davasına ile cümle
davasına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
O cinayet davasına karışmış gibi görünüyor.She seems to be involved in that murder case.
Londra'da doğmak onun davasına yardım etmedi.Being born in London did not help his case.
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.Together they investigated Zucco and collected the evidence needed to bring him to justice.
O da Polonya davasına adanmış Fransa'da Polonia komitelerinde aktif bir üyesi oldu.She was also an active member in committees of Polonia in France dedicated to the Polish cause.
Böylesi bir durum birçok kan davasına yol açıyordu.As such, many of her attacks use blood.
Konuşması Filistin davasına uluslararası alanda sempati kazandırdı.His speech increased international sympathy for the Palestinian cause.
Stockholm'daki dosya paylaşım davasına ilgi büyük.The interest for the file-sharing trial in Stockholm is massive.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.The judge in the Pirate Bay trial is accused of bias.
Pirate Bay davasına bakan yargıç-The judge in the Pirate Bay trial-
Pirate Bay davasına bakan temyiz mahkemesinin duruşması bugün başladı.The trial in the Court of Appeal against the Pirate Bay began today.
Bana karşı yücelik davasına girişmeyin ve teslim olarak gelin bana.Do not rise against me, but come to me in submission.'
Uluslararsı organizasyonlar bu hafta başında Pınar Selek'in davasına dikkat çekmeye çalışıyorlardı.International organizations were trying to draw attention to Pınar Selek's trial earlier this week.
Bu bağlamda Ramlet El Bayda davasına bakmalıyız.It is in this context that we should see the case of Ramlet El Bayda.
Ancak İvanovski, davasına Strazburg'daki İnsan Hakları Mahkemesi'nde itiraz edeceğini duyurdu.Ivanovski, however, announced he will appeal his case at the Human Rights Court in Strasbourg.
Radoslav dikkatleri sürmekte olan UAD davasına çekiyor.Radoslav directs attention to the ongoing ICJ case.
Yokluğunda, belli rahipler açıkça kan davasına tutuştular.In his absence, certain bishops have even feuded in public.
SE Times: ELA teröristlerinin davasına ilişkin bir yorumunuz var mı?SE Times: Any comment on the trial of the ELA terrorists?
Karadağ'da Görülen Fuhuş Davasına Eleştiri YağıyorCriticism Mounts Over Montenegro's Handling of Sex Trafficking Case
Gotovina, Cermak ve Markac davasına Lahey'de başlama tarihi verildiGotovina, Cermak and Markac case gets a starting date in The Hague
Cinciç Cinayeti Davasına Belgrad'da Devam EdildiDjindjic Murder Trial Resumes in Belgrade
Vranješević, Banja Luka kadınlarını Partizan davasına alma konusunda başarılı oldu.[1]Vranješević was successful in recruiting Banja Luka women to the Partisan cause.[1]
Ives, United Farmers Başbakanı John Brownlee'nin skandallı baştan çıkarma davasına başkanlık etti.Ives presided over the scandalous seduction trial of United Farmers Premier John Brownlee.
Zerzan, Unabomber davasına katıldı ve duruşmalar sırasında sık sık Kaczynski ile konuştu.Zerzan sat through the Unabomber trial and often conversed with Kaczynski during the proceedings.
Sepultura'dan ayrılması, Cavalera kardeşler arasında 10 yıllık bir kan davasına neden oldu.His departure from Sepultura caused a 10-year feud between the Cavalera brothers.
Başyargıç olarak Rehnquist, Başkan Bill Clinton'ın görevden alınması davasına başkanlık etti.As Chief Justice, Rehnquist presided over the impeachment trial of President Bill Clinton.
Kapadokyalı Babalar, yarı Ariusçuları Ortodoks davasına geri döndürmek için çalıştılar.The Cappadocians worked to bring these semi-Arians back to the orthodox cause.
Chambers'ın davasına yanıt olarak iki cevap layihası sunuldu.In response to Chambers' case, two responses were filed.
Bununla militan püritanizmin parlamento davasına katkısı sağlanmış oldu.También se hizo famoso por el empleo del filibusterismo parlamentario.
Konuşması Filistin davasına uluslararası alanda sempati kazandırdı.Entregaron sus discursos epidícticos en el Senado.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.Оборону форта возглавил командир Кракра, который оставался верным болгарскому царю.
Dedektifin çevresiyle olan ilgi ve ilişkisi, davasına olan temaslarıyla orantılı görünür.У шерифа и частного детектива возникают подозрения относительно её дела.
Bununla militan püritanizmin parlamento davasına katkısı sağlanmış oldu.Манифест стал поводом к уголовному преследованию депутатов Петербургского Совета.
O da Polonya davasına adanmış Fransa'da Polonia komitelerinde aktif bir üyesi oldu.كما كانت أيضًا عضوًا نشطًا في لجان البولنديين في فرنسا المكرسة للقضية البولندية.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.A defesa era encabeçada pelo hábil comandante Cracra, que permaneceu leal à causa búlgara.
Londra'da doğmak onun davasına yardım etmedi.In Londen kwam zij echter niet in actie.
Böylesi bir durum birçok kan davasına yol açıyordu.Astfel, acest sistem ducea adesea la numeroase acte sângeroase.
Tutuklanmasına karar verilen işçiler toplu halde Devrimci Yol davasına dahil edildi.A fogságba vetett gyanúsakat azután a Forradalmi Törvényszék elé állították.
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.Sen jälkeen hän menee Zackin luo ja pyytää tapauksen todisteita.
Öteki Tarih (2) Mondoros'tan İzmir Suikastı Davasına.Ensimmäinen: Kahden murhan tekiästä Herman Ruokosesta.
Konuşması Filistin davasına uluslararası alanda sempati kazandırdı.Talen skaffet ham internasjonal sympati for sin palestinske kampsak.
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.Cùng nhau họ đã điều tra Zucco và thu thập bằng chứng cần thiết để đưa hắn ra trước công lý.
Londra'da doğmak onun davasına yardım etmedi.独身のままコペンハーゲンで没した。
Sonrasında beraber Zucco davasına bakarlar ve adalete teslim etmek için gerekli delilleri toplarlar.יחדיו הם חקרו אודות זוקו ואספו מספיק ראיות כדי להביאו לצדק.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.Obrambo trdnjave je vodil sposoben poveljnik Krakra, ki je ostal zvest bolgarski stvari.
Tutuklanmasına karar verilen işçiler toplu halde Devrimci Yol davasına dahil edildi.Ljudem, ki so bili vpleteni v revolucionarnih skupinah, je bilo sojeno.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.1 settimana dopo Il giudice del processo di Pirate Bay e' stato accusato di faziosita'.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Acusan al juez del juicio contra The Pirate Bay por ser parcial.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.A Pirate Bay ügy bíróját összeférhetetlenséggel vádolják.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dem Richter im Pirate Bay Prozess wird ein Interessenkonflikt vorgeworfen.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dem Richter im Pirate-Bay-Prozess wird ein Interessenkonflikt vorgeworfen.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.De rechter in de the Pirate Bay rechtszaak is beschuldigd van vooringenomenheid.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.De rechter in de The Pirate Bay rechtszaak is beschuldigd van vooringenomenheid.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Domaren i målet anklagas för jäv.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dommeren i Pirate Bay sagen bliver anklaget for at være inhabil.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Hakim di persidangan Pirate Bay berat sebelah dalam memberi dakwaan.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Judecătorul din cazul TPB este acuzat a fi părtinitor.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Le juge du procès de The Pirate Bay est accusé de partialité.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Sędzia został oskarżony o stronniczość.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Soudce v případu Pirate Bay je obviněný z předpojatosti.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Thẩm phán xét xử Pirate Bay bị cáo buộc thiên vị.
İlgili Sayfalar