davranmış ile cümle
davranmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onlara nasıl davranmışlardı?Como é que eles trataram os meus pais?
Onlara nasıl davranmışlardı?¿Cómo trataron a mis padres?
Onlara nasıl davranmışlardı?Cum s-au purtat cu părinții mei?
Onlara nasıl davranmışlardı?Họ đã đối xử với cha mẹ tôi như thế nào?
Onlara nasıl davranmışlardı?Hoe behandelden zij mijn ouders?
Onlara nasıl davranmışlardı?Hvordan behandlede de mine forældre?
Onlara nasıl davranmışlardı?Jak se chovali k mým rodičům?
Onlara nasıl davranmışlardı?Jak traktowali moich rodziców?
Onlara nasıl davranmışlardı?그들은 제 부모님을 어떻게 대하셨을까요?
Onlara nasıl davranmışlardı?Ők hogyan viszonyultak a szüleimhez?
Onlara nasıl davranmışlardı?Wie behandelten sie meine Eltern?
Onlara nasıl davranmışlardı?Πώς φέρονταν στους γονείς μου;
Onlara nasıl davranmışlardı?Как они обращались с моими родителями?
Onlara nasıl davranmışlardı?Как са третирали те моите родители?
Onlara nasıl davranmışlardı?Як вони ставилися до моїх батьків?
Onlara nasıl davranmışlardı?איך הם התייחסו להורים שלי?
Onlara nasıl davranmışlardı?وكيف عاملوا آبائي
Onlara nasıl davranmışlardı?そうしたことを知ろうとしたのです
Red Shield bankacıları İngiltere batmış gibi davranmışlar ve tüm İngiliz hisselerini satmaya başlamışlar.Az angol elkezdték eladni részvényeiket, és a brit vagyonát
Red Shield bankacıları İngiltere batmış gibi davranmışlar ve tüm İngiliz hisselerini satmaya başlamışlar.De Røde Skjold banker i London, lod som om England var fortabt og startede med at sælge deres aktier.
Red Shield bankacıları İngiltere batmış gibi davranmışlar ve tüm İngiliz hisselerini satmaya başlamışlar.ΠΩΛΗΣΗ ΜΕΤΟΧΩΝ ΤΟΥ ΤΕΛΟΥΣ ΤΟΥ ΚΟΣΜΟΥ! άρχισαν να πουλάνε τα αποθέματα αγγλικών μετοχών.
Üstelik duyduğum kadarıyla karısına da çok kötü davranmış.Si j'ai bien entendu, il a été très violent avec sa femme.
Üstelik duyduğum kadarıyla karısına da çok kötü davranmış.و لو سمعت الامر بشكل جيد كان عنيفاً مع زوجته
Ve atalarımızın aletleri böyle duylara sokarak inanılmaz salakça davranmış olduklarını düşünebilirsiniz.I możecie sobie pomyśleć, że to było głupie ze strony naszych przodków aby wkręcać przewody w gniazdo żarówki.
Ve atalarımızın aletleri böyle duylara sokarak inanılmaz salakça davranmış olduklarını düşünebilirsiniz.아마 지금쯤 여러분들은 '우리 조상들은 왜 저렇게 멍청해서 전구 소켓에 가전제품 코드를 꽂아서 썼을까?'라고 생각하실거에요.
Ve atalarımızın aletleri böyle duylara sokarak inanılmaz salakça davranmış olduklarını düşünebilirsiniz.Misschien vind je het ongelofelijk stom van onze voorouders dat ze dingen zo aansloten op een lichtfitting.
Ve atalarımızın aletleri böyle duylara sokarak inanılmaz salakça davranmış olduklarını düşünebilirsiniz.והייתם חושבים שזה היה די טיפשי מצד אבותינוו לחבר דברים לתוך שקעי תאורה ככה.
Ve atalarımızın aletleri böyle duylara sokarak inanılmaz salakça davranmış olduklarını düşünebilirsiniz.ولربما تظن أنه كان من الحماقة غير المعقولة لأسلافنا أن يوصلوا شيئاً بمقبس ضوئي مثل هذا.
Ve atalarımızın aletleri böyle duylara sokarak inanılmaz salakça davranmış olduklarını düşünebilirsiniz.なんて私たちの祖先は愚かだったんだろうとお思いでしょう しかし 私たちの祖先を非難する前に
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.A pak ještě řekla další důvod, proč to bylo pro ni tak těžké.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Azt mondta, talán ezért is volt neki is olyan nehéz.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Czyli częściowo robiła to dla siebie.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Dan dia berkata, mungkin itu adalah alasan mengapa ini menjadi sulit untuknya.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.E disse che forse è parte del motivo per cui era difficile per lei.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Ela disse que, em parte, talvez fosse porque era difícil para ela.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Ja hän sanoi, ehkä osasyynä oli se, että se oli vaikeaa hänelle.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.그리고 또 그분이 한 말이, 그녀로서 그 일이 어려웠던 이유일지도 모르는데
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Och hon sa, kanske var detta en del av varför det var svårt för henne.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Og hun sagde, måske delvist fordi det var så svært for hende.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Peut-être que c'était en partie parce que c'était difficile pour elle.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Povedala, že jedným z dôvodov mohlo byť, že to bolo ťažké pre ňu.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Şi a spus, poate că în parte era motivul pentru care era greu pentru ea.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Und dann sagte sie mir vielleicht einen Teil des Grundes, weswegen es für sie schwer war --
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Và cô ấy nói, có thể đó là 1 phần lý do gây khó khăn cho cô.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Ze zei dat er misschien mee te maken had, dat het moeilijk voor haar was.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Και είπε ότι, ίσως ο λόγος που σκεφτόταν έτσι ήταν ότι ήταν και για εκείνη δύσκολο.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Она сказала, что, возможно, одна из причин - то, что ей самой это было тяжело.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.Според нея може би това е част от причината, че е било трудно за нея.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.והיא אמרה, אולי זה חלק מהסיבה שבגללה זה היה קשה עבורה
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.وقد قالت، ربما جزء من السبب كان أنه صعب بالنسبة لها.
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.もっと興味深い別の点にあって
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.A oni ich podľa toho učili a sa k nim podľa toho správali.
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.A to byl způsob, jak se k nim chovali a jak je učili.
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.Dan ternyata perlakuan mereka berbeda ketika mengajar
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.En zo gingen ze les geven, en zo behandelden ze ze.
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.És ez alapján tanították és kezelték őket.
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.Et c'est la manière dont ils se sont mis à leur enseigner et à les traiter.
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.Foi nestas condições que os ensinaram e que os trataram.
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.I nauczyciele dostosowali się do tego w nauczaniu i podejściu do ucznia.
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.선생님들은 들은대로 학생들을 대하고 가르쳤던 거죠.