dakikalık ile cümle
dakikalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Alarmı saatlik/ dakikalık aralıklarla tekrarla@ info: whatsthisחזרה על התזכורת לעד@ info: whatsthis
Alarmı saatlik/ dakikalık aralıklarla tekrarla@ info: whatsthisكرَر التنبيه على فترات كل ساعة أو كل دقيقة
Alarmı saatlik/ dakikalık aralıklarla tekrarla@ info: whatsthisアラームを時間/分単位の間隔で繰り返します。@info:whatsthis
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.하지만 말그대로 8분간 그가 이야기를 하였고 그 이야기에 관한 약 50개의 트윗이 벌써 올라왔습니다.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Aber, in den acht Minuten während seines Vortrages, erschienen über fünfzig Tweets darüber.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Ale, doslova počas tých ôsmich minút, kým rozprával, prišlo približne päťdesiat reakcií na prejav.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Ale opravdu, za těch 8 minut, co tu mluvil, zde máme kolem 50 tweetů, které už reagují na tento přednes.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.De szó szerint az alatt a nyolc perc alatt, amíg beszélt, nagyjából ötven üzenet érkezett az előadásról.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Namun, dalam delapan menit presentasinya, ada 50 pesan masuk di Twitter tentang presentasi ini.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Nhưng trong 8 phút anh đang diễn thuyết, có khoảng 50 bài cập nhập nói về buổi diễn thuyết.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.W ciągu tych ośmiu minut wykładu Evana, było około 50 wiadomości na temat jego wystąpienia.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Πάντως σοβαρά, μέσα στα οχτώ λεπτά που μιλούσε ο Έβαν είχαμε πενήντα tweets σχετικά με την ομιλία.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Але, найцікавіше, що буквально за ті вісім хвилин доповіді було відправлено близько п'ятдесяти повідомлень.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.Но, самое интересное, что буквально за те восемь минут доклада были отправлены около пятидесяти сообщений.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.אבל, בעצם במהלך 8 דקות שהוא הרצה, יש בערך 50 עדכונים שהתקבלו תוך כדי ההרצאה.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.ولكن، حقيقة خلال الثماني دقائق لحديثه كان هناك حوالي 50 تحديث لتويتر.
Ama, buradaki sekiz dakikalık konuşmasında, konuşma hakkında gelen 50 civarı tweet var.講演に関して既に50くらい投稿がされています。 だから様々な観点の反応を見られるのです。
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.원래 10분 짜리 강의를 만들려고 했는데 20분짜리가 되버렸네요
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.Došlo mi, že dělám dvaceti minutová videa, i když jsem původě chtěl dělat pouze deseti minutová.
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.Eu percebo e tento fazer videos de 20 minutos este é meu objetivo e realemte faze-los em 10 minutos alguns
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.Ştiu că videourile mele au cam 20 de minute deşi îmi doream să aibe fiecare 10 minute.
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.Zdaję sobie sprawę, że robię filmiki 20 minutowe, chociaż zamierzałem robić 10 minutowe.
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.Обдумайте дану тему. Розумію, що це занадто довге відео.
Amacım on dakikalık videolar yapmakken yirmi dakikaya çıkmaya başladığımı farkettim.הוא כבר הגיע ל20 דקות והמטרה היא לעשות סרטונים של 10 דקות.
Ancak benim bunu yapmam bana ölümsüzlük kazandırmaz, yalnızca 15 dakikalık bir şöhret kazandırır.마치 의도적으로 허풍스러운 승격을 통해서였다."라는 문장으로요. 그러나 슬프게도, 이 기록은 15분 동안만 유명해 질겁니다. 왜냐면 여러분은 이제
Ancak benim bunu yapmam bana ölümsüzlük kazandırmaz, yalnızca 15 dakikalık bir şöhret kazandırır.Mais malheureusement, cela ne serait pas l'immortalité
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.각 6분에 걸친 3가지 예를 이 강의동안 설명 하겠습니다.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.De hecho, en esta charla les voy a dar tres ejemplos de seis minutos cada uno.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Durante questo talk vi mostrerò tre esempi, sei minuti ciascuno.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.En fait, je vais vous donner trois exemples de six minutes chaque durant cette conférence.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Faktiskt kommer jag ge er tre exempel, sex minuter vardera, under den här föreläsningen.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Ich werde Ihnen drei Beispiele während dieses Vortrags geben -- 6 Minuten pro Beispiel.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Itse asiassa puheessani on kolme kuuden minuutin esimerkkiä.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Mégpedig három példát, példánként hat percben. Ez lesz a téma.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Vă dau 3 exemple, de 6 minute fiecare.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Vlastně vám během prezentace ukážu tři příklady, šest minut každý.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Voor ieder voorbeeld trek ik zes minuten uit.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.V podstate vám počas tejto prednášky ukážem tri príklady, každý po šesť minút.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Zaprezentuję 3 przykłady, po 6 minut każdy.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Στην πραγματικότητα, σας δίνω τρία παραδείγματα, έξι λεπτών το καθένα, κατά τη διάρκεια αυτής της ομιλίας.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.А именно, я приведу вам три примера, по 6 минут на каждый, во время лекции.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.Всъщност давам ви три примера, всеки по шест минути за тази лекция.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.За час цієї промови я наведу вам три приклади, по шість хвилин кожен.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.למעשה, אני אתן לכם שלוש דוגמאות, כל אחת של שש דקות, במהלך השיחה הזאת.
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.في الحقيقة، سأعطيكم ثلاثة أمثلة، ستة دقائق لكل منها، خلال هذا الحديث
Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.最初はカプグラ症候群という注目すべき現象です
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.또한 전희는 진짜를 하기 5분 전에 하는 것이 아니라는 것을 압니다.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Capiscono anche che i preliminari non sono qualcosa che si fa cinque minuti prima di tutto il resto.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.De förstår också att förspel inte börjar fem minuter före.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.De forstår også, at forspil ikke er noget man begynder på fem minutter inden den rigtige ting.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Eles também entendem que os preliminares não é uma coisa que se faz 5 minutos antes da coisa a sério.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.He ymmärtävät myös, että esileikki ei ole jotain, mitä tehdään pari minuuttia ennen puuhailua.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Họ cũng hiểu rằng màn dạo đầu không phải là một cái gi đó bạn làm 5 phút trước khi "trò chơi bắt đầu"
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Mai înţeleg şi că preludiul nu e ceva ce faci cu cinci minute înainte de actul sexual.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Razumejo tudi, da predigra ni nekaj, kar počnemo pet minut pred pravo zadevo.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Rozumieją że gra wstępna nie zaczyna się na 5 minut przed seksem,
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Sie wissen ebenfalls, dass man das Vorspiel nicht 5 Minuten vor dem Akt macht.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Také chápou, že předehra není něco, co děláte pět minut než na to dojde.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.También entienden que la estimulación erótica no es algo que haces cinco minutos antes de la cosa real.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.Tisztában vannak azzal is, hogy az előjáték nem az, amit öt perccel az "igazi" dolog előtt csinál az ember.