Saatin beş dakika geri.Your watch is five minutes slow.
Sadece 30 dakika boşa harcadık.We just wasted 30 minutes.
Tom 15 dakika içinde burada olacak.Tom will be here in fifteen minutes.
Tom beş dakika boyunca hareketsiz kalabilir misin?Tom, can you stay still for five minutes?
Bir dakika bekle, Tom. Burada neler oluyor?Hold on a minute, Tom. What is going on here?
Otuz dakikamız var.We've got thirty minutes.
Üç dakikadan daha az süremiz var.We've got less than three minutes.
Yaklaşık olarak sadece üç dakikamız var.We've only got about three minutes.
Otuz dakikadır burada oturmaktayız.We've been sitting here for thirty minutes.
Otuz dakika içinde ayrılıyoruz.We're leaving in thirty minutes.
Biz hâlâ otuz dakika uzaktayız.We're still thirty minutes away.
Otuz dakikadır tekrarlıyorlar.They've been chanting for thirty minutes.
Biz birkaç dakika içinde ayrılıyor olacağız.We'll be leaving in a few minutes.
Otuz dakika içinde geri arayacağız.We'll call back in thirty minutes.
Birkaç dakika içinde havalanacağız.We'll take off in a few minutes.
Otuz dakika daha bekleyeceğiz.We'll wait thirty more minutes.
Bir dakika içinde onunla ilgileneceğiz.We'll see about that in a minute.
Sadece bir dakika içinde öğreneceğiz.We'll find out in just a minute.
Kalan üç dakikamız var.We have three minutes remaining.
Bir buçuk dakikamız kaldı.We have a minute and a half left.
En az otuz dakika beklemeliyiz.We should wait at least thirty minutes.
Sadece birkaç dakikamız olabilir.We may only have a few minutes.
Sadece otuz dakikaya ihtiyacım var.We just need thirty minutes.
Sadece bir dakikaya ihtiyacımız var.We just need a minute.
Çok meşgul değilsen bana bir dakika yardım edebilir misin?If you're not too busy, could you help me for just a minute?
Bir dakika alabilir miyim?Can I have a moment?
Bir dakikanızı alabilir miyim?Can I have a minute?
Sadece bir dakika alabilir miyim?Can I just take a minute?
Beş dakika ayırabilir misin?Can you spare five minutes?
Bize bir dakika izin verebilir misin?Can you excuse us a minute?
Ben birkaç dakika için yatmak istiyorum.I'd like to lie down for a few minutes.
Lütfen bir dakika buraya gelebilir misin?Can you come here a minute, please?
Seni birkaç dakika görebilir miyim?Can I see you for a few minutes?
Bir dakika ofisimde konuşabilir miyiz?Can we talk in my office for a minute?
Sadece bir dakika için Tom'la konuşabilir miyim?Can I just talk to Tom for a minute?
Siz çocuklarla bir dakika konuşabilir miyim?Can I talk to you guys for a minute?
Bunun hakkında bir dakika konuşabilir miyiz?Can we talk about this for a minute?
Sadece bir dakika konuşamaz mıyız?Can we just not talk for a minute?
Sadece bir dakika konuşabilir miyim?Can I talk to for just a minute?
Bana bir dakika izin verebilir misiniz?Can you excuse me for a minute?
Onu bir dakika görebilir miyim?Can I see that for a minute?
Tom'un dakik olacağından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom will be punctual.
Dakik değildim.I wasn't punctual.
Sadece birkaç dakika yatacağım.I'm just going to lie down for a few minutes.
Yalnızca on beş dakikam var.I've only got fifteen minutes.
Sadece bir dakika yatmam gerekiyor.I just need to lie down for a minute.
Üç dakikan var.You've got three minutes.
Ben partinin her dakikasından keyif aldım.I enjoyed every minute of the party.
30 dakika içerisinde beni göreceksin.You'll see me in 30 minutes.
Tom dakikti.Tom was punctual.
"Onlar ne zaman terk etti?" "Onlar yirmi dakika önce terk etti.""When did they leave?" "They left twenty minutes ago."
On dakika içinde benimle kafeteryada buluşabilir misin?Can you meet me in the cafeteria in ten minutes?
Seninle bir dakika özel olarak konuşabilir miyim?Can I talk to you in private for a minute?
En azından bir dakika onun hakkında düşünebilir miyiz?Can we at least think about it for a minute?
Bir dakika bekle. Sanırım onlarla gitmen gerekir.Wait a minute… I think you should go with them.
Burada bir dakika bekle.Wait here a minute.
Bu anketi doldurman sadece birkaç dakika alır.It would only take a few minutes for you to fill out this questionnaire.
Tom birkaç dakika içinde hazır olacak.Tom will be ready in a few minutes.
Tom birkaç dakika içinde geri dönecek.Tom will be back in a few minutes.
Sadece birkaç dakika sürecekti.It would only take a few minutes.