Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Mai bine un prînz de verdeţuri, şi dragoste, de cît un bou îngrăşat, şi ură. -
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Mejor es una comida de verduras donde hay amor que de buey engordado donde hay odio
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Melhor é um prato de hortaliça, onde há amor, do que o boi gordo, e com ele o ódio.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Mieux vaut de l`herbe pour nourriture, là où règne l`amour, Qu`un boeuf engraissé, si la haine est là.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Parempi vihannesruoka rakkaudessa kuin syöttöhärkä vihassa.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Thà một món rau mà thương yêu nhau, Còn hơn ăn bò mập béo với sự ganh ghét cặp theo.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Thà một món rau mà thương_yêu nhau , Còn hơn ăn bò mập béo với sự ganh_ghét cặp theo .
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Un piatto di verdura con l'amore è meglio di un bue grasso con l'odio
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Καλητερον ξενισμος λαχανων μετα αγαπης, παρα μοσχος σιτευτος μετα μισους.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.Лучше блюдо зелени, и при нем любовь, нежели откормленный бык, и при нем ненависть.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.По-добра е гощавката от зеле с любов, Нежели хранено говедо с омраза.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.טוב ארחת ירק ואהבה שם משור אבוס ושנאה בו׃
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.اكلة من البقول حيث تكون المحبة خير من ثور معلوف ومعه بغضة.
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.喫 素 菜 、 彼 此 相 愛 、 強 如 喫 肥 牛 、 彼 此 相 恨
Sevgi dolu bir ortamdaki sebze yemeği, Nefret dolu bir ortamdaki besili danadan yeğdir.喫素菜 、 彼此 相愛 、 強如喫 肥牛 、 彼此 相恨
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Bà biết là khi đó chỉ có 1 việc duy nhất để làm thôi, và đó chính là, theo lời bà, "chạy như chết."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Ela sabia que só tinha uma coisa a fazer nessa altura, e isso era, nas suas palavras, "correr como tudo".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Elle savait qu'il ne lui restait qu'une chose à faire, selon ses propres termes "courir comme une folle".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hän tiesi, että siinä vaiheessa oli vain yksi asia tehtävissä, ja se oli, hänen sanoin, "juosta kuin hullu".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hanya ada satu hal yang dapat dilakukannya saat itu, yaitu, "berlari seperti dikejar setan."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hon visste att det var bara en sak att göra- -att springa som bara den.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".In acel moment stia ca are un singur lucru de facut, si anume, citez, "sa alerge ca apucata".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".그러면 그녀는 그순간 하던 일을 모두 떨구고 그녀의 말마따나 죽자고 뛰어서
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Sapeva di avere una sola cosa da fare a quel punto ed era di, parole sue, "correre come una matta."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Tudta, hogy csak egyet tehet abban a pillanatban ez pedig, ahogy ő mondta: "őrülten rohanni ".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Věděla, že má v tu chvíli udělat jednu jedinou věc, a to bylo, dle jejích slov, "běžet jako ďábel."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Vtedy vedela, že je iba jedna vec, ktorú musí urobiť, a to, poviem to jej slovami, "utekať ako o život."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Wiedziała, że w takiej chwili może zrobić tylko jedną rzecz, czyli biec najszybciej, jak się da.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Ήξερε ότι ένα μόνο πράμα μπορούσε να κάνει εκείνη τη στιγμή, 'να τρέξει σαν τρελή', όπως είπε.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Вона знала, що єдине, що їй залишалось зробити в цей момент, як вона саме це каже: "бігти, немов божевільна".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".И она в точности знала, что надо делать. Её словами: "бежать сломя голову".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".היא ידעה שבאותו רגע היא יכולה לעשות רק דבר אחד, והדבר הזה היה, במלים שלה, "לברוח בטירוף."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".وهي تعلم أنه ينبغي عليها فعل شئ واحد في تلك الحالة، وكان ذلك، بكلماتها، " الجري بأقصى سرعة."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış"."がむしゃらに走る" こと がむしゃらに家へ走り-
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.Ani skrze krev kozlů a telat, ale skrze svou vlastní krev, všel jednou do svatyně, věčné vykoupení nalezl.
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.염소와 송아지의 피로 아니하고 오직 자기 피로 영원한 속죄를 이루사 단번에 성소에 들어가셨느니라
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.анї з кровю козлиною, ні телячою, а своєю кровю, увійшов раз у сьвятиню, знайшовши вічне відкупленнє.
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.и не с кровью козлов и тельцов, но со Своею Кровию, однажды вошел во святилище и приобрел вечное искупление.
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.При това, Той по същия начин поръси с кръвта и скинията и всичките служебни съдове.
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.גם לא בא בדם שעירים ועגלים אלא בדם נפשו בא בפעם אחת אל הקדש פנימה וימצא גאלת עולם׃
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.وليس بدم تيوس وعجول بل بدم نفسه دخل مرة واحدة الى الاقداس فوجد فداء ابديا.
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.並 且 不 用 山 羊 和 牛 犢 的 血 、 乃 用 自 己 的 血 、 只 一 次 進 入 聖 所 、 成 了 永 遠 贖 罪 的 事
Tekelerle danaların kanıyla değil, sonsuz kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi.並且 不 用 山羊 和 牛犢 的 血 、 乃 用 自己 的 血 、 只 一 次 進入 聖所 、 成了 永遠贖 罪 的 事
Yayınlayan: PRIDubai'de bile olsa Dana hayalinin peşinden gidiyor ve yalnız da değil.Publicado con autorización de PRI. Pero en Dubai, Dana está persiguiendo su sueño— y no es la única.
Yayınlayan: PRIDubai'de bile olsa Dana hayalinin peşinden gidiyor ve yalnız da değil.Published cu permisiunea PRI.
Yayınlayan: PRIDubai'de bile olsa Dana hayalinin peşinden gidiyor ve yalnız da değil.Veröffentlicht mit der Genehmigung von PRI Aber in Dubai folgt Dana ihrem Traum und sie ist nicht die einzige.
Yayınlayan: PRIDubai'de bile olsa Dana hayalinin peşinden gidiyor ve yalnız da değil.А в Дубае она может осуществить свою мечту - и не только она.