daha ile cümle

daha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Şüphesiz o, daha sonra gelecek.No doubt he will come later.
O, müzikten çok daha fazla dans etmeyi seviyor.He likes dancing, much more music.
O, takımdaki herhangi bir oyuncudan daha iyidir.He is better than any other player in the team.
O daha az rahatsız edici olmaya çalıştı.He tried to be less obtrusive.
O, Tom'dan çok daha gençtir.He's much younger than Tom.
O çok gençtir. O, Tom'dan çok daha gençtir.He's very young. He's much younger than Tom.
Daha ileriye gidemeyecek kadar çok yorgundu.He was too tired to walk any farther.
O, Tom'dan daha kısadır.He's shorter than Tom.
O, Fransızcayı İngilizceden çok daha fazla bilir.He knows French, much more English.
İşi herkesten daha iyi yaptı.He did the work better than anyone else.
O, benim sahip olduğumdan çok daha fazla paraya sahiptir.He has much more money than I have.
O Bob'tan daha akıllı ve daha dikkatli.He is wiser and more careful than Bob.
O, daha önce babasıyla hiç tanışmamış gibi görünüyor.It seems like he had never met his father before.
O, Mary'den iki yıl daha yaşlı.He's two years older than Mary is.
Öğretmeninin kompozisyonlarınla ilgili yorumlarını bir kez daha okusan iyi olur.You had better read your teacher's comments on your compositions one more time.
Daha dönmedi mi?Has he returned yet?
O, ev ödevini daha önce bitirdi.He has already finished his homework.
Daha iyi bir maaş alabilmek için Fransızca öğreniyor.He's learning French so he can get a better salary.
Gelecekte daha iyi çalışmaya karar verdi.He resolved to do better work in the future.
Daha fazla para biriktirmek için sıkı çalıştı.He worked hard so as to save more money.
O, daha fazlası için elini uzattı.He held out his hand for more.
O daha iyi bir iş peşinde.He is after a better job.
O daha iyi bir iş arıyor.He is after a better job.
Daha iyi tedavi hakkına sahiptir.He is entitled to better treatment.
Daha çok çalışmazsa pozisyonunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.He is in danger of losing his position unless he works harder.
Daha iyi bir ücret talep etti.He demanded better pay.
O, daha fazla umutsuz kanıt arayışı içinde.He is in desperate search of further evidence.
Daha olgun görünmek için sakal uzattı.He grew a beard to look more mature.
Daha dikkatli olmalıydı.He should have been more careful.
Daha çok İngilizce çalışacağını söylüyor.He says that he will study English harder.
O, daha çok bilmek yeterince yaşlıdır.He is old enough to know better.
Daha mantıklı olması için ikna edildi.He was persuaded to be more sensible.
O daha iyi bir yaşam aramak üzere Brezilya'ya göç etti.He immigrated to Brazil in search of a better life.
Onun 100 dolardan daha fazla parası yok.He has no more than 100 dollars.
Onun 10,000 yenden daha fazla parası yok.He had no more than 10,000 yen.
O, daha önce İtalya'yı ziyaret etti.He visited Italy before.
O daha önce burada kaldı mı?Has he stayed here before?
O daha önce orada bulunmuştu.He had been there before.
O daha çok çalışmaya karar verdi.He decided to study harder.
Eskisinden çok daha fazla çalışıyor.He studies much harder than before.
Şimdi öncekinden daha iyidir.He is now better off than before.
Eskisinden biraz daha erken geldi.He came a little earlier than he used to.
O, öncekinden daha varlıklıdır.He is better off than before.
Daha önce zenginmiş gibi görünüyor.He seems to have been rich before.
O, bir ofis çalışanından daha fazlası değil.He is nothing more than a clerk.
Bir lokma yedi, ve sonra bir tane daha.He ate one bite, and then another.
O biraz matematik, daha az kimya bilir.He knows little of mathematics, still less of chemistry.
O, onura her şeyden daha çok değer verir.He values honor above anything else.
O herhangi birimizden daha iyi şarkı söyleyebilir.He can sing better than any of us.
O daha iyileşiyor.He is getting better.
Senin okulda yaptığından çok daha iyisini yapar.He does far better than you do at school.
Okula daha fazla çalışmadığı için pişman oluyor.He regrets not having worked harder at school.
Beklenebilenden daha fazlasını teklif etti.He offered more than could be expected.
O bir tatil yaptı ve onun için çok daha iyi görünüyor.He's had a holiday and looks all the better for it.
Kullanabileceğinden daha çok parası var.He has more money than he can use.
O zengin, dahası, o soylu.He is rich, what is more, he is well-bred.
O senden çok daha uzun.He's much taller than you.
O senden daha güçlüdür.He's stronger than you.
O sizden daha güçlüdür.He's stronger than you.
O, senden biraz daha uzundur.He's a little taller than you are.

İlgili Sayfalar