davranmış ile cümle
davranmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Onun küçük kızı önceki durumlarda çok daha iyi davranmıştı.His little daughter was much better behaved on previous occasions.
Sami birçok kadına kötü davranmıştı.Sami mistreated many women.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rome had always been very reluctant to involve itself in matters to the east.
Karakter Schindler'in ikincil kişiliği ve vicdanı gibi davranmıştır.The character serves as Schindler's alter ego and conscience.
Oğluna karşı "dengesiz" davranmış ve hem kızıp döverken hem sevgi gösterisinde bulunmuştur.When his lies are revealed, his demeanor changes, and he becomes angry and combative.
Bu saldırıda esirlere aşırı zalim davranmış ve bazı durumlarda Latin esirleri çarmıha gerdirmiştir.Michael was excessively cruel to his prisoners, in some cases crucifying Latin priests.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.In religious matters, the Mongols were extremely tolerant.
Demirhan Bey halkına kötü davranmıştır.And they made the wrong man their target."
Ve onlar da bu düşüncelerle öğrencilere yaklaşıp öyle davranmışlar.And that's how they went about teaching them and treating them.
Neden John farklı davranmıştı?Why did John go the other way?
Ve belki bir parça zorlandığı için böyle davranmıştı, öyle söyledi.And she said maybe part of the reason was it was difficult for her.
İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Human universal -- so you spend money on other people, you're being nice to them.
Aynen çocuklar gibi davranmışlardı.They behaved just like the children.
Onlara nasıl davranmışlardı?How did they treat my parents?
Kendilerinden öncekiler de böyle davranmıştı.So had the people done before them.
"İyi davranırsanız, kendiniz için iyi davranmış olursunuz. Kötü davranırsanız yine kendiniz içindir."If you do good, you will do so for your own good; if you do ill, you will do it for your own loss."
Kendilerinden öncekiler de böyle davranmıştı. Elçinin açıkça bildirmekten başka bir görevi mi var?So did those before them; yet is aught for the Messengers, but to deliver the manifest Message?
Kendilerinden öncekiler de aynı şekilde davranmışlardı.Those before them did likewise.
Çok gençken tek kral olması üzerine, annesinin naibi gibi davranmıştır.Upon becoming sole king as a teen, he reigned under his mother as regent.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rom mischte sich immer stärker in die Verhältnisse im östlichen Mittelmeer ein.
Her zaman kardeşine iyi davranmıştır.Er war stets eng mit seinem Bruder verbunden.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.Jessica ist aufgrund des Eingreifens von Brad erleichtert und geht, ohne mit Morty zu reden, davon.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.Pour sa part, Krusty ignore toujours en grande partie l'aide de Bart et le traite avec désintérêt.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Malherbe les trouvait particulièrement ridicules.
TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”Kefka es absolutamente malvado".
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.La monogamia per loro era una cosa impraticabile.
Her zaman kardeşine iyi davranmıştır.È sempre gentile con lei.
O nedenle de diğer dinlerden olanlara karşı pek müsamahakâr davranmıştı.È noto che abbia fatto la stessa cosa per numerosi altri dissidenti.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.ومع ذلك ظل كروسيتى يتجاهل كثيراً من مساعدات بارت وتعامل كأنه لا علاقة له ببارت .
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Tegenwoordig is er geleidelijk meer aandacht gekomen voor wat de Roma is overkomen.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.De Mongolen waren gevreesd om hun wreedheid.
Her zaman kardeşine iyi davranmıştır.Zawsze towarzyszył mu brat.
TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”Pod tym względem był krystalicznie czysty”.
Buna karşın Stalin ülkesinde toptan millileştirme ve kamulaştırma konusunda tutarlı davranmıştır.Przyznał jednocześnie, że zawinił w Genewie zbytnią surowością i zniecierpliwieniem.
Bu saldırıda esirlere aşırı zalim davranmış ve bazı durumlarda Latin esirleri çarmıha gerdirmiştir.Mikael var överdrivet grym mot sina fångar, och i vissa fall korsfäste han latinska präster.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.В деяких випадках монархи поводилися особливо жорстоко.
Bu saldırıda esirlere aşırı zalim davranmış ve bazı durumlarda Latin esirleri çarmıha gerdirmiştir.Kromě jiných zvěrstev například nechal ukřižovat zajaté latinské duchovní.
Emir Yağı-Siyan ve idaresi Hıristiyan dinde olan halka gayet müsamahalı davranmıştı.Byl velmi pokorný a oplýval křesťanskou láskou.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.A vallás ügyeiben a mongolok rendkívül toleránsak voltak.
Aztek kaynaklarına göre ise İspanyollar Aztek altınlarını ele geçirmek için bu şekilde davranmıştır.Asteekit väittivät että espanjalaiset halusivat ryöstää heidän kultakorunsa.
Her zaman kardeşine iyi davranmıştır.Μαλώνει συχνά με τον αδερφό της.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.For sin del, er Krusty stort set uvidende om, Barts hjælp og behandler Bart med manglende interesse.
Lupus, Grimoald'ın yokluğunda zalimce davranmıştır.Enduige er vred over Grimoaldos troløshed.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Roma hadde alltid vært meget tilbakeholdne med å involvere seg i forholdene i øst.
Çok gençken tek kral olması üzerine, annesinin naibi gibi davranmıştır.Karena ia masih terlalu muda untuk memerintah sebuah kerajaan pada saat itu, ibunya bertindak sebagai walinya.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.ケリーは、何が起こったかに関して常に明らかだったと答えている。
Stüdyo bu konuda çok hassas davranmıştır.教授對他十分看好。
Oğluna karşı "dengesiz" davranmış ve hem kızıp döverken hem sevgi gösterisinde bulunmuştur.丁部领听闻陈明公“有德而无嗣”,带同儿子丁琏投靠。
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.당시까지 로마는 지중해 동부 문제에 관심을 거의 기울이지 않았다.
Operalarına konu bulmada çok titiz davranmış ve halkın hoşlanacağı türden güncel konuları ele almıştır.Писателката е уважавана за темите си относно това как да се справяме със живота, който водим днес.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Đurina osveta prema njima bila je okrutna.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Gorgony sa považovali ich za veľmi škaredé.
TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”Choval sa úplne v ruzynskom štýle."
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rim se je vedno zelo nerad vmešaval v dogajanja na vzhodu.
Her zaman kardeşine iyi davranmıştır.Vedno je ostal lojalen bratu.
O nedenle de diğer dinlerden olanlara karşı pek müsamahakâr davranmıştı.Ta oli väga osavõtlik teiste isiklike murede suhtes.
Anlaşılan senin hislerini anlayamamışım ve kendi düşüncelerimle ilgili inatçı davranmışım.Có vẻ là ba đã không hiểu suy nghĩ của con... mà ba lại cứ nhất định làm theo cách của mình.
Anlaşılan senin hislerini anlayamamışım ve kendi düşüncelerimle ilgili inatçı davranmışım.Det ser ut som att jaginte visste hur du kände dig. Och det är därför jag var envis å göra det på mitt sätt.
Anlaşılan senin hislerini anlayamamışım ve kendi düşüncelerimle ilgili inatçı davranmışım.Parea ca nu stiam cum te-ai simtit... si am fost incapatanat sa fac lucrurile in felul meu.
Anlaşılan senin hislerini anlayamamışım ve kendi düşüncelerimle ilgili inatçı davranmışım.Sembrava che io non sapessi come tu ti sentivi... ..e mi ero ostinato a fare tutto a modo mio.