da ile cümle

da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Zavallı adam karısını bir daha asla görmeyecekti.The poor man was never to see his wife again.
Carlos dağa tırmandı.Carlos climbed the mountain.
Carlos adında bir adam o yaşlı adamı arayarak bir dağ köyüne geldi.A man named Carlos came to a mountain village looking for that old man.
Onlar Kaliforniya'da portakallar yetiştirirler.They grow oranges in California.
Lütfen kartları dağıt.Please deal the cards.
Keşke kendime daha iyi baksaydım.I wish I had taken better care of myself.
Törene epeyce insan davet edildi.Quite a few people were invited to the ceremony.
Kanada'da bir balayı çok paraya mal olur.A honeymoon in Canada costs a lot of money.
Kanada, Japonya'dan daha büyüktür.Canada is larger than Japan.
Kanada'nın alanı Amerika birleşik Devletleri'nkinden daha büyüktür.The area of Canada is greater than that of the United States.
Kanada'nın iklimi Japonya'nınkinden daha soğuktur.The climate of Canada is cooler than that of Japan.
Hiç Kanada'da bulundun mu?Have you ever been to Canada?
Kanada'da ağaç kesmenin yasa dışı olduğu bir sürü alan vardır.In Canada, there are many areas where it is illegal to log trees.
Kanada'da zeminde değil yatakta uyuyoruz.In Canada we sleep in a bed, not on the floor.
Onlar Kanada'da hangi dilleri konuşurlar?What languages do they speak in Canada?
Onlar Kanada'da İngilizce ve Fransızca konuşurlar.They speak English and French in Canada.
Kanada'da Fransızca konuşurlar mı?Do they speak French in Canada?
Kanada'da hem Fransızca hem de İngilizce konuşulur.Both French and English are spoken in Canada.
Kanada'da, 20 yaşına kadar içki içmenize izin verilmez.In Canada, you're not allowed to drink until you are 20.
Bir zamanlar Japonya'da altın gümüşten daha az değerliydi.Once gold was less valuable than silver in Japan.
Bir zamanlar Osaka'da yaşadım.Once I lived in Osaka.
Bir zamanlar Amerika'da birçok köle vardı.At one time there were many slaves in America.
Kazu'nun Japonya'da en iyi futbol oyuncusu olduğu söylenmektedir.It is said that Kazu is the best soccer player in Japan.
Lütfen kart dağıt.Please deal the card.
Keşke seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with you.
Bir arkadaşa davet edildim.I've been invited over to a friend's.
Annem onlarla dalga geçtiğim için beni azarladı.Mom scolded me for making fun of them.
Annem daha fazla sebze yemem gerektiğinde ısrar ediyor.Mother insists that I should eat more vegetables.
Annen muhtemelen sizin dağa tırmanışınıza itiraz edecektir.Your mother will probably object to your climbing the mountain.
Hastanedeki annen nedeniyle daha çok çalışmak zorunda kalacaksın.With your mother in the hospital, you'll have to work harder.
Yanıtın çok takdir ediliyor ve bizim daha etkili biçimde hazırlanmamıza olanak sağlayacak.Your response is greatly appreciated and will enable us to prepare more efficiently.
Biz sadece aç değiliz fakat aynı zamanda susuzluk da çekiyoruz.Not only were we hungry, but we were also suffering from thirst.
Kim daha iyi araba sürer, baban mı yoksa annen mi?Who drives better, your father or your mother?
Et ya da balık ister misiniz?Would you like meat or fish?
Biraz daha çay alır mısın?Will you have some more tea?
Biraz daha çay almaz mısınız?Won't you have some more tea?
Bana biraz daha çay verin.Give me some more tea.
Biraz daha çay ister misin?Would you like some more tea?
Bir bardak çay daha ister misin?Would you like another cup of tea?
Bir fincan daha çay ister misin?Would you care for another cup of tea?
Çay ya da kahve ister misiniz?Would you like tea or coffee?
Eğer demliğe biraz daha çay yaprakları koyarsan, çayın tadı daha iyi olacaktır.If you put more tea leaves into the pot, the tea will taste better.
Seni dava edeceğim.I will sue you.
(Senin) Davranışların ailemizin üzerine kara leke getirdi.Your behavior brought disgrace on our family.
Ben onu daha iyi yapabileceğini biliyorum.I know you can make it better.
Bir çocuk gibi davranırsan öyle davranılırsın.If you act like a child, you will be treated as such.
Bizi davet etmeniz büyük incelikti.It was kind of you to invite us.
Davetiniz için çok teşekkür ederim.Thank you very much for your invitation.
Lütfen bana çok kötü davranma.Don't be too hard on me, please.
Ayıracak birkaç dakikan var mı?Do you have a few minutes to spare?
Israr edersen, bir tane daha içeceğim.If you insist, I'll have another drink.
Keşke yanımda biraz daha param olsa.I wish I had more money with me.
Portakallar limonlardan daha tatlıdır.Oranges are sweeter than lemons.
Bay Brown, Oregon'dan bir arkadaş, bizi yarın ziyaret edecek.Mr. Brown, a friend from Oregon, will visit us tomorrow.
Bir zeytin dalı barışı sembolize eder.An olive branch symbolizes peace.
Onu daha önce bitirdin mi?Have you finished it already?
Sen salaksın, o da.You are stupid, and so is he.
Tavsiye edebileceğin mutfak ya da restoran türleri var mıdır?Are there any types of cuisine or restaurants that you could recommend?
Dayım bizim için yeni bir TV seti getirdi.My uncle brought a new TV set for us.
Amcam şu anda Hong Kong'da kalmaktadır.My uncle is staying in Hong Kong at present.

İlgili Sayfalar