Onun sadece yaklaşık üç dakika süreceğini düşünüyorum.I think that would only take about three minutes.
O yaklaşık üç dakika sürerdi.That would take about three minutes.
O yaklaşık üç dakika sürer.It'll only take three minutes.
O yaklaşık üç dakika sürmeli.That should take about thirty minutes.
O otuz dakikadan daha fazla sürmemeli.That shouldn't take more than thirty minutes.
O sadece birkaç dakika sürer.It'll only take a couple of minutes.
O sadece birkaç dakika sürmeli.It should only take a couple of minutes.
O sadece birkaç dakika daha sürer.It'll just take a few more minutes.
O sadece birkaç dakika daha sürmeli.It should only take a couple more minutes.
Beş dakika içinde geri gel.Come back in five minutes.
Tom beş dakika içinde burada olacak.Tom will be here in five minutes.
Beş dakika için valizime bakabilir misin?Could you keep an eye on my suitcase for a few minutes?
Beş dakika için valizime göz kulak olabilir misin?Could you keep an eye on my suitcase for a few minutes?
O birkaç dakikadan daha fazla sürmemeli.It shouldn't take more than a few minutes.
Sadece birkaç dakikamız var.We just have a few minutes.
O sadece birkaç dakikamı almalı.That should only take me a few minutes.
Bu birkaç dakika sürebilir.This might take a few minutes.
O birkaç dakika sürer.It'll take a few minutes.
Sadece birkaç dakikaya döneceğim.I'll just be a couple minutes.
Benim çocuk bakıcım son dakikada iptal etti.My babysitter canceled at the last minute.
Lütfen sadece bir dakika bekler misin?Will you please just wait a minute?
Bize bir dakika izin verir misiniz?Could you excuse us a minute?
Bana sadece bir dakika yardım edebilir misin?Could you just help me out for a minute?
Bana bir dakika izin verir misin?Will you excuse me for a minute?
Bir dakika içeri gelmek ister misin?Would you like to come inside for a minute?
Bir dakika için bir yere ayrılmaz mısınız?Would you stick around for a minute?
Seninle bir dakika konuşmama izin ver.Let me talk to you for a minute.
Bir dakika içinde seni tekrar arayayım.Let me call you back in a minute.
Bu yalnızca bir dakika alır.This will only take a minute.
Bu yalnızca bir dakika sürer.This will only take a minute.
Tom yaklaşık olarak Mary'den üç dakika sonra gitti.Tom left about three minutes after Mary.
Birkaç dakika geç kaldım.I'm a few minutes late.
Birkaç dakika geç kalacağım.I'll be a few minutes late.
Lütfen bana açıklamak için bir dakika verin.Please give me a minute to explain.
Tom otuz dakika önce ayrıldı.Tom left thirty minutes ago.
O bir dakika önce orada değildi.That wasn't there a minute ago.
10 dakika içinde uyuyacağım.I'm going to sleep in 10 minutes.
"On dakika içinde uyuyacağım." "Onu on dakika önce söyledin!""I'm going to sleep in 10 minutes." "You said that 10 minutes ago!"
Suyu kaynatmak sadece üç dakika sürer.It takes only three minutes for the water to boil.
Birkaç dakika içinde bir sınavım var, kesin başarısız olacağım.I've got an exam in a few minutes, and I'm going to fail for sure.
O yaklaşık yirmi dakika önce beni aradı ve yolda olduğunu söyledi.He called me about twenty minutes ago and said that he was on his way.
Beş dakika içinde gidiyoruz.We're leaving in five minutes.
Tom yaklaşık otuz dakika önce beni aradı ve yolda olduğunu söyledi.Tom called me about thirty minutes ago and said he was on his way.
Tom son otuz dakikadır bizi bekliyor.Tom has been waiting for us for the past thirty minutes.
Tom otuz dakika içinde dönecek.Tom will be back in thirty minutes.
Otuz dakikadan daha fazla beklemeyeceğim.I won't wait for more than thirty minutes.
Birkaç dakika için sessiz kalmanı istiyorum.I want you to stay quiet for a few minutes.
Tom beş dakika içinde burada olacağını söyledi.Tom said he'd be here in a few minutes.
Bir dakika beni dinleyebilir misin?Can you listen to me for a minute?
Tom bana otuz dakika geç kaldığımı söyledi.Tom told me that I was thirty minutes late.
O, üç dakikada 100 şınav çekti.He did 100 push-ups in three minutes.
Beş dakika içinde çıkmak zorundayız.We have to leave in five minutes.
O on dakika bekledi.He waited ten minutes.
Arkadaşlar, sizinle bir dakikalığına konuşabilir miyim ?Friends, can I talk with you for a minute?
Benim birkaç dakikam kaldı.I've some minutes left.
O sadece birkaç dakika uzaklıktadır.It is only a few minutes away.
15 dakikaya kadar.Up to 15 minutes.
O her şeyi son dakikaya bırakır.He leaves everything to the last minute.
"Şu anda meşgul müsün?" "Bir dakika, hemen geliyorum.""Are you busy right now?" "One moment, I am coming immediately."
Benim dairem istasyondan beş dakikalık yürüme mesafesinde bulunmaktadır.My apartment is located a five minute walk away from the station.