Bu vaka, Avustralya'da DNA profillemesi ile çözülen ilk cinayet davası olmuştur.זהו הרצח הראשון שנידון במשפט הרציחות של איליין.
Sonuçta oluşturulan incelem komitesi Lilburne davasını haksız bulur.הוועדה קבעה כי אינה יכולה לקבוע ממצא מדויק באשר לאשמתו של לבון.
Hatzfeld davası sıradan bir dava değildi.האוסטרקיזם לא היה הליך משפטי.
Herkes birleşip İtalya birliği davasını destekleyeceklerine dair bir yemin ederler.הנוכחים מתאחדים בשבועה להגן על איטליה.
İlk davası, The Arcadian'ın yıkılmasını önlemektir.החוק הראשון אסר על אורזים לפגוע בהליך האריזה.
Savaştan sonra bu suçları işleyen doktorlar, Doktorlar davası olarak bilinen duruşmada yargılandılar.След войната е обвиняем в съдебния процес на лекарите.
Örtülü Ödenek Davası: Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmekten yargılandı.Отпада обвинението, че е злоупотребил с народни пари.
Başarısız darbe girişimi sanıklarının davası 1924 yılının şubatında başlamıştır.Повод за окончателното разцепление на партията става инцидент в края на 1902 година.
Torstar Corp. Davası (2009).Разрешаващите проблеми (The Problem Solverz) (2011 г.)
Fidel Castro kendi savunmasını kendisi üstlenir ve onun davası diğerlerinden ayrılır.Цицерон поема защитата му и Цезар се отказва от процес.
Sen hiç bir mahkeme davasında bir tanık olarak hizmet verdin mi?Служил ли си някога като свидетел в съдебно дело?
Mahallede kan davası yüzünden birçok insan ölmüş.Razlog tome je što je mnogo ljudi poginulo u okolnim područjima.
Sansasyona neden olan şey, çocukların velayet davasıydı.Razlogom svađe ovaj put bila je budućnost djece.
Bu şarkı aynı zamanda Napster Davası'nın da baş nedenlerinden biridir.Ta pjesma je ujedno jedan od najvećih hitova Natalije Oreiro.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Kao odgovor na Naderovo protivljenje selidbi, Simin na sudu traži rastavu braka.
Fakat Denise Richards 2. çocuğuna hamile iken eşine boşanma davası açmıştı.Njezin suprug Dennis Quaid zbog preljuba je zatražio razvod.
Doktorlar davası (resmi olarak Amerika Birleşik Devletleri v.Norimberský lekársky proces (Doctors´ Trial, oficiálne United States of America v.
Bu arada kendisine karşı bir cinsel taciz davası açılır.Tam ho jedna žena obviní zo sexuálneho obťažovania.
Sivas Davası.Bolonský proces.
Kaza kurşunu Güllü'nün bir akrabasına isabet eder ve böylece kan davası başlar.Pri operácii však príde ku krvácaniu do brušnej dutiny a tak dochádza k cisárskemu rezu.
6-7 Eylül Olayları davası sonuçlandı.Situácia vyvrcholila v noci zo 6. na 7. septembra.
Sanki aramızda yıllardır süren bir kan davası varmış gibi.Sledilo je več let krvavih sojenj.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.Obrambo trdnjave je vodil sposoben poveljnik Krakra, ki je ostal zvest bolgarski stvari.
Tutuklanmasına karar verilen işçiler toplu halde Devrimci Yol davasına dahil edildi.Ljudem, ki so bili vpleteni v revolucionarnih skupinah, je bilo sojeno.
"Perinçek davası temyizde"."Salinger vložil tožbo".
Mahallede kan davası yüzünden birçok insan ölmüş.Mnogi mladi fantje so umrli zaradi vodnih vrtincev.
Napster davasında kaybetti.Apple je na sodišču izgubil.
Napster davasında kaybetti.Dirbo teismo antstoliu.
Bettencourt Davası'na adına karışmış.Įtraukta į M. Valančiaus organizacijos bylą.
Torstar Corp. Davası (2009).Blackthorn Asylum (2009 m.)
Mahkemelerde herkes kendi davasını savunurdu.Miestiečiai nusprendė ginti savo teises teisme.
Dava, Amerikan tarihinin en medyatik ceza davası olarak kabul edilmektedir.Tegemist on Ameerika Ühendriikide ajaloo suurima kriminaalõiguse alusel määratud trahviga.
Devrik kral I. Charles'ın davasını yürütmüştür.Pikk parlament katkestas läbirääkimised kuningas Charles I-ga.
Bettencourt Davası'na adına karışmış.Ka Eestis on BitTorrentiga seotud kohtuprotsesse olnud.
Dev-Sol davasından idam istemiyle yargılandı.Tema üle mõistis kohut Tallinna-Haapsalu rahukogu.
RuSHA davasıRoswelli juhtum
Evren'in ölümünün ardından Yargıtay süreci devam eden kamu davası düşmüş oldu.Pärast tema surma samal aastal sattus krahvkonna pärimine vaidluse alla.
Herta Oberheuser, Nürnberg mahkemeleri'nde Doktorlar davasında yargılanan tek kadın sanıktı.Nürnbergi arstide protsessil süüdistati Oberheuserit ainsa naisena inimsusvastastes kuritegudes.
Mahallede kan davası yüzünden birçok insan ölmüş.Paljud hukkunud surid vingugaasimürgistuse tõttu.
"Tanıma Tenfiz Davası"."Foneetika uurimisest Tartus".
20 Haziran 1978 günü Mahmut ve eşine karşı pasaport rejimine muhalefetten yeni bir ceza davası açıldı.21. mail 1975 algas tema ja teiste Punaarmee Fraktsiooni liikmete vastu uus kohtuprotsess.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.1 settimana dopo Il giudice del processo di Pirate Bay e' stato accusato di faziosita'.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Acusan al juez del juicio contra The Pirate Bay por ser parcial.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.A Pirate Bay ügy bíróját összeférhetetlenséggel vádolják.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dem Richter im Pirate Bay Prozess wird ein Interessenkonflikt vorgeworfen.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dem Richter im Pirate-Bay-Prozess wird ein Interessenkonflikt vorgeworfen.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.De rechter in de the Pirate Bay rechtszaak is beschuldigd van vooringenomenheid.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.De rechter in de The Pirate Bay rechtszaak is beschuldigd van vooringenomenheid.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Domaren i målet anklagas för jäv.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Dommeren i Pirate Bay sagen bliver anklaget for at være inhabil.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Hakim di persidangan Pirate Bay berat sebelah dalam memberi dakwaan.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Judecătorul din cazul TPB este acuzat a fi părtinitor.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Le juge du procès de The Pirate Bay est accusé de partialité.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Sędzia został oskarżony o stronniczość.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Soudce v případu Pirate Bay je obviněný z předpojatosti.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Thẩm phán xét xử Pirate Bay bị cáo buộc thiên vị.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Thẩm phán xét xử TPB bị cáo buộc thiên vị.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.The Pirate Bay -oikeudenkäynnin tuomaria on moitittu puolueellisuudesta.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.TPB 재판의 담당판사는 판결에 있어 편향되었다는 의혹을 받고 있습니다.
(1 hafta sonra) Pirate Bay davasına bakan hakim tarafgirlikle suçlanıyor.Судья в суде Pirate Bay обвиняют в предвзятости.