da ile cümle
da kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Daha yüksek sesle konuşun böylece herkes sizi duyabilir.Speak louder so everyone can hear you.
Herkes seni duyabilsin diye lütfen daha yüksek sesle konuş.Please speak more loudly so that everybody can hear you.
Bana bir bardak daha süt verir misin?Will you give me another glass of milk?
Bana da bir bardak süt getir.Get me a glass of milk.
Mari, Macaristan'daydı.Mari has been in Hungary.
Mayuko soğuk suya daldı.Mayuko dived into the cold water.
Mayuko müziğe göre dans ediyor.Mayuko is dancing to the music.
Mayuko dargın görünüyor.Mayuko looks cross.
Birkaç dakika içinde ayrılacağız.We will take off in a few minutes.
Birkaç dakika içinde yeni Tokyo Uluslararası Havalimanına iniyor olacağız.In a few minutes we'll be landing at New Tokyo International Airport.
Madonna Japonya'da her lise öğrencisi tarafından bilinmektedir.Madonna is known to every high school student in Japan.
Sperm balinası 1000 metre derinliğe dalabilir.The sperm whale can dive to a depth of 1,000 meters.
Onun başaracağına dair son dolarımla bahse girerim.I'll bet my bottom dollar he'll succeed.
Daha sonra onu arayacağım.I'll call him later.
Sanırım daha sonra tekrar gelirim.I think I'll come back later.
Daha sonra tekrar arayacağım.I'll call again later.
Eğer hâlâ açsan, bir hamburger daha ye.If you're still hungry, have another hamburger.
Daha sonra görüşürüz.I'll see you later.
Bir gün daha geçti.Another day passed.
Hakkımı daha sonra kullanabilir miyim?May I take a rain check?
Gittikçe daha fazla insan yardım etmeyi teklif etti.More and more people offered to help.
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
İlk etapta, dakik olmalısın.In the first place, you should be punctual.
Masako, Japonya'da liseyi bitirdi ve sonra Harvard'dan mezun oldu.Masako finished high school in Japan and then graduated from Harvard.
Rahibe Teresa Hindistan, Kalküta'da yaşamış ve çalışmış Katolik bir rahibeydi.Mother Teresa was a Catholic nun who lived and worked in Calcutta, India.
Rahibe Teresa, 1910 yılında Yugoslavya'da doğdu.Mother Teresa was born in Yugoslavia in 1910.
Dağ bisikleti yarışları son birkaç yıldır genç Japonlarla tutuldu.Mountain bike racing has caught on with young Japanese in the past few years.
Michael sadece İngilizce değil Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Michael İngilizcenin yanı sıra Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Mike'dan başka herkes partide idi.All but Mike were present at the party.
Mike toplantının başkanı gibi davrandı.Mike acted as chairperson of the meeting.
Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.Mike has a friend who lives in Chicago.
Mike'ın Florida'da birkaç arkadaşı var.Mike has a few friends in Florida.
Duruma göre davranalım.Let's play it by ear.
Mark, 1991 yılında Harvard'dan mezun oldu.Mark graduated from Harvard in 1991.
Ben sadece bir dakika ile treni kaçırdım.I missed the train by only one minute.
Bir dakikalığına sizi görebilir miyim, lütfen?Could I see you a minute, please?
Sadece kısa bir yol, bu yüzden birkaç dakika içinde oraya yürüyebilirsiniz.It's only a short way, so you can walk there in a few minutes.
Sadece birkaç dakika sürer.It only takes a few minutes.
Sadece on beş dakika.Only fifteen minutes.
Yalnızca on beş dakika.Only fifteen minutes.
Bay White, saat 10:30 'da Tokyo'ya varacak.Mr White arrives in Tokyo at 10:30.
Bob da bir araba sürebilir.Bob can drive a car, too.
Amcanız Bob, akşam yemeği için bize davet etti.Uncle Bob invited us to have dinner.
Neredeyse herkes davet edildi.Almost everybody was invited.
Otele giden yol dar.The road which leads to the hotel is narrow.
Bu otelde bir doktor ya da hemşire var mı?Do you have a doctor or nurse in this hotel?
Sıcak limon suyu içtiğimde kendimi daha iyi hissediyorum.I feel better when I drink hot lemon juice.
Demlikte varsa biraz daha çay alabilir miyim?May I have some more tea if there is any in the pot?
Demlikte biraz daha çay olmalı.There must have been some more tea in the pot.
Ben Boston'da bir yabancıydım.I was a stranger in Boston.
O iş için daha çok erkek atamak zorunda kaldım.I have to assign more men to that work.
Benim dolma kalem ile ne yaptın? Bir dakika önce buradaydı.What have you done with my pen? It was here a minute ago.
Saatim ayda iki dakika ileri gider.My watch gains two minutes a month.
Paul saat gibi dakiktir.Paul is punctual like a clock.
Dün sadece toplar değil aynı zamanda sopa da çalındı.Not only the balls; the bat was also stolen yesterday.
Bir apartman dairesi bulmak zor olabilir.Finding an apartment can be difficult.
Kalem kılıçtan daha güçlüdür.The pen is mightier than the sword.
Kim daha ağırdır, Ben mi yoksa Mike mı?Who is heavier, Ben or Mike?
Helen ve Kathy Tokyo'nun bir banliyösünde bir daire kiraladı.Helen and Kathy rented an apartment in a suburb of Tokyo.