uspavanku.
Om’un ilk üç albümünde vokalde ve bas gitarda Al Cisneros, davulda ise Chris Hakius vardır.Prva tri albuma skupine uključuju Ala Cisnerosa na vokalu i bas-gitari i Chrisa Hakiusa na bubnjevima.
Titanyumdan kendi yaptığı bir davulu bulunmaktadır.Titanit je dobio ime po titanu kojeg sadrži.
Dediğim gibi Chris’i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu.U početku, on je svirao bas, no na to mjesto je došao Chris Dreja.
Tama ve Pearl gibi marka davullarla da öncesinde çalmış, Remo ile de donanımını sağlamıştır.Prethodno je podržavao Tama i Pearl bubnjeve, kao i Remo kožu za bubnjeve i hardver.
Davulcu Nicko McBrain'in grupla yaptığı ilk stüdyo albümüdür.To je prvi album na kojem se nalazi novi bubnjar Nicko McBrain.
Bu tarihten beri grup üyeleri davulcu Danny Carey, gitarist Adam Jones ve vokalist Maynard James Keenan'dır.Članovi su bubnjar Danny Carey, basist Justin Chancellor, gitarist Adam Jones, i pjevač Maynard James Keenan.
Yaşayan en iyi rock davulcularından biridir.Jedna je od najuspješnijih rock grupa ikada.
Parçada konuk sanatçı olarak, Kurban grubunun davulcusu Burak Gürpınar yer almıştır.(Jebi se, Antestore!) izvan koncertnog mjesta te kako je lokalna policija ispratila članove sastava.
Davul ve bateri çalabiliyor.Svira klavir i bubnjeve.
Davulların çoğunu ise stüdyo müzisyeni Kevin Valentine çaldı.Väčšinu bicích sekcií nahral štúdiový hudobník Kevin Valentine.
Bu sırada "Back in the USSR" ve "Dear Prudence" şarkılarında davulları McCartney çalar.Napríklad na skladbe "Back in the USSR" hrá všetky bicie len McCartney.
İkili Leeds Üniversitesi'nde davul ve bas gecelerinde bir araya geldi.Prvýkrát sa stretli počas drum and bassových nocí v University of Leeds.
Sigma İngiliz davulcu ve bas ikilisi Cameron Edwards ve Joe Lenzie'den oluşan grup..Sigma je anglická drum and bassová dvojica, ktorej členmi sú Cameron Edwards a Joe Lenzie.
Bu anlaşmadan sonra da, gruba Dave Grohl davulcu olarak katıldı.Skupina sa rozhodla, že zamestná bubeníka Davea Grohla.
AC/DC nin davulcu Chris Slade ile kaydettiği tek albümdür.Na jeho miesto prišiel do AC/DC štúdiový veterán Chris Slade.
Annesi bir belediye çalışanı ve babası bir caz davulcusu ve tamircisi idi.Jeho matka, Dorothy, bola komunálna zamestnankyňa, otec jazzovým bubeníkom a opravárom.
Grubun bir önceki davulcusu Mike Portnoy'un gruptan 2010 yılında ayrılmasından sonra gruba dahil olmuştur.V tomto zložení zostali až do roku 2010, kedy ohlásil odchod z kapely bubeník Mike Portnoy.
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.Krátko potom, ako od kapely v roku 1983 odišiel bubeník Phil Rudd popularita AC/DC klesala.
Sonraki bir yıl boyunca bir dizi basçı ve davulcu kadroda yer aldı.Neskôr si do bytu kúpili kuriatko a kačku.
Yeğeni Ekin Cengizkan, davulcu olarak başta Anima olmak üzere çeşitli müzik oluşumlarında yer almıştır.Ochotne Sydovi dovoľovali, aby spolu s jeho prvými hudobnými skupinami skúšal aj v obývacej izbe ich domu.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.To skupino lahko označimo tudi kot naslednjico skupine blink-182.
Beşinci üye olan davulcu Matt Cameron, 1998'den beri gruptadır ve aynı zamanda Soundgarden ile çalmaktadır.Trenutni bobnar Matt Cameron je bivši član skupine Soundgarden in je s skupino Pearl Jam od leta 1998.
Düğünlerde davul ve zurna çalgıları kullanılmaktadır.V splošnem ginjenju in solzah se sklene zaroka.
1986 sonunda davula Aydın Karabulut geçti.Leta 1986 je pri kiparju Dragu Tršarju končal specialko.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Jie pasivadino Blink-182.
AC/DC nin davulcu Chris Slade ile kaydettiği tek albümdür.Tai buvo pirmasis ir vienintėlis studijinis albumas su būgniniku Chris Slade.
Halk oyunlarında davul ve zurna kullanılmaktadır.Liaudies medicinoje vartojami žiedai ir lapai.
Dregs'te çaldığı sırada grubun davulcusu Rod Morgenstein ile bir ikili çalışmaya imza attı.Tuo metu, kai Rudess’as priklausė Dixie Dregs, susiformavo duetas su būgnininku Rod Morgenstein.
Rock grubu Blink-182'nun davulcusu olarak bilinir.Bändi ametlik nimi on Blink-182.
Günde ortalama olarak 4-6 saat pratik yaparak davul çalmayı öğrendi.Ma harjutasin 10–15 tundi päevas kitarri.
Davulcu Nicko McBrain'in grupla yaptığı ilk stüdyo albümüdür.Tegu on esimese Iron Maideni stuudioalbumiga, kus trumme mängib Nicko McBrain.
Davul çalmaya 1989'da başlamıştır.Atso hakkas trummimänguga tegelema 1989.
Kesik davul veya uzun davul (ing: slit drum), perküsyon sınıfına ait bir tür çalgıdır.Siugkonnalised (Apoda ehk Gymnophiona) on kahepaiksete klassi kuuluv selts.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Ale tady se řítí jako palička a doslova rozštípne kosmický prostor, když ho rozechvěje jako buben.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Dar lovește ca un baros, care literalmente despică spaţiul, fâcându-l să vibreze ca o tobă.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.De úgy közelít, mint egy dobverő, és szó szerint nekiütődik a térnek, és megrezegteti, mint egy dobot.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Jest jak młoteczek, robi też wyrwy w przestrzeni, chybotając nią jak bębnem.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.그것은 나무망치로 두드리듯이, 말그대로 공간을 두드리고 있고, 드럼이 울리듯이 쿵쿵거립니다.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Maar het slaat als een drumstok, en het scheurt letterlijk de ruimte, laat haar trillen als een drum.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Ma arriva come una mazza, e spacca letteralmente lo spazio, facendolo vibrare come un tamburo.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Mais il arrive comme un maillet, et il fait craquer littéralement l'espace, en vibrant comme un tambour.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Mas aproxima-se como um malho, e, literalmente, fissura o espaço, balançando como um tambor.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Nhưng nó như một cái vồ, và nó có thể làm nứt không gian, nhảy tưng tưng như một cái trống.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Pero entra como una maza y, literalmente, raja el espacio redoblando como un tambor.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Αλλά έρχεται σαν μπαγκέτα και κυριολεκτικά σπάει το κενό, κανοντας το να παλλεται σαν τύμπανο.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Але звук стає подібним на молот і буквально розриває простір, розгойдуючи його наче барабан.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Но идва като чук и той буквално пропуква пространството, клатейки го като барабан.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.Но она подобна молоточку, "ударяющему" в пространство, которое вибрирует, как мембрана.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.אבל הוא בא כמו פטיש, ממש מכה על החלל, ומרעידו כמו תוף.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.لكنه يبدوا كضرب مطرقة، و هو يكسر بذالك الفضاء حوله، فيجعله يرتد كالطبل.
Ama o bir tokmak gibi gelir, ve tam olarak uzayı çatlatır, onu bir davul gibi titretir.しかしだんだんと空間を叩き始め ドラムのように震わせていきます その音は予測することができます
Andy gitmek hakkında iyi yaptıkları işi, enerji davulAndy θα πάει περίπου κάνει αυτό που έκανε καλά, να διαμορφώσει την ενέργεια γύρω από τις πωλήσεις.
Ben bazen ile davul çalmak olacaktır. Bang, bang.Ne t'inquiète pas, je jouerai de la batterie pour toi.
Ben bazen ile davul çalmak olacaktır. Bang, bang.אני מנגן עם לפעמים. באנג, באנג.
Ben bazen ile davul çalmak olacaktır. Bang, bang.سوف تلعب الطبول معك في بعض الأحيان. بانج، ضجة.
Ben bazen ile davul çalmak olacaktır. Bang, bang.ねえ。あなたのように、
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod