Kibar davrandılar.Họ đã cư xử rất ngọt ngào.
Kibar davrandılar.Ils se sont bien comportés.
Kibar davrandılar.Ja he käyttäytyivät hyvin.
Kibar davrandılar.정말 귀여웠습니다.
Kibar davrandılar.Lepo so se obnašali.
Kibar davrandılar.Portaram-se de forma amorosa.
Kibar davrandılar.S-au comportat foarte drăguţ.
Kibar davrandılar.Se portaron muy bien.
Kibar davrandılar.Sie waren goldig.
Kibar davrandılar.Sono stati molto carini.
Kibar davrandılar.Świetnie się bawili.
Kibar davrandılar.Ze waren lief.
Kibar davrandılar.Είχαν αξιαγάπητη συμπεριφορά.
Kibar davrandılar.Вони поводились мило.
Kibar davrandılar.Държаха се мило.
Kibar davrandılar.Они были галантны и вежливы.
Kibar davrandılar.הם התנהגו מקסים.
Kibar davrandılar.و تعاملوا بلباقة.
Kibar davrandılar.(笑)
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Aţi tratat artele ca cireaşa de pe tort. Trebuie sǎ fie drojdia."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Avete usato l'arte come ciliegina sulla torta. Invece deve essere il lievito."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Habéis tratado las artes como la cereza en el pastel. Necesita ser la levadura".
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Ihr habt die Künste behandelt, wie die Kirsche auf dem Kuchen! Sie müssen der Bodenteig sein."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Jullie hebben kunst behandeld als het glazuur op de taart. Het moet de gist zijn."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""당신들은 예술을 무슨 빵의 장식 정도로 취급하지만, 예술은 빵을 만드는 주재료가 되야만 합니다."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım."là, "Anh đã đối xử với nghệ thuật như với quả cherry trên cái bánh. Nó cần là men rượu cơ. "
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Traktowaliście sztukę jak wisienkę na torcie, a ona musi być drożdżami".
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Vous avez traité les arts comme une cerise sur le gâteau". Mais ça doit en être la levure".
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Αντιμετωπίζετε τις τέχνες ως το κερασάκι της τούρτας." "Αλλά χρειάζεται να τις δείτε ως ζύμη."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Вие се отнасяте към изкуствата като към черешката на тортата. Тя трябва да бъде маята."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım.""Вы всегда относились к искусству, как к украшению на торте. А оно должно быть закваской."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım."Ось воно: "Ви ставилися до мистецтва, як до вишеньки на торті. А треба, щоб воно було дріжджами".
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım."הוא "התייחסתם לאמנויות כדובדבן שבקצפת. הן צריכות להיות השמרים."
"Sanatlara pastanın üzerindeki bir kiraz olarak davrandılar... ...onun maya olması lazım."イースト菌であることが必要だ」ということです なぜなら、将来の計画は
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.au dedans de toi, l`on méprise père et mère, on maltraite l`étranger, on opprime l`orphelin et la veuve.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Fader og Moder ringeagtes, den fremmede undertrykkes i dig, den faderløse og Enken lider Uret.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.În tine, tatăl şi mama sînt dispreţuiţi, străinul este chinuit, orfanul şi văduva sînt asupriţi.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.그들이 네 가운데서 부모를 업신여겼으며 네 가운데서 나그네를 학대하였으며 네 가운데서 고아와 과부를 해하였도다
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Očeta in mater so zaničevali v tebi; sredi tebe so delali silo tujcu, siroto in vdovo so žalili v tebi.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Otca i mater znevažujú v tebe, pohostína utláčajú v tvojom strede, sirotu a vdovu utiskujú v tebe;
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.Otce i matku zlehčují v tobě, pohostinnému činí nátisk u prostřed tebe, sirotka a vdovu utiskují v tobě.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.У тебя отца и мать злословят, пришельцу делают обиду среди тебя, сироту и вдову притесняют у тебя.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.אב ואם הקלו בך לגר עשו בעשק בתוכך יתום ואלמנה הונו בך׃
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.فيك اهانوا ابا واما. في وسطك عاملوا الغريب بالظلم. فيك اضطهدوا اليتيم والارملة.
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.在 你 中 間 有 輕 慢 父 母 的 . 有 欺 壓 寄 居 的 . 有 虧 負 孤 兒 寡 婦 的
Senin içinde anneye, babaya kötü davrandılar, yabancıya baskı yaptılar, öksüze, dul kadına haksızlık ettiler.在 你 中間 有 輕慢 父母 的 . 有 欺壓寄居 的 . 有 虧負 孤兒寡婦的
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.(104:25) Возбудил в сердце их ненависть против народа Его и ухищрение против рабов Его.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Acestora le -a schimbat inima, pînă acolo că au urît pe poporul Lui, şi s'au purtat mişeleşte cu robii Săi.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Cambió el corazón de éstos, para que aborreciesen a su pueblo, para que contra sus siervos actuaran con engaño
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Daardoor maakte Hij dat de tegenstanders het volk gingen haten en hen met list tegemoet traden.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.de vilkas hjärtan han vände till att hata hans folk, till att lägga onda råd mot hans tjänare.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Ðoạn Ngài đổi lòng người Ê-díp-tô đặng chúng nó ghét dân sự Ngài, Lập mưu hại các tôi tớ Ngài.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Ðoạn_Ngài đổi lòng người Ê - díp-tô đặng chúng_nó ghét dân_sự Ngài , Lập mưu_hại các tôi_tớ Ngài .
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Er verkehrte jener Herz, daß sie seinem Volk gram wurden und dachten, seine Knechte mit List zu dämpfen.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Hän käänsi näitten sydämen vihaamaan hänen kansaansa, kavalasti kohtelemaan hänen palvelijoitaan.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Han vendte deres hjerte til å hate hans folk, til å gå frem med svik mot hans tjenere.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.han vendte deres Sind til Had mod sit Folk og til Træskhed imod sine Tjenere.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Ia mengubah hati orang Mesir sehingga membenci umat-Nya dan memperlakukan hamba-hamba-Nya dengan curang
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.Il changea leur coeur, au point qu`ils haïrent son peuple Et qu`ils traitèrent ses serviteurs avec perfidie.
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.또 저희 마음을 변하여 그 백성을 미워하게 하시며 그 종들에게 교활히 행하게 하셨도다