davranıyorlar ile cümle

davranıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Onlar karı kocaymış gibi davranıyorlar.They pretend to be man and wife.
İnsanlar bana bugün farklı davranıyorlar gibi görünüyor.People seem to be treating me differently today.
Çalışanlarına iyi davranıyorlar.They treat their employees well.
Onlar çok iyimser davranıyorlardı.They were being very optimistic.
Onlar saldırgan davranıyorlardı.They were being aggressive.
Onlar ayrımcı davranıyorlar.They're discriminated against.
Roma Katolikleri ve protestanlar bir diğerine kötü davranıyorlardı.The Roman Catholics and the Protestants persecuted each other.
Bu alette Siftable'lar ses kaynağı, klavye, bas ve davul gibi davranıyorlar.like lead, bass and drums.
İnsanlar bazen birbirlerine çok kötü davranıyorlar.- No!
Burada halka çöplük gibi davranıyorlarThe people here were treated like garbage.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Girl 9: My friend Justine kinda took my friend Kelly, and now they're being mean to me.
İnsanlar hep başkalarına mantıksız gelen şekillerde davranıyorlar.They play musical instruments on weekends?
Ve bu nedenle böyle davranıyorlar.And so this is what they do.
Filmlerdeki starlar nasıl öyle havalı davranıyorlar sence?Why do stars in films and TV act and speak so cool?
Ve bu transistörler beyinde iyon kanalları nasıl davranıyorsa öyle davranıyorlar.And these transistors are behaving essentially just like ion channels behave in the brain.
İnsanlarla aramıza görünmez bir perde inmişti ve beni artık görmüyor gibi davranıyorlardı.It was as if they couldn't see me anymore, as if an invisibility cloak had descended.
Çünkü onlar bundan önce güzel davranıyorlardı.They were surely the virtuous before this.
Rab'lerinin kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranıyorlardı.Accepting the rewards given by their Lord; they were indeed virtuous before this.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.They were nice to me, friendly and polite, but they didn’t approve my marriage.
Tahminciler bir alanda -- o da istihdam -- tahminlerinde daha muhafazakar davranıyorlar.With regard to one area -- job creation -- authorities have been conservative in their forecasts.
Hayranlar, bir nevi maNga-manya yaşayan müritler gibi davranıyorlar.The fans are believers, cultivating something close to maNga-mania.
Bize bir Amerikan birliğiymişiz gibi davranıyorlar!They are treating us as though we are a US unit!
İnsanlar bana bugün farklı davranıyorlar gibi görünüyor.Die Leute scheinen mich heute irgendwie anders zu behandeln.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.Damit tust Du ihm Unrecht.
Daha çocuk yaşta oluşum ve boyumun da kısa olması sebebiyle böyle davranıyorlardı.Jung war ich lang genug. … jetzt schau ich mir mal zu beim Älterwerden.
Tuhaf davranıyorlar.Ils se comportaient bizarrement.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.С ней жестоко поступили.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.Apesar disso, eles o maltrataram.
İnsanlar bana bugün farklı davranıyorlar gibi görünüyor.Mensen lijken me anders te behandelen vandaag.
Daha çocuk yaşta oluşum ve boyumun da kısa olması sebebiyle böyle davranıyorlardı.Talán ezért is ragaszkodtam már legkisebb koromban nagyapámhoz.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.Karenanya, ia memperlakukan mereka secara kejam.
Daha çocuk yaşta oluşum ve boyumun da kısa olması sebebiyle böyle davranıyorlardı.אני מכיר אותו מאז ששיחקנו יחד, אז הוא היה מאוד צעיר.
Bu nedenle ona kötü davranıyorlardı.Grdo je ravnala z njim.
Yani bir başka deyişle bu parçacıklar küçük birer mıknatıs gibi davranıyorlardı.Kuna taolised materjalid esinesid väikeste tükkidena, siis olid ka nikerdused miniatuursed.
5. Vatandaşlar, otorite karşısında itaatkar davranıyorlar.5. Die Bürger sind auf Gehorsam konditioniert.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.9ο κορίτσι: Η φίλη μου η Τζαστίν κάπως μου πήρε τη φίλη μου την Κέλυ, και τώρα είναι κι οι δυο κακές μαζί μου.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.A barátom Justine elcsaklizta tőlem Kelly-t és mostanában kezdenek együtt nagyon undokok lenni velem.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Bạn Justin của em đã chiếm bạn Kelly, và họ trở nên ích kỉ với em.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.친구 저스틴이 제 친구 켈리를 빼앗아 갔어요. 이젠 둘 다 저한테 못되게 굴어요.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.La mia amica Justine mi ha quasi rubato la mia amica Kelly, e ora sono state cattive con me.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Ma copine Justine m'a chipé ma copine Kelly, et maintenant elles sont méchantes avec moi.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Meine Freundin Justine hat mir irgendwie meine Freundin Kelly weggenommen, und jetzt sind sie gemein zu mir.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Mi amiga Justine se juntó con mi amiga Kelly, y ahora están siendo malas conmigo.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Mijn vriendin Justine heeft mijn vriendin Kelly zowat afgenomen, en nu zijn ze gemeen tegen mij.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Min kompis Justine snodde min vän Kelly, och nu är de elaka.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Moja przyjaciółka Justine odbiła mi inną przyjaciółkę, Kelly, i teraz obie są dla mnie niemiłe.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Moje přítelkyně Justine mi vzala moji přítelkyni Kelly a teď pro mě hodně znamenají.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Prietena mea Justine mi-a cam furat-o pe prietena mea Kelly, şi acum sunt cam răutăcioase cu mine
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Temanku Justine mengambil temanku Kelly, dan sekarang mereka jahat padaku.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Одна моя подруга Жюстин сдружилась с моей другой подругой Келли, и теперь они ко мне плохо относятся.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.Приятелката ми Джъстин някак отне приятелката ми Кели и сега се държат лошо с мен.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.חברה שלי ג'אסטין כאילו גנבה את החבר שלי קאלי, ועכשיו הם מתנהגים כלפי בנבזיות.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.صديقتي جستين نوعاً ما أخذت صديقتي كيلي، وأصبحو الأن وسيلة بالنسبة لي.
Arkadaşım Justine, arkadaşım olan Kelly'i aldı gibi ve şimdi bana karşı kötü davranıyorlar.友達のケリーを取ちゃって、二人で私に意地悪してるの。 兄弟がいると時々うっとおしくなるわ。
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Eran amables conmigo, amistosos y educados, pero no aprobaron mi matrimonio.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Ils étaient aimables avec moi, amicaux et polis, mais ils n'approuvaient pas mon mariage.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Ludzie byli dla mnie mili i przyjaźni, ale nie popierali mojego małżeństwa.
Bana kibarca ve nazik davranıyorlardı, ama evliliğimi onaylamadılar.Μου φέρθηκαν καλά, ήταν φιλικοί και ευγενικοί, αλλά δεν ενέκριναν το γάμο μου.
Bir koloni şeklinde davranıyorlar, hepsi birbiriyle ilişki halinde.그것들은 무리의 행동양상 즉 ,서로 관계를 가지는 것 말이죠
Bir koloni şeklinde davranıyorlar, hepsi birbiriyle ilişki halinde.Sie verhalten sich wie ein Schwarm, indem sie aufeinander reagieren, einem Insektenschwarm nachempfunden.

İlgili Sayfalar